Ceza Hukuku

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu TCK 135

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu TCK 135
Ceza Hukuku

Son güncelleme: 18 Ekim 2026

Kısa cevap: TCK 135, kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetmeyi suç sayar; cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapistir (TCK 135/1). Kaydedilen veri kişinin siyasi, felsefi veya dini görüşüne, ırki kökenine, ahlaki eğilimine, cinsel yaşamına, sağlık durumuna ya da sendikal bağlantısına ilişkinse ceza yarı oranında artırılır (TCK 135/2). Suç şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamında değildir.

TCK 135 Nedir? Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 135. maddesinde düzenlenen ve kişilere ait verilerin hukuka aykırı şekilde kayıt altına alınmasını cezalandıran bir suç tipidir. Bu suçta önemli olan nokta, kişisel verinin mutlaka üçüncü kişilerle paylaşılmış olması değildir. Bir kişiye ait verinin hukuka aykırı biçimde listeye, dosyaya, elektronik tabloya, veri tabanına, arşive veya sisteme kaydedilmesi de TCK 135 kapsamında ceza sorumluluğu doğurabilir.

Günümüzde kişisel verilerin korunması; iş hayatı, sağlık sektörü, sosyal medya, kamera kayıtları, insan kaynakları uygulamaları, müşteri veri tabanları ve dijital platformlar bakımından son derece önemli hâle gelmiştir. Özellikle kimlik bilgileri, telefon numarası, adres, sağlık verisi, sendikal bilgi, siyasi görüş, dini kanaat, konum bilgisi veya kişiyi belirlenebilir kılan başka verilerin hukuka aykırı şekilde kaydedilmesi halinde kişisel verilerin kaydedilmesi suçu gündeme gelebilir.

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu TCK 135

TCK 135 Madde Metni: 135/1 ve 135/2

(1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişisel verinin, kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin olması durumunda birinci fıkra uyarınca verilecek ceza yarı oranında artırılır.

TCK 135/2 Nedir, Hangi Verileri Kapsar?

Kısa cevap: TCK 135/2, suçun temel hali için verilecek cezayı yarı oranında artıran bir nitelikli haldir. Yalnızca maddede sayılan verilerde uygulanır: siyasi, felsefi veya dini görüş; ırki köken; ahlaki eğilim; cinsel yaşam; sağlık durumu ve sendikal bağlantı. Bu durumda ceza 1 yıl 6 aydan 4 yıl 6 aya kadar hapis olur.

Örneğin bir çalışanın hastalık raporunun, sendika üyeliğinin veya dini görüşüne ilişkin bilginin hukuki dayanak olmadan bir listeye ya da dosyaya kaydedilmesi 135/2 kapsamında değerlendirilebilir.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’ndaki (KVKK m. 6) “özel nitelikli kişisel veri” listesi daha geniştir; örneğin kılık ve kıyafet, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleri ile biyometrik ve genetik veriler de bu listededir. Ancak ceza artırımı yalnızca TCK 135/2’de sayılan veriler için uygulanır; listede yer almayan bir verinin hukuka aykırı kaydı TCK 135/1 kapsamında kalır.

Kişisel Veri Nedir?

Kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgidir. Bu tanım oldukça geniştir. Bir verinin kişisel veri sayılması için tek başına kişinin adını içermesi zorunlu değildir. Veri, doğrudan veya dolaylı olarak bir kişiyi belirlenebilir hâle getiriyorsa kişisel veri niteliği taşıyabilir.

Kişisel veriye örnek olarak şunlar gösterilebilir:

  • Ad ve soyad,
  • T.C. kimlik numarası,
  • Telefon numarası,
  • E-posta adresi,
  • Ev veya iş adresi,
  • Doğum tarihi,
  • Araç plakası,
  • IP adresi,
  • Konum bilgisi,
  • Fotoğraf,
  • Ses kaydı,
  • Kamera görüntüsü,
  • Sağlık bilgileri,
  • Banka ve finans bilgileri,
  • Sendikal bağlantı,
  • Siyasi veya dini görüş,
  • İş başvuru ve özlük bilgileri.

Ceza hukuku bakımından dikkat edilmesi gereken nokta, kişisel verinin yalnızca “gizli bilgi” ile sınırlı olmamasıdır. Herkes tarafından belli ölçüde bilinen veya görünür olan bir bilgi de kişiyi belirlenebilir kılıyorsa kişisel veri niteliği taşıyabilir. Bu nedenle “telefon numarası zaten biliniyordu” veya “fotoğraf sosyal medyada vardı” şeklindeki savunmalar her olayda otomatik olarak hukuka uygunluk sağlamaz.

Fotoğraf, ses kaydı ve kamera görüntüsü kişisel veri olabilir; ancak Yargıtay, kişinin özel hayatına ait görüntü ve seslerin rızası dışında kaydedilmesini TCK 135 değil özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK 134) kapsamında değerlendirmektedir.

TCK 135 Suçunun Unsurları Nelerdir?

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun oluşabilmesi için bazı temel unsurların birlikte bulunması gerekir. Her kişisel veri işleme faaliyeti otomatik olarak suç oluşturmaz. Suçun oluşması için kayıt işleminin hukuka aykırı olması gerekir.

1. Ortada Kişisel Veri Bulunmalıdır

TCK 135’in uygulanabilmesi için kayıt altına alınan bilginin gerçek kişiye ait kişisel veri niteliğinde olması gerekir. Tüzel kişilere ait ticari bilgiler, şirket sırları veya kurumsal veriler doğrudan TCK 135 kapsamında kişisel veri sayılmaz. Ancak bir şirketin çalışanına, yöneticisine, müşterisine veya iş başvurusu yapan kişiye ait bilgiler gerçek kişiyle bağlantılı olduğu ölçüde kişisel veri sayılabilir.

2. Kişisel Veri Kaydedilmelidir

Suçun hareket unsuru, kişisel verinin kaydedilmesidir. Kaydetme fiili geniş yorumlanır. Verinin bilgisayara, telefona, harici belleğe, bulut sistemine, Excel dosyasına, fiziki klasöre veya başka bir kayıt ortamına aktarılması bu kapsamda değerlendirilebilir.

Burada önemli olan, bilginin sonradan kullanılabilecek şekilde kayıt altına alınmasıdır. Sadece öğrenme veya akılda tutma, kural olarak kaydetme fiili kapsamında değerlendirilmez. Ancak öğrenilen bilginin bir liste, dosya, tablo, arşiv veya sistemde saklanması halinde TCK 135 gündeme gelebilir.

3. Kayıt Hukuka Aykırı Olmalıdır

TCK 135 bakımından en kritik unsur hukuka aykırılıktır. Bir verinin kişisel veri olması tek başına suç için yeterli değildir. Kayıt işleminin hukuki dayanağı yoksa, rıza geçerli değilse, kanuni yetki aşılmışsa veya veri işleme amacı meşru değilse hukuka aykırılık söz konusu olabilir.

Örneğin işverenin bordro, SGK, özlük dosyası ve iş güvenliği yükümlülükleri kapsamında bazı çalışan verilerini tutması kural olarak hukuka uygun olabilir. Ancak çalışanın siyasi görüşünü, dini inancını, sendikal eğilimini veya özel hayatına ilişkin bilgileri hukuki dayanak olmadan listelemesi TCK 135 bakımından ciddi ceza sorumluluğu doğurabilir.

4. Fail Kasten Hareket Etmelidir

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Failin, verinin kişisel veri niteliğinde olduğunu bilerek ve hukuka aykırı şekilde kayıt altına almayı istemesi gerekir. Taksirle işlenmesi kural olarak mümkün değildir.

Kastın tespitinde; failin görevi, veriye erişim yetkisi, kaydın amacı, kayıt sisteminin niteliği, verinin hangi ortamda tutulduğu ve kaydın olağan iş akışına uygun olup olmadığı birlikte değerlendirilir.

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçunun Cezası Nedir?

TCK 135/1’e göre, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kişi hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Kaydedilen verinin kişinin siyasi, felsefi veya dini görüşüne, ırki kökenine, ahlaki eğilimine, cinsel yaşamına, sağlık durumuna veya sendikal bağlantısına ilişkin olması halinde ceza yarı oranında artırılır.

Bunun yanında suçun, kamu görevlisi tarafından görevinin verdiği yetki kötüye kullanılarak veya belli bir meslek ya da sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi halinde TCK 137’nin (a) ve (b) bentleri uyarınca verilecek ceza ayrıca yarı oranında artırılır. Örneğin sağlık personeli, banka çalışanı, insan kaynakları personeli, kamu görevlisi veya mesleği gereği kişisel verilere erişebilen kişilerin bu yetkiyi kötüye kullanması halinde nitelikli hal gündeme gelebilir.

Durum Ceza
Kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi (TCK 135/1) 1 yıldan 3 yıla kadar hapis
TCK 135/2’de sayılan verilerin kaydedilmesi Ceza yarı oranında artırılır (1 yıl 6 ay – 4 yıl 6 ay)
Kamu görevlisi veya meslek kolaylığıyla işlenmesi (TCK 137/a-b) Ceza ayrıca yarı oranında artırılır

Bu nedenle özellikle sağlık verileri, sendikal bilgiler, siyasi görüşler, dini kanaatler, cinsel yaşama ilişkin bilgiler veya etnik kökenle bağlantılı verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi halinde ceza miktarı ağırlaşabilir.

Erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında esas alınan, kanundaki alt sınır değil, yargılama sonunda hükmolunan cezadır. Hükmolunan hapis cezası iki yıl veya daha az ise ve diğer şartlar bulunuyorsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK 231) ve erteleme (TCK 51) değerlendirilebilir. Hükmolunan ceza bir yıl veya daha az ise adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesi de mümkündür (TCK 49 ve 50). Suçun temel hali ve 135/2 için dava zamanaşımı 8 yıldır.

Şikâyet Süresi, Uzlaştırma ve Görevli Mahkeme

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu şikâyete tabi değildir; TCK 139, kişisel verilerin kaydedilmesi (TCK 135), verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme (TCK 136) ve verileri yok etmeme (TCK 138) suçlarını şikâyet şartının dışında tutar. Bu nedenle savcılık, suç işlendiğini öğrendiğinde re’sen soruşturma başlatabilir. Mağdurun şikâyetçi olmaması veya sonradan şikâyetten vazgeçmesi, kural olarak soruşturmanın ya da kovuşturmanın kendiliğinden sona ermesi sonucunu doğurmaz. Çünkü TCK 135 kapsamındaki suç, kamu adına takip edilen suçlardandır.

TCK 135 kapsamında kişisel verilerin kaydedilmesi suçu uzlaşmaya tabi suçlar arasında değildir: şikâyete bağlı değildir ve CMK 253’te uzlaştırmaya tabi olduğu sayılan suçlar arasında yer almaz.

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu bakımından görevli mahkeme kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi‘dir.

TCK 135 ile TCK 134, TCK 136 ve TCK 138 Arasındaki Farklar

Kısa cevap: TCK 135 verinin hukuka aykırı olarak kaydedilmesini, TCK 136 başkasına verilmesini, yayılmasını veya ele geçirilmesini, TCK 138 ise süresi geçen verilerin yok edilmemesini cezalandırır. Özel hayata ilişkin görüntü ve sesler ise TCK 134 kapsamındadır.

Suç Madde Cezalandırılan fiil Temel ceza Şikâyet
Özel hayatın gizliliğini ihlal TCK 134/1 Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal etmek 1 – 3 yıl hapis; görüntü veya seslerin kayda alınmasıyla işlenirse ceza bir kat artırılır Şikâyete bağlı
Özel hayata ilişkin görüntü veya sesleri ifşa TCK 134/2 Bu görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa etmek 2 – 5 yıl hapis Şikâyete bağlı
Kişisel verilerin kaydedilmesi TCK 135 Kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetmek 1 – 3 yıl hapis; 135/2’deki verilerde ceza yarı oranında artırılır Şikâyete bağlı değil
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme TCK 136 Kişisel verileri başkasına vermek, yaymak veya ele geçirmek 2 – 4 yıl hapis Şikâyete bağlı değil
Verileri yok etmeme TCK 138 Kanuni süre geçtiği halde verileri sistem içinde yok etmemek 1 – 2 yıl hapis; CMK’ya göre yok edilmesi gereken verilerde ceza bir kat artırılır Şikâyete bağlı değil

TCK 134, 135 ve 136’daki suçlar kamu görevlisi tarafından görevin verdiği yetki kötüye kullanılarak veya meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenirse ceza ayrıca yarı oranında artırılır (TCK 137). Şikâyet durumu TCK 139’a göredir.

Uygulamada en çok karıştırılan hususlardan biri, TCK 135’in TCK 134 ve TCK 136 ile sınırlarının doğru çizilmesidir. TCK 135, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesini cezalandırır. Burada odak nokta, verinin kayıt altına alınmasıdır. Buna karşılık TCK 136, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak bir başkasına verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi fiillerini düzenler. Dolayısıyla TCK 135’te verinin paylaşılması şart değildir; TCK 136’da ise paylaşım, yayma veya ele geçirme unsurunun öne çıktığı görülür. Bir veri önce hukuka aykırı şekilde kaydedilmiş, sonra da üçüncü kişilerle paylaşılmışsa, somut olayın özelliklerine göre her iki suç tipi yönünden ayrı değerlendirme gerekebilir.

TCK 134 ise kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal suçunu düzenler. Bu suç tipi özellikle özel hayata ilişkin görüntü ve seslerin kaydedilmesi veya ifşa edilmesi alanında önem taşır. İşte tam bu noktada, her görüntü kaydı veya her ekran görüntüsü otomatik olarak TCK 135 kapsamında değerlendirilmez. Özel hayata ilişkin mahrem görüntülerin kaydedildiği olaylarda çoğu zaman TCK 134 uygulanır. Aynı şekilde kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kayda alınması hâlinde TCK 133 de gündeme gelebilir. Bu nedenle özellikle görüntü, ses, mesaj, sosyal medya, kamera ve özel yazışma içeren olaylarda suç vasfının doğru tespiti son derece önemlidir.

TCK 135 ile KVKK Arasındaki İlişki

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na göre kişisel verilere ilişkin suçlar bakımından TCK’nın 135 ila 140. maddeleri uygulanır (KVKK m. 17/1). Kişisel verileri KVKK m. 7’ye aykırı olarak silmeyen veya anonim hale getirmeyenler ise verileri yok etmeme suçu (TCK 138) uyarınca cezalandırılır (KVKK m. 17/2). KVKK’ya aykırılıklar ayrıca Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından idari para cezasıyla yaptırıma bağlanabilir; idari yaptırım ile ceza soruşturması birbirinden ayrı süreçlerdir.

Güncel Yargıtay İçtihatları Işığında Uygulama

Yargıtay uygulaması, TCK 135 bakımından iki temel noktayı açık biçimde ortaya koymaktadır: Birincisi, kişisel veri kavramı dar yorumlanmamaktadır; ikincisi ise her veri içeren olayın otomatik olarak TCK 135 sayılmadığı, somut olayın niteliğine göre TCK 134 ve TCK 136 ile ayrım yapılması gerektiğidir.

İlk olarak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.06.2014 tarihli, 2012/1510 E., 2014/331 K. sayılı kararı, kişisel veri kavramının kapsamı bakımından son derece önemlidir. Ceza Genel Kurulu bu kararında, TCK’daki kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemelerin yalnızca “sır niteliğindeki” verileri koruduğu yönünde dar bir anlayışı benimsememiş; gerçek kişiyle ilgili her türlü bilginin kişisel veri olarak kabul edilebileceği yönünde geniş bir yaklaşımı ortaya koymuştur. Bu karar, uygulamada sıkça rastlanan “bu bilgi gizli değildi, o hâlde kişisel veri sayılmaz” şeklindeki savunmaların her zaman yeterli olmayacağını gösterir. Ceza Genel Kurulu’nun bu yaklaşımı, KVKK m. 3’teki tanımla da uyumludur.

İkinci olarak, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 20.04.2016 tarihli, 2015/7717 E., 2016/6820 K. sayılı kararı, TCK 135 ile TCK 134 ayrımını göstermesi bakımından kritik önemdedir. Kararda, katılana ait cinsel yakınlaşma görüntülerinin kaydedilmesi fiilinin “kişisel verilerin kaydedilmesi” değil, “özel hayata ilişkin görüntülerin kaydedilmesi” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, görüntü ve ses içeren her olayın otomatik olarak TCK 135’e sokulamayacağını; özel hayatın mahrem alanına ilişkin görüntüler söz konusuysa TCK 134’ün öncelikle tartışılması gerektiğini ortaya koyar. Uygulamada sosyal medya görüntüleri, gizli kamera kayıtları, özel görüntülerin kaydı ve mahrem alan içerikleri bakımından bu ayrım son derece önemlidir.

Üçüncü olarak, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 23.03.2022 tarihli, 2019/14037 E., 2022/2232 K. sayılı kararı, özel hayatın ve kişisel veri korumasının değerlendirilmesinde hangi ölçütlerin dikkate alınacağını göstermektedir. Bu kararlarda; bir bilginin veya olayın özel hayat kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin belirlenmesinde kişinin toplum içindeki konumu, kamuoyunca tanınırlığı, dışa yansıyan davranışları, rızası ve öngörüleri, sosyal ilişkileri, içinde bulunduğu fiziksel çevre ve müdahalenin derecesi gibi kriterlerin birlikte ele alınması gerektiğini vurgulamıştır. Kararda ayrıca kişisel veri kavramının geniş olduğu, sır niteliği taşımayan bilgilerin de korunduğu; buna karşılık kişinin özel hayatına ait görüntü ve seslerin rızası dışında kaydedilmesinin TCK 134 kapsamında değerlendirileceği belirtilmiştir.

Dördüncü olarak, TCK 135 ile TCK 136 arasındaki ayrımı somutlaştırmak bakımından Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 13.02.2019 tarihli, 2016/12443 E., 2019/2912 K. sayılı kararı önem taşır. Bu içtihatlarda, TCK 136 bakımından “verme, yayma veya ele geçirme” fiillerinin söz konusu olabilmesi için kişisel verilerin kaydedilmiş halde bulunması ve kaydedilmiş haliyle aktarılması ya da ele geçirilmesi gereğine dikkat çekilmiştir. Özellikle verinin bulunduğu yerden alınması veya başka bir nesne üzerine taşınarak tekrar kullanılabilir hâle getirilmesinin de “ele geçirme” kapsamında değerlendirilebileceği ifade edilmiştir. Olayda sanık, ayrı yaşadığı eşinin telefon numarasını Facebook’ta herkesin görebileceği şekilde paylaşmış; ilk derece mahkemesinin kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçundan verdiği mahkûmiyet, eylemin TCK 136/1’deki suçu oluşturduğu gerekçesiyle bozulmuştur.

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçunda Avukat Desteği

Kısa cevap: Kişisel verilerinizin hukuka aykırı olarak kaydedildiğini düşünüyorsanız delilleri koruyup Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunabilirsiniz. Kaydı bir şirket veya kurum yaptıysa KVKK uyarınca önce veri sorumlusuna başvurabilir, sonuç alamazsanız Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na şikâyette bulunabilirsiniz. Hakkınızda TCK 135’ten soruşturma başlatıldıysa, ifade vermeden önce size yöneltilen fiili öğrenmeniz ve kaydın hukuki dayanağını belgelemeniz önemlidir.

Bu suçta belirleyici olan çoğu zaman olayın nasıl gerçekleştiğinden çok, hukuken nasıl nitelendirileceğidir. Kayda konu bilginin kişisel veri olup olmadığı, kaydın hukuka aykırı olup olmadığı ve fiilin yalnızca kaydetme mi yoksa verme, yayma veya ele geçirme mi olduğu; uygulanacak maddeyi, cezayı ve şikâyet şartını değiştirir. İşveren tarafından çalışanların fişlenmesi, sağlık verilerinin yetkisiz kişilerce tutulması, müşteri bilgilerinin hukuka aykırı veri havuzlarında saklanması, sosyal medya içeriklerinin sistematik şekilde arşivlenmesi veya kamu görevi nedeniyle erişilen bilgilerin amaç dışı kaydedilmesi gibi olaylarda dosya hem ceza hukuku hem de kişisel verilerin korunması hukuku yönünden birlikte değerlendirilmelidir.

Kişisel Verilerim Hukuka Aykırı Olarak Kaydedildiyse Ne Yapmalıyım?

  1. Delilleri koruyun. Kaydın varlığını gösteren ekran görüntülerini, bağlantı adreslerini, yazışmaları ve e-postaları tarih ve saat bilgisiyle saklayın. Hangi verinizin, kim tarafından, ne zaman, hangi yöntemle ve nerede kaydedildiğini not edin. Delil toplamak için karşı tarafın telefonuna, hesabına veya bilgisayarına izinsiz girmeyin; bu, bilişim sistemine girme (TCK 243) veya verileri ele geçirme (TCK 136) suçunu oluşturabilir.
  2. Suç duyurusunda bulunun. Suç duyurusu Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir (CMK 158/1). Suç şikâyete bağlı olmadığından altı aylık şikâyet süresi uygulanmaz; yine de dijital delillerin silinmemesi için beklememek gerekir. Dilekçede yalnızca “verilerim kaydedildi” demek çoğu zaman yeterli olmaz; olayı ilk adımda not ettiğiniz bilgilerle somut olarak anlatın ve delilleri ekleyin.
  3. Kaydı bir şirket veya kurum yaptıysa KVKK yolunu da kullanın. Veri sorumlusuna yazılı olarak başvurabilirsiniz (KVKK m. 11 ve 13); veri sorumlusu başvuruyu en geç 30 gün içinde sonuçlandırmak zorundadır. Başvurunuz reddedilir, cevap yetersiz kalır veya süresinde cevap verilmezse, cevabı öğrendiğiniz tarihten itibaren 30 gün ve her hâlde başvuru tarihinden itibaren 60 gün içinde Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na şikâyette bulunabilirsiniz (KVKK m. 14). Kurul’a şikâyet, ceza soruşturmasından ayrı bir idari süreçtir; ikisi birlikte yürüyebilir.
  4. Zararınızın giderilmesini isteyin. Kişisel verileri kanuna aykırı olarak işlendiği için zarara uğrayan kişi, zararın giderilmesini talep edebilir (KVKK m. 11/1-ğ); kişilik hakları ihlal edilenlerin genel hükümlere göre tazminat hakkı saklıdır (KVKK m. 14/3).
  5. Takipsizlik kararına itiraz edin. Savcılık kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verirse, karar size tebliğ edildikten sonra iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilirsiniz (CMK 173). Kamu davası açılırsa, hüküm verilinceye kadar davaya katılan olarak katılabilirsiniz (CMK 237).

Hakkımda TCK 135’ten Soruşturma Başlatıldıysa Ne Yapmalıyım?

İfadeye çağrıldıysanız size yöneltilen suçlamayı öğrenme, müdafi yardımından yararlanma ve açıklama yapmama haklarınız vardır (CMK 147). İfade öncesinde dikkat edilmesi gerekenler için ifadeye çağrıldım ne yapmalıyım rehberimize bakabilirsiniz. Savunmada yukarıda açıklanan dört unsur tek tek tartışılır; biri eksikse suç oluşmaz. Uygulamada özellikle şu sorular belirleyicidir:

  • Kaydın hukuki dayanağı belgelenebiliyor mu? İlgili kişinin açık rızası ya da KVKK m. 5/2’de sayılan hallerden birinin bulunması (kanunlarda açıkça öngörülmesi, bir sözleşmenin kurulması veya ifası, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğü, verinin ilgili kişi tarafından alenileştirilmiş olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması, veri sorumlusunun meşru menfaati gibi) kaydı hukuka uygun hale getirebilir. Bu hallerde de kayıt, amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olmalıdır (KVKK m. 4/2). Sağlık, cinsel hayat veya din gibi özel nitelikli verilerde işleme şartları daha dardır (KVKK m. 6).
  • Kayıt bir hata sonucu mu oluştu? Kanunda suçun taksirli hali düzenlenmediğinden, dikkatsizlik veya teknik bir hata sonucu oluşan kayıt bu suçu oluşturmaz (TCK 22/1); ancak veri sorumlusu bakımından KVKK’ya göre idari sorumluluk doğabilir.
  • Fiil hangi maddeye giriyor? Veriyi yalnızca kaydetmek TCK 135’i; başkasına vermek, yaymak veya ele geçirmek TCK 136’daki verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme suçunu; özel hayata ait görüntü ve sesleri rızası dışında kaydetmek ise TCK 134’ü oluşturabilir. Cezalar ve şikâyet şartı buna göre değişir (yukarıdaki karşılaştırma tablosu).
  • Kurumsal dosyada belgeler hazır mı? İşyeri, hastane, banka veya kamu kurumu gibi yapılarda aydınlatma metni, açık rıza belgeleri, kullanıcı yetkileri, erişim ve log kayıtları ile kurum içi veri politikaları savunmanın temel delilleridir. Kamu görevlisi görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanarak kayıt yapmışsa ceza yarı oranında artırılacağından (TCK 137/a), işlemin görev kapsamında olup olmadığı ayrıca önemlidir.

Suç şikâyete bağlı olmadığından mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi veya taraflar arasında anlaşma sağlanması soruşturmayı kendiliğinden sona erdirmez; suç uzlaştırma kapsamında da değildir.

Doğru hazırlanmış bir suç duyurusu, savunma dilekçesi veya delil stratejisi sürecin sonucunu doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle TCK 135 kapsamındaki soruşturma ve ceza davalarında erken aşamada hukuki destek alınması önemlidir. Kişisel verilerin bilişim sistemlerinde hukuka aykırı olarak kaydedildiği dosyalarda İstanbul bilişim avukatı sayfamızdan da bilgi alabilirsiniz. Ceza soruşturmaları ve davalarına ilişkin daha genel veya bölgesel içerikler için şu sayfalar da incelenebilir:

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu – Sık Sorulan Sorular

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu nedir?

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, bir kişiye ait verilerin hukuka aykırı şekilde kayıt altına alınmasıdır. Verinin paylaşılması şart değildir; hukuka aykırı kayıt işlemi tek başına TCK 135 kapsamında suç oluşturabilir.

TCK 135 cezası nedir?

TCK 135/1’e göre kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydeden kişi hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülür. Veri siyasi, felsefi veya dini görüş, ırki köken, ahlaki eğilim, cinsel yaşam, sağlık durumu ya da sendikal bağlantıya ilişkinse ceza yarı oranında artırılır (TCK 135/2).

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu şikâyete tabi mi?

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu şikâyete tabi değildir (TCK 139). Savcılık, suç işlendiğini öğrendiğinde re’sen soruşturma başlatabilir; şikâyetten vazgeçilmesi soruşturmayı veya davayı düşürmez.

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu uzlaşmaya tabi mi?

TCK 135 kapsamında düzenlenen kişisel verilerin kaydedilmesi suçu uzlaşmaya tabi suçlar arasında değildir.

Telefon numarası veya kimlik bilgisi kaydetmek suç mu?

Telefon numarası, T.C. kimlik numarası ve adres bilgisi kişisel veridir. Ancak bu bilgilerin kaydedilmesi her durumda suç değildir. Rıza ya da başka bir hukuka uygunluk nedeni bulunmadan kayıt yapılması halinde TCK 135 gündeme gelebilir.

İşverenin çalışan verilerini kaydetmesi suç mudur?

İşveren, iş ilişkisi ve yasal yükümlülükler kapsamında bazı çalışan verilerini kaydedebilir. Ancak çalışanın özel hayatı, sağlık durumu, siyasi görüşü veya sendikal bilgileri hukuki dayanak olmadan kaydedilirse ceza sorumluluğu doğabilir.

TCK 135 ile TCK 136 arasındaki fark nedir?

TCK 135, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde kaydedilmesini düzenler. TCK 136 ise kişisel verilerin hukuka aykırı olarak başkasına verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi fiillerini cezalandırır.

TCK 135/2 nedir?

TCK 135/2, kaydedilen kişisel verinin kişinin siyasi, felsefi veya dini görüşüne, ırki kökenine, ahlaki eğilimine, cinsel yaşamına, sağlık durumuna ya da sendikal bağlantısına ilişkin olması halinde birinci fıkradaki cezanın yarı oranında artırılacağını düzenler. Bu durumda ceza 1 yıl 6 aydan 4 yıl 6 aya kadar hapistir.

Hazırlayan: Av. Ebubekir Kozan

Av. Ebubekir Kozan

Av. Ebubekir Kozan, İstanbul Barosuna kayıtlı olarak Maltepe’de bulunan hukuk bürosunda avukatlık faaliyetini sürdürmektedir. Çalışmaları ağırlıklı olarak ceza ve infaz hukuku ile aile, miras, gayrimenkul, iş ve icra hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Bir yanıt yazın

Avukatı Ara