Son güncelleme: 18 Ekim 2026
Tutuklama Kararı Nedir? (CMK m.100)
Ceza Muhakemesi Kanunu‘nda düzenlenen tutuklama kararı, şüpheli veya sanığın özgürlüğünü geçici olarak sınırlayan ve istisnai bir şekilde uygulanması gereken bir koruma tedbiridir. Bu tedbirin amacı “ceza vermek” değil; kaçma, delilleri karartma ya da tanık ya da mağdur üzerinde baskı kurulması risklerini önlemektir. Kişi hürriyetine doğrudan müdahale eden bu niteliği nedeniyle tutuklama, genel ifadelerle değil; somut olayın olguları ve dosya kapsamındaki delillerle desteklenen kanuni şartlar mevcutsa gündeme gelebilir.
Uygulamada süreç çoğu kez gözaltı, savcılığa sevk, sulh ceza hakimliği sorgusu neticesinde tutuklama, adli kontrol veya serbest bırakma yönünde karar ile sonuçlanır. Bu kritik aşamada; dosyadaki delillerin doğru okunması, lehe delillerin hızlı şekilde sunulması, kaçma veya karartma iddialarına somut karşılık verilmesi ve ölçülülük ilkesinin güçlü biçimde vurgulanması, kararın yönünü doğrudan etkiler.

Ceza yargılamasının genel işleyişi, hak ve yetkiler ile stratejik adımlar için Ceza Davaları rehberimize de göz atabilirsiniz.
Tutuklama Kararının Şartları (CMK m. 100)
Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre tutuklama kararı verilebilmesi için iki temel koşulun birlikte bulunması gerekir: Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ile en az bir tutuklama nedeninin mevcut olması. Ayrıca hakim, işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde tutuklama kararı veremez.
CMK 100’ün birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:
(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(4) Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.
Üçüncü fıkra, tutuklama nedeninin var sayılabileceği katalog suçları sayar; aşağıda örnekleri var. Bu listeye 2022’de 7406 sayılı Kanunla kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu ile sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu da eklenmiştir.
Kuvvetli Suç Şüphesi
Tutuklama, “iddia var” diye değil; dosya içeriğinde şüpheyi güçlendiren ve somutlaştıran deliller bulunduğunda gündeme gelir. Uygulamada kamera veya HTS-baz verileri, banka hareketleri, yazışmalar, fiziki deliller, bilirkişi raporu ve tanık beyanları gibi veriler; tek tek ve birlikte değerlendirilerek bu şartın oluşup oluşmadığı tartışılır.
Tutuklama Nedenleri ve Katalog Suçlar
CMK m.100 hükmü doğrultusunda aşağıdaki hallerde tutuklama nedeni var sayılabilir:
- Şüpheli ya da sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. (CMK m.100/2-a)
- Şüpheli ya da sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (CMK m.100/2-b)
- CMK m. 100/3’de zikredilen katalog suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde.
Katalog suçlara örnek olarak;
- Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80),
- Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
- Kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f),
- Neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),
- İşkence (madde 94, 95),
- Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
- Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
- Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
- Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
sayılabilir. Yukarıda arz edilen hallerin veya suçların gündeme gelmesi, tutuklamanın otomatik olarak uygulanacağı anlamına gelmez. Her somut olayda tutuklama nedenlerinin gerekçeli ve ölçülü biçimde değerlendirilmesi; tutuklama yerine adli kontrol tedbirlerinin yeterli olup olmadığının ayrıca tartışılması gerekir.
Tutuklama Yasağı: Hangi Suçlarda Tutuklama Kararı Verilemez?
CMK m. 100/4 hükmü çerçevesinde yalnız adli para cezasını gerektiren veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.
Örneğin temel şekilleri bakımından hakaret (TCK 125/1), tehdit (TCK 106/1), konut dokunulmazlığının ihlali (TCK 116/1) ve taksirle yaralama (TCK 89/1) suçlarında cezanın üst sınırı iki yılı geçmediği için tutuklama kararı verilemez. Suçun nitelikli hali veya başka bir suç isnadı varsa değerlendirme değişir. Kasten yaralama gibi vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar ise üst sınır iki yılı geçmese bile bu yasağın dışındadır.
Tutuklama yasağı bulunan hallerde de adli kontrol uygulanabilir (CMK 109/2).
Tutuklama Kararını Kim Verir? (CMK 101)
Kısa cevap: Tutuklama kararını yalnız hakim verir. Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hakimi, kovuşturma aşamasında ise savcının istemi üzerine veya kendiliğinden davaya bakan mahkeme karar verir (CMK 101/1). 1982 Anayasası’nın 19. maddesi de tutuklamanın ancak hakim kararıyla yapılabileceğini öngörür. Savcı veya kolluk tutuklama kararı veremez; savcı yalnızca tutuklama isteyebilir.
Tutuklama kararı, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde farklı merciler tarafından verilir; ancak her iki evrede de ortak kural şudur: Tutuklama somut olgularla gerekçelendirilmek zorundadır ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağı mutlaka açıklanmalıdır (CMK 101).
Soruşturma Evresinde Tutuklama Kararı Kim Verir?
Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hakimi karar verir. Savcılık, sevk yazısında yalnızca tutuklamayı istemekle yetinemez; istem mutlaka gerekçeli olmalı ve adli kontrolün yetersiz kalacağına dair hukuki ve fiilî nedenleri içermelidir (CMK 101/1).
Kovuşturma Evresinde Tutuklama Kararı Kim Verir?
Kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re’sen (kendiliğinden) mahkeme karar verebilir (CMK 101/1). Bu aşamada da kararın gerekçeli olması ve adli kontrol tedbirlerinin neden yetersiz kalacağının açıklanması gerekir.
CMK 101 Ne Düzenler?
- 101/1: Tutuklama kararını kimin vereceğini ve savcının tutuklama isteminin gerekçeli olması gerektiğini düzenler.
- 101/2: Kararda kuvvetli suç şüphesinin, tutuklama nedeninin, tedbirin ölçülü olduğunun ve adli kontrolün yetersiz kalacağının somut olgularla gösterilmesini ister. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir ve yazılı örneği verilir.
- 101/3: Tutuklama istenen kişi, seçtiği veya barodan görevlendirilen bir müdafiin yardımından yararlanır.
- 101/4: Tutuklanmayan şüpheli veya sanık derhal serbest bırakılır.
- 101/5: Bu madde ve CMK 100 uyarınca verilen kararlara itiraz edilebilir.
Tutuklama Kararı Ne Zaman Verilir, Kaç Günde Çıkar?
Tutuklama kararı ayrı bir bekleme süresinden sonra değil, sorgunun sonunda verilir. Soruşturmada gözaltındaki şüpheli savcılığa, savcı tutuklama isterse sulh ceza hakimliğine sevk edilir; hakim şüpheliyi müdafii hazır bulunarak sorguya çeker ve tutuklama, adli kontrol veya serbest bırakma yönünde karar verir. Gözaltı süreleri (genel olarak 24 saat, toplu suçlarda en fazla dört gün) bu sevkin üst sınırını oluşturur.
Kovuşturmada mahkeme, duruşmada veya yakalama emriyle getirilen sanığın sorgusundan sonra tutuklama kararı verebilir. Kararın verildiği gün öğrenilmesi, iki haftalık itiraz süresinin başlangıcı bakımından önemlidir.
Tutukluluk Süresi Ne Kadardır? (CMK m.102)
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda tutukluluk bakımından azami süreler düzenlenmiştir. Buna göre ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok 1 yıl olup zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek 6 ay daha uzatılabilir.
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde ise tutukluluk süresi en çok 2 yıldır; zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilir. Ancak uzatma süresi toplam 3 yılı; TCK’nın belirli bölümlerindeki suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda ise 5 yılı geçemez.
Bu uzatma kararları verilirken Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafinin görüşleri alındıktan sonra karar verilmesi gerekir.
Öte yandan CMK m.102/4 ile soruşturma evresi yönünden ayrıca üst sınırlar da getirilmiştir. Soruşturma evresinde tutukluluk süresi; ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından en çok 6 ay, ağır cezanın görevine giren işler bakımından ise en çok 1 yıl olabilir. Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok 1 yıl 6 ay olup, gerekçesi gösterilerek 6 ay daha uzatılabilir.
Son olarak, fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından bu süreler yarı oranında; 18 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır.
Tutukluluğun İncelenmesi Nedir? (CMK m.108)
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda tutukluluğun incelenmesi (ara mahkeme olarak adlandırılan) tutuklu bulunan şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmediğinin belirli aralıklarla denetlenmesi anlamına gelir.
Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla, tutukluluğun devamının gerekip gerekmediği; Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hakimi tarafından, CMK m.100 hükümleri gözetilerek ve şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karara bağlanır.
Kovuşturma evresinde ise hakim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmediğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da otuz günlük süre içinde re’sen karar verir.
Tutuklama Kararına İtiraz
CMK 101/5 maddesi çerçevesinde verilen karara itiraz edilebilir. Tutuklama dosyalarında sonuç çoğu zaman doğru zamanlanmış ve delile dayalı başvurularla alınır. Savunmada genellikle şu hatlar kurulur:
1) Kuvvetli şüpheye itiraz: Teşhis, HTS, kamera ya da banka hareketi gibi delillerin çelişkileri; tek delile dayalı değerlendirme (özellikle beyan delili); bilirkişi raporu ihtiyacı ve gerekçeye konu somut delilin incelenmesi üzerinde durulur.
2) Tutuklama nedenleri yok (somut olgu yok) vurgusu: Sabit ikamet, düzenli iş ve ailesel bağlar nedeniyle kaçma şüphesinin zayıf olduğu; delillerin toplanmış veya koruma altına alınmış olması sebebiyle delil karartma riskinin bulunmadığı; tanık ya da mağdurla temas iddiası olmadığı için baskı riskinin olmadığı ifade edilir.
3) Adli kontrol talebi (tutuklamaya alternatif): Tutuklama yerine adli kontrol uygulanması talep edilebilir. Bu talepte, dosyadaki risklerin hangi yükümlülüklerle karşılanabileceği somut olarak açıklanmalıdır. İmza yükümlülüğü, yurt dışına çıkış yasağı ve diğer tedbirlerin uygulanması ile kaldırılması hakkında adli kontrol yazımızdan bilgi alabilirsiniz.
4) Tahliye talebi (her aşamada): Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilmesini (tahliye) isteyebilir. Bu taleplerin reddi halinde de kanun yolu açıktır.

Tutuklamaya İtiraz Süresi Nedir?
Tutuklama kararına itiraz süresi, kural olarak kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır. CMK m.268/1 uyarınca başvuru, kararı veren hakimlik veya mahkemeye yapılır. İki haftalık süre 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar için geçerlidir; daha önceki kararlarda itiraz süresi yedi gündü.
Kararın yüzüne karşı açıklandığı kişi bakımından öğrenme tarihi çoğunlukla bu tarihtir. Kararın sonradan öğrenildiği durumlarda ise bildirim şekli ve öğrenme tarihi ayrıca incelenmelidir. Sürenin başlangıcı yalnızca kararın üzerinde yazan tarihe bakılarak belirlenmemelidir.
İtirazın süresinde yapılması kadar, tutuklama gerekçelerine somut cevap verilmesi de önemlidir. Dilekçede kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedenleri, ölçülülük ve adli kontrolün yeterli olup olmayacağı dosyadaki delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
Tutuklama Kararına İtiraz Nereye Yapılır?
İtiraz, kararı veren hakimliğe veya mahkemeye sunulan bir dilekçeyle yapılır; Kararına itiraz edilen hakim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir. CMK m.268/3’teki kurala göre itirazı incelemeye yetkili mercie gönderilir. Sulh ceza hakimliğinin tutuklama kararlarında itirazı inceleme yetkisi, sulh ceza hakimliğinin bulunduğu yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hakimine aittir.
Asliye ceza mahkemesi hakimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine aittir. Ağır ceza mahkemesinin kararlarına karşı itirazlarda ise; aynı yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesi varsa numara olarak kendisini izleyen daire, son numaralı daire için birinci daire; tek daire varsa en yakın ağır ceza mahkemesi yetkilidir.
Tutuklamaya İtiraz Dilekçesinde Neler Yer Almalı?
- Kararı veren sulh ceza hakimliği veya mahkeme, dosya numarası ve kararın öğrenildiği tarih.
- Kuvvetli suç şüphesinin hangi delillere dayandırıldığı ve bu delillerin neden yetersiz kaldığı.
- Kaçma veya delil karartma şüphesine karşı somut olgular: yerleşim yeri, aile ve iş bağları, delillerin toplanmış olması.
- Tutuklamanın ölçülü olmadığı ve adli kontrol tedbirlerinin neden yeterli olacağı.
- Talep: tutuklamanın kaldırılarak tahliye, kabul edilmezse adli kontrol uygulanması.
Tutuklama Kararına Kimler İtiraz Edebilir?
CMK hükümleri uyarınca, tutuklama kararına; şüpheli veya sanık bizzat, müdafi (avukatı), yasal temsilcisi ile eşi süresi içinde itiraz edebilir. Ayrıca şüpheli veya sanığın başvurusuna ilişkin hükümler, bu kişiler tarafından yapılacak başvurular ve başvuruyu izleyen işlemler bakımından da aynı şekilde uygulanır.
İtirazın İncelenmesi Nasıl Yapılır?
İtiraz incelemesi kural olarak duruşma yapılmaksızın, evrak üzerinden yapılır. Ancak merci gerekli görürse Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekili dinlenir. İtiraz yerinde görülürse merci yalnız tutuklama kararını kaldırma ile yetinmez; aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir. Yine CMK m.271 kapsamında kararın mümkün olan en kısa sürede verilmesi esastır.
Uygulamada bu bölümün savunma için yansıması şudur: İtiraz dilekçesi, dosyaya yeni bir şey katmayan soyut özgürlük vurgusu yerine, dosyadaki mevcut delillerin çelişkisini ve tutuklama gerekçesinin somut olgu eksikliğini gösterecek şekilde kurulmalıdır. Çünkü merci çoğu dosyada duruşma açmadan karar verdiği için, dilekçe son derece önemlidir.
Tutuklamaya İtiraz ile Tahliye Talebi Arasındaki Fark Nedir?
Tutuklamaya itiraz, belirli bir tutuklama veya tutukluluğun devamı kararının denetlenmesini amaçlar ve ilgili başvuru süresine tabidir. Tahliye talebi ise mevcut tutukluluğun sona erdirilmesi istemidir. CMK m.104 uyarınca soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında ileri sürülebilir.
Tahliye istemek için iddianamenin hazırlanmasını veya ilk duruşmayı beklemek gerekmez. Delillerin toplanması, tutuklama gerekçelerinin zayıflaması, sağlık durumundaki gelişmeler veya adli kontrolün yeterli hale gelmesi gibi hususlar başvuruda açıklanabilir.
İtirazın reddedilmesi, daha sonra tahliye talebinde bulunulmasını engellemez. Bununla birlikte itiraz merciinin kararı kural olarak kesindir; ilk defa itiraz mercii tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı ise itiraz mümkündür. Sonradan yapılan tahliye başvurusu, önceki karara ilişkin kaçırılmış itiraz süresini yeniden başlatmaz.
Tutuklulukta Geçen Süre Cezadan Düşülür mü?
Evet. Hükümden önce gözaltında ve tutuklulukta geçen süre, verilen hapis cezasından mahsup edilir (TCK 63). Kalan sürenin ve koşullu salıverilme tarihinin hesabı için infaz hesaplama yazımıza bakabilirsiniz.
Haksız Tutuklama Nedeniyle Tazminat İstenebilir mi?
Kanuna uygun olarak tutuklandıktan sonra hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya beraat kararı verilen kişi, CMK 141/1-e uyarınca devletten tazminat isteyebilir. Kanuni koşullar dışında tutuklama veya makul sürede hüküm verilmemesi gibi haller de aynı maddede sayılmıştır. Başvuru, kararın kesinleştiğinin bildirilmesinden itibaren üç ay ve her durumda kesinleşmeyi izleyen bir yıl içinde yapılmalıdır (CMK 142).
1 Haziran 2024’ten itibaren CMK 141/1-e kapsamındaki istemler ağır ceza mahkemesine değil, Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonu’na yapılır (CMK 142/2, 6384 sayılı Kanun). Kanuni koşullar dışında tutuklama gibi diğer hallerde istem yine ağır ceza mahkemesine yapılır.
Tutuklama Kararına Yönelik İçtihatlar
Tutukluluğun Devamında Ölçülülük ve “Gerekçe”
Tutuklama, tutukluluğun devamı ve tahliye talebinin reddi kararlarında; kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedenleri, ölçülülük ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağı somut olgularla açıklanmalıdır. Bu gerekçelendirme yükümlülüğü CMK m.101/2’de düzenlenmiştir.
AİHM Büyük Dairesi, Buzadji/Moldova Cumhuriyeti kararında, makul suç şüphesine ek olarak tutuklamayı haklı gösteren ilgili ve yeterli gerekçelerin ilk tutuklama kararından itibaren bulunması gerektiğini belirtmiştir. Bu nedenle ilk tutuklama aşamasında genel veya yetersiz gerekçelerin kabul edilebileceği sonucuna varılmamalıdır. Tutukluluk devam ederken de dosyadaki gelişmeler ve özgürlükten yoksun bırakmanın halen gerekli olup olmadığı değerlendirilmelidir (B. No: 23755/07, 5 Temmuz 2016, §102).
AYM’ye Göre Kanunilik Denetimi ve Keyfiliğin Önlenmesi
AYM’ye göre kişi hürriyeti ve güvenliğine ilişkin sınırlamaların kanunda belirtilen esas ve usule uygunluğunu sağlama yükümlülüğü ilke olarak idari organlara ve derece mahkemelerine aittir; idare ve mahkemeler esas ve usule ilişkin hukuk kurallarına uymakla yükümlüdür. Anayasa’nın 19. maddesi, bireyi keyfi şekilde özgürlüğünden alıkoymaya karşı korur; bu nedenle tutuklamanın şekil ve şartlarının kanunda gösterilmesi kuralı gereğince tutukluluğun “kanuni” dayanağının bulunup bulunmadığı ve uygulamanın keyfiliği önleyecek biçimde erişilebilir, kesin ve öngörülebilir olup olmadığı AYM tarafından incelenmelidir (AYM, B. No: 2012/1137, prg. 44; AYM, B. No: 2012/152, prg. 40).
“Bariz Aykırılık” ve “Açık Keyfilik” Hallerinde Bireysel Başvuruda İnceleme
AYM, kural olarak derece mahkemelerinin takdir alanına saygı gösterse de; kanun veya Anayasa’ya bariz şekilde aykırı yorumlar ya da delillerin takdirinde açıkça keyfilik bulunması halinde hak ihlali doğurabilecek bu tür kararların bireysel başvuruda incelenmesi gerektiğini belirtir. Aksi kabul, bireysel başvurunun getiriliş amacıyla bağdaşmaz (AYM, B. No: 2012/1272, §75; AYM, B. No: 2014/912, prg. 44).
“Delil Karartma” Gerekçesi Klişe Bırakılamaz: “İlgili ve Yeterli” Olmalıdır.
AYM, tutukluluğun devamı bakımından “delillerin karartılması olasılığı” gibi gerekçelerin, dosyanın geldiği aşama ve delil durumu ile somutlaştırılmasını arar. Mahkûmiyet kararının bilirkişi raporları, iletişimin tespiti kayıtları ve dosya belgelerine dayandığı bir tabloda, tutukluluğun devamında “delil karartma olasılığı” gerekçesi ilgili ve yeterli görülmeyebilir (AYM, B. No: 2012/1272, prg. 116–117). Benzer şekilde AYM, tahliye taleplerinin reddinde kaçma ve delil karartma olasılığının somut olgu veya durumla ilişkilendirilmemesini Anayasa m.19/7’ye aykırı bulmuştur (AYM, B. No: 2013/6149, prg. 54–55).
Tutukluluğa İtirazda Savcılık Görüşü Bildirilmelidir
İtiraz incelenirken Cumhuriyet savcılığından görüş alınmışsa bu görüşün tutuklu kişiye veya müdafiine bildirilmesi gerekir. Anayasa Mahkemesi, savcılık görüşünün bildirilmemesini Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasındaki güvencenin ihlali saymıştır (AYM, Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No: 2012/1158, 21.11.2013). Bu nedenle itiraz sürecinde dosyaya giren görüşlere karşı beyanda bulunma imkanı takip edilmelidir.
Mahkûmiyet Sonrası Tutukluluğun Dayanağı ve Temyiz Süresi Tartışması
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, mahkûmiyet hükmü kurulduktan sonra tutukluluğun dayanağının mahkûmiyet hükmü olduğunu, bu nedenle temyizde geçen sürenin tutukluluk süresine dâhil edilmeyeceğini kabul etmiştir (YCGK, 12.04.2011, E.2011/1-51, K.2011/42). Bu yaklaşım uygulamada “mahkûmiyet sonrası tutukluluk” tartışmalarında dayanak karar olarak öne çıkar.
Tahliye Taleplerinin Reddi “Kişiselleştirilmiş Gerekçe” İçermelidir.
AYM’ye göre tahliye taleplerini inceleyen mahkemeler, ret kararlarında gerekçelerini yeterince kişiselleştirmeli; kaçma ya da delilleri karartma ihtimalini inandırıcı somut olgularla ortaya koymalıdır. Örneğin milletvekili seçilmiş başvurucu hakkında, kaçacağına veya delil karartacağına dair somut olgu ortaya konulmaksızın tahliye taleplerinin reddedilmesi eleştirilmiştir (AYM, B. No: 2012/849, prg. 101–102).
Tutuklama Kararına İtiraz ve Tahliye İçin İstanbul Ceza Avukatı
Yakınınız tutuklandıysa, tutuklama kararının gerekçesi ve itiraz süresinin gecikmeden değerlendirilmesi önemlidir. İtiraz veya tahliye başvurusu hazırlanırken suçlamaya ilişkin deliller, tutuklama nedenleri, tutukluluk süresi ve adli kontrol seçenekleri incelenir. Kişinin ikamet, çalışma, sağlık ve aile durumuna ilişkin belgeler de dosyayla ilgileri ölçüsünde değerlendirilerek başvuruda kullanılabilir.
İstanbul Anadolu Adliyesinde yürütülen soruşturma ve ceza davalarında; tutuklama kararlarına itiraz, tahliye talepleri ve dosyanın takibi konusunda avukatlık hizmeti sunuyoruz. Adliye Kartal’da olduğundan buradaki dosyalar için Kartal ceza avukatı sayfamıza da bakabilirsiniz. Soruşturma ve yargılama aşamalarındaki hizmetlerimiz hakkında İstanbul ceza avukatı sayfamızdan bilgi alabilirsiniz.
Tutuklanan yakınınızın dosyasının incelenmesi, başvuru süresinin kontrol edilmesi ve izlenebilecek hukuki yolların değerlendirilmesi için Av. Ebubekir Kozan ile iletişime geçebilirsiniz.
Tutuklama Kararı Hakkında Sık Sorulan Sorular
Tutuklama kararı hangi şartlarda verilir?
Tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller, bir tutuklama nedeni ve ölçülülük koşulu birlikte değerlendirilir. Adli kontrolün neden yetersiz kalacağı da açıklanmalıdır. Suçun katalogda bulunması, otomatik olarak tutuklama kararı verileceği anlamına gelmez.
Tutukluluk en fazla ne kadar sürebilir?
CMK m.102’ye göre ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde süre en çok bir yıldır; zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek altı ay uzatılabilir. Ağır cezanın görevine giren işlerde süre en çok iki yıl olup uzatma süresi toplam üç yılı geçemez. Kanunda ayrıca belirtilen suçlarda uzatma süresinin üst sınırı beş yıldır.
Soruşturma evresine özgü sınırlar ayrıca uygulanır: Ağır cezanın görevine girmeyen işlerde altı ay, görevine giren işlerde bir yıl; kanunda belirtilen özel suç gruplarında ve toplu suçlarda ise bir yıl altı ay ve gerekçeli olarak altı aylık uzatma söz konusudur. Çocuklar bakımından süreler indirimli uygulanır.
Bunlar azami sınırlardır; kişinin bu süreler boyunca mutlaka tutuklu kalacağı anlamına gelmez. Tutuklama koşulları ortadan kalktığında daha önce tahliye kararı verilebilir.
Tutuklama kararına kaç gün içinde itiraz edilir?
İtiraz süresi, kural olarak kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır. Başvuru, kararı veren hakimlik veya mahkemeye yapılır. Öğrenme tarihi ve süre hesabı somut dosya üzerinden kontrol edilmelidir.
Tutuklama yerine adli kontrol uygulanabilir mi?
Evet. Kanuni koşulların bulunması halinde tutuklama yerine imza yükümlülüğü, yurt dışına çıkış yasağı, güvence yatırılması veya konutu terk etmeme gibi adli kontrol yükümlülükleri uygulanabilir. Hangi tedbirin yeterli ve ölçülü olduğu dosyanın özelliklerine göre değerlendirilir.
Yakınım tutuklandı, ne yapmalıyım?
Öncelikle tutuklama kararını veren merci, dosya numarası, karar tarihi ve kişinin bulunduğu ceza infaz kurumu öğrenilmelidir. Müdafiyle görüşülerek kararın gerekçesi, başvuru süresi ve dosyaya sunulabilecek belgeler değerlendirilmelidir. Sağlık, ikamet, çalışma ve aile durumuna ilişkin bilgiler ilgili belgelerle desteklenebilir.
İlk duruşmadan önce tahliye mümkün mü?
Evet. Tahliye talebi için ilk duruşmanın yapılmasını beklemek gerekmez. Soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilme istenebilir. Talebin kabulü, tutukluluğun devamını gerektiren koşulların bulunup bulunmadığına göre değerlendirilir.
Tutuklamaya itiraz kaç günde sonuçlanır?
İtirazın tamamının mutlaka belirli sayıda günde sonuçlandırılacağına ilişkin tek bir süre yoktur. Kararı veren merci, itirazı yerinde görmezse en çok üç gün içinde yetkili mercie gönderir. Bu üç günlük süre, toplam sonuçlanma süresi değildir. CMK m.271 uyarınca itiraz hakkında mümkün olan en kısa sürede karar verilmelidir.
Hazırlayan: Av. Ebubekir Kozan