Son güncelleme: 21 Ekim 2026
Kısa cevap: TCK 136, kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına vermeyi, yaymayı veya ele geçirmeyi suç sayar. Cezası 2 yıldan 4 yıla kadar hapistir. Suç şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamında değildir; savcılık suçu öğrenince kendiliğinden soruşturur, şikâyetten vazgeçilmesi davayı düşürmez.
TCK 136 Nedir? Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme, Yayma veya Ele Geçirme Suçu
Kişisel verilerin korunması, dijitalleşmenin hızlanmasıyla birlikte ceza hukuku bakımından çok daha önemli hale gelmiştir. Günümüzde telefon numarası, adres bilgisi, banka hesabı, e-posta adresi, sağlık bilgisi, fotoğraf, sosyal medya hesabı, IP bilgisi, konum verisi, müşteri listesi ve benzeri birçok bilgi yalnızca idari yaptırım konusu değil; aynı zamanda ceza hukuku bakımından da korunmaktadır.
Türk Ceza Kanunu’nun 136. maddesi, kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde başkasına verilmesini, yayılmasını veya ele geçirilmesini suç olarak düzenlemektedir. Buna göre bir kişiye ait kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi hakkında hapis cezası gündeme gelir.
Uygulamada bu suç; eski eşin telefon numarası ve adres bilgisinin sosyal medyada paylaşılması, çalışan tarafından müşteri listesinin rakip şirkete gönderilmesi, kamu görevlisinin sistemden aldığı nüfus veya tapu bilgisini üçüncü kişilere aktarması, şirket çalışanının veri tabanındaki kayıtları dışarı sızdırması, özel mesaj ekran görüntülerinde kişisel verilerin paylaşılması veya bir kişinin dijital ortamdaki kişisel bilgilerinin rızasız şekilde ele geçirilmesi gibi farklı şekillerde ortaya çıkabilir.

TCK 136 Madde Metni: 136/1 ve 136/2
(1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Suçun konusunun, Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler olması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır.
Birinci fıkra suçun temel halidir ve uygulamadaki dosyaların neredeyse tamamı bu fıkraya dayanır. İkinci fıkra 2019’da 7188 sayılı Kanunla eklenmiştir; ceza muhakemesinde özel usulle kayda alınan mağdur beyanları ve görüntüleri konu olduğunda cezayı bir kat artırır.
Kişisel Veri Nedir?
TCK 136’nın uygulanabilmesi için öncelikle suç konusu bilginin “kişisel veri” niteliğinde olması gerekir. 6698 sayılı KVKK’ya göre kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgidir. Bu nedenle yalnızca T.C. kimlik numarası, ad-soyad veya adres gibi doğrudan kimliği gösteren bilgiler değil; başka bilgilerle birlikte kişiyi belirlenebilir hale getiren veriler de bu kapsamdadır.
Yargıtay uygulamasında telefon numarası, e-posta adresi, banka hesap bilgileri, sağlık verileri, eğitim ve meslek bilgileri, biyometrik veriler, IP kayıtları, konum bilgileri, sosyal medya hesapları ve müşteri listeleri de somut olayın özelliklerine göre kişisel veri olarak değerlendirilebilmektedir.
Bu nedenle bir bilginin “çok gizli” veya “özel nitelikli” olması şart değildir. Kişiyi belirli ya da belirlenebilir kılan her türlü veri, hukuka aykırı şekilde verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi halinde TCK 136 kapsamında suçun konusunu oluşturabilir.
Kişisel Verileri Verme veya Ele Geçirme Suçunun Unsurları
Hukuki konu ve taraflar:TCK 136’da düzenlenen suçla korunan temel değer, kişinin kendisine ait veriler üzerindeki kontrol hakkıdır. Bu nedenle ad, soyad, telefon numarası, adres, sağlık bilgisi, banka bilgisi veya dijital kayıtların rıza ya da başka bir hukuka uygunluk nedeni bulunmaksızın paylaşılması, kişilik hakkına ve özel hayat alanına yönelik hukuka aykırı bir müdahale oluşturur. Rızanın bulunmaması tek başına yeterli değildir; kanuni bir yükümlülük veya bir hakkın kullanılması ya da korunması için zorunluluk gibi başka bir hukuki dayanak varsa paylaşım hukuka uygun olabilir.
Bu suçun faili herkes olabilir. Eski eş, eski sevgili, çalışan, işveren, kamu görevlisi, banka veya sağlık personeli gibi farklı kişiler TCK 136 kapsamında sorumlu tutulabilir. Suçun kamu görevlisi tarafından görev yetkisi kötüye kullanılarak veya mesleğin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi halinde ceza artırılır.
Suçun mağduru ise kişisel verisi hukuka aykırı olarak verilen, yayılan veya ele geçirilen gerçek kişidir. Tüzel kişilere ait bilgiler kural olarak kişisel veri sayılmaz; ancak şirket kayıtları içinde gerçek kişilere ait müşteri, çalışan veya temsilci bilgileri varsa bu bilgiler TCK 136 kapsamında değerlendirilebilir.
Hareket ve tipiklik: TCK 136 kapsamında düzenlenen Kişisel verileri verme veya ele geçirme suçu seçimlik hareketli bir suçtur. Suçun oluşması için kişisel verinin hukuka aykırı olarak verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi hareketlerinden birinin gerçekleşmesi yeterlidir. Suç ancak kastla işlenebilir; failin, verinin hukuka aykırı olarak verildiğini, yayıldığını veya ele geçirildiğini bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir. Taksirle işlenmesi cezalandırılmaz.
“Verme”, kişisel verinin belirli bir kişiye aktarılmasıdır. Örneğin müşteri listesinin başka bir firmaya gönderilmesi bu kapsamda değerlendirilebilir. “Yayma”, verinin sosyal medya, internet sitesi, mesaj grubu veya benzeri yollarla daha geniş bir çevreye ulaştırılmasıdır. “Ele geçirme” ise kişisel verinin hukuka aykırı biçimde edinilmesi, kopyalanması, indirilmesi veya failin kontrol alanına alınmasıdır.
Verinin başlangıçta hukuka uygun şekilde kaydedilmiş olması, sonradan yetkisiz kişilere aktarılması halinde sonucu değiştirmez.
Nitelikli haller: TCK 137’ye göre suçun kamu görevlisi tarafından görevin verdiği yetkinin kötüye kullanılması suretiyle veya belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır.
Bu nitelikli hallerin nedeni, bazı kişilerin görevleri veya meslekleri gereği başkalarının kişisel verilerine daha kolay erişebilmesidir. Nüfus memuru, tapu personeli, sağlık çalışanı, banka personeli, insan kaynakları çalışanı veya teknik sistemlere erişim yetkisi bulunan kişiler bu kapsamda örnek gösterilebilir.
Telefon Numarası, Adres veya Fotoğraf Paylaşmak Suç mu?
Kısa cevap: Olabilir. Bir kişinin telefon numarasını veya adresini rızası olmadan sosyal medyada, mesaj gruplarında ya da internet sitelerinde paylaşmak TCK 136/1 kapsamında 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası gerektirebilir. Fotoğraflarda ise ayrım yapılır: özel hayata ilişkin görüntülerin paylaşılması özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK 134) kapsamında, özel hayata ilişkin olmayan ama kişiyi belirlenebilir kılan fotoğrafların paylaşılması TCK 136 kapsamında değerlendirilebilir.
Yargıtay, ayrı yaşadığı eşinin telefon numarasını Facebook’ta herkesin görebileceği şekilde paylaşan sanık hakkında kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçundan verilen mahkûmiyeti, eylemin TCK 136/1’deki suçu oluşturduğu gerekçesiyle bozmuştur (Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2016/12443 E., 2019/2912 K.). Herkese açık bir Facebook grubunda paylaşılan fotoğrafların özel hayata ilişkin görüntü sayılmadığı bir olayda da eylem TCK 136/1 kapsamında görülmüş ve beraat kararı bozulmuştur (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2020/11958 E., 2022/5680 K.).
Mesajların paylaşılmasında ayrıca haberleşmenin gizliliğini ihlal (TCK 132) değerlendirilir; mesajda telefon numarası, adres veya kimlik bilgisi varsa TCK 136 da gündeme gelebilir.
TCK 136 Şikâyete Bağlı mı?
Hayır. TCK 139’a göre kişisel verilerin kaydedilmesi (TCK 135), verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme (TCK 136) ve verileri yok etmeme (TCK 138) suçları şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcılığı suçu öğrendiğinde re’sen soruşturma yapabilir. Bu nedenle mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi, kural olarak soruşturmanın veya ceza davasının kendiliğinden sona ermesini sağlamaz. Şikâyet süresi de yoktur; suçun temel hali için dava zamanaşımı 8 yıldır.
Bununla birlikte mağdurun beyanı, suçun işlenip işlenmediğinin ve failin belirlenmesinde delil olarak değerlendirilir. Zararın giderilmesi, paylaşımın kaldırılması ve failin sonraki davranışları ise somut dosyada cezanın bireyselleştirilmesinde ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
TCK 136 Uzlaşmaya Tabi mi?
Hayır. Kişisel verileri verme veya ele geçirme suçu şikâyete bağlı değildir ve CMK 253’te uzlaştırmaya tabi olduğu sayılan suçlar arasında yer almaz; bu nedenle uzlaştırma kapsamında değildir. Bu nedenle tarafların anlaşması, özür dilenmesi veya paylaşımın kaldırılması ceza soruşturmasını ya da ceza davasını otomatik olarak sona erdirmez.
Ancak failin zararı gidermesi, içeriği kaldırması ve verinin yayılmasını önlemeye çalışması yargılama sürecinde lehe değerlendirilebilecek hususlar arasında yer alabilir.
TCK 136 Cezası Nedir?
TCK 136 uyarınca kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Suçun konusunun, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 236. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler olması halinde ceza bir kat artırılır (TCK 136/2). Ayrıca suçun kamu görevlisi tarafından görev yetkisi kötüye kullanılarak veya belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi halinde TCK 137 gereğince ceza yarı oranında artırılır.
Ceza belirlenirken fiilin işleniş biçimi, verinin niteliği, mağdur sayısı, verinin yayılma alanı, failin kastı, zincirleme suç ihtimali ve somut olayın ağırlığı dikkate alınır. Özellikle büyük veri tablosunun aktarılması, özel nitelikli kişisel verilerin paylaşılması veya sosyal medya üzerinden geniş kitlelere yayılması halinde dosyanın ağırlığı artabilir.
| Durum | Madde | Ceza |
|---|---|---|
| Kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkasına vermek, yaymak veya ele geçirmek | TCK 136/1 | 2 – 4 yıl hapis |
| Suçun konusu CMK 236/5-6 uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler ise | TCK 136/2 | Ceza bir kat artırılır (4 – 8 yıl) |
| Kamu görevlisinin yetkisini kötüye kullanarak veya meslek kolaylığından yararlanarak işlemek | TCK 137 | Ceza yarı oranında artırılır (3 – 6 yıl) |
Erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında esas alınan, suçun kanundaki alt sınırı değil, yargılama sonunda hükmolunan cezadır. Hükmolunan hapis cezası iki yıl veya daha az ise ve diğer şartlar bulunuyorsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK 231) ve erteleme (TCK 51) değerlendirilebilir; ertelemede, fiil tarihinde 18 yaşını doldurmamış veya 65 yaşını bitirmiş kişiler için sınır üç yıldır.
Hapis cezasının adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesi ise hükmolunan cezanın bir yıl veya daha az olmasını gerektirir (TCK 49 ve 50); suçun alt sınırı iki yıl olduğundan bu, ancak cezayı bir yılın altına indiren nedenler varsa mümkündür. Dava asliye ceza mahkemesinde görülür. Suç bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmişse, TCK 60’taki şartların bulunması hâlinde tüzel kişi hakkında iznin iptali veya müsadere gibi güvenlik tedbirlerine hükmolunabilir (TCK 140 ve 60).
TCK 136 ile TCK 134 ve TCK 135 Arasındaki Farklar
Uygulamada TCK 136, özellikle TCK 134 ve TCK 135 ile sıkça karıştırılmaktadır. TCK 136’da odak nokta, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak başkasına verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesidir. Buna karşılık TCK 135, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesini cezalandırır. Yani TCK 135’te verinin kayıt altına alınması; TCK 136’da ise verinin aktarılması, yayılması veya hukuka aykırı şekilde elde edilmesi ön plandadır.
TCK 134 ise özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu düzenler. Özellikle mahrem görüntü veya ses kayıtlarının alınması ya da ifşa edilmesi halinde TCK 134 gündeme gelebilir. Bu nedenle her ekran görüntüsü, fotoğraf, ses kaydı veya sosyal medya paylaşımı otomatik olarak TCK 136 kapsamında değerlendirilmez. Somut olayda verinin niteliği, kaydedilme şekli, paylaşım alanı ve özel hayatla bağlantısı birlikte incelenmelidir.
Banka veya kredi kartı bilgilerinde de ayrım yapılır: Kart bilgileri yalnızca ele geçirilmişse TCK 136, bu bilgiler kullanılarak menfaat sağlanmışsa eylem bir bütün olarak banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması (TCK 245) kapsamında değerlendirilir. Kurumların kayıtlı verileri süresi geçtiği halde yok etmemesi ise ayrı bir suç olarak verileri yok etmeme (TCK 138) kapsamındadır.
Güncel Yargıtay İçtihatları
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 14.10.2024, 2022/2102 E., 2024/5282 K.
- Ölçüt – İlke: TCK 136 kapsamında “kişisel veri” kavramı, yalnızca çok gizli bilgilerle sınırlı değildir. Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin ve kişiyi diğer bireylerden ayırmaya elverişli her türlü bilgi, somut olayın özelliklerine göre kişisel veri olarak kabul edilebilir.
- Özet:Daire, kişisel veri kavramını açıklarken; T.C. kimlik numarası, ad-soyad, doğum bilgileri, adres, eğitim durumu, meslek bilgisi, banka hesap bilgileri, telefon numarası, e-posta adresi, kan grubu, medeni hal, parmak izi, DNA, sağlık bilgileri, etnik köken, siyasi ve dini görüş gibi çok sayıda verinin TCK 136 kapsamında değerlendirilebileceğini vurgulamıştır.
- Uygulama:Bu karar, özellikle uygulamada “sadece telefon numarası”, “sadece isim”, “zaten bilinen bilgi” gibi savunmaların tek başına yeterli olmadığını göstermektedir. Mahkemeler, verinin niteliğini değerlendirirken bilginin kişiyi belirlenebilir kılıp kılmadığına ve hukuka aykırı paylaşım/aktarımı somutlaştırıp somutlaştıramadığına bakmalıdır.
- Sonuç:Kişisel veri kavramının geniş yorumlanması gerektiği, TCK 136 bakımından veri kategorilerinin daraltılamayacağı yönündeki yaklaşım güçlendirilmiştir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 13.02.2019, 2016/12443 E., 2019/2912 K.
- Ölçüt – İlke: TCK 136’daki “verme, yayma veya ele geçirme” fiillerinin kabulü için, kişisel verinin kaydedilmiş halde bulunması ve bu haliyle aktarılması, yayılması veya ele geçirilmesi önem taşır.
- Özet: Daire, TCK 136’nın gerekçesine dayanarak, kişisel verilerin verildiği, yayıldığı veya ele geçirildiğinin kabulü için verinin kaydedilmiş halde mevcut bulunması gerektiğini belirtmiştir.
- Uygulama: Bu karar, özellikle dijital delillerin bulunduğu dosyalarda önemlidir. Excel listeleri, veri tabanı kayıtları, ekran görüntüleri, rehber kayıtları, mesaj dökümleri, sistem çıktıları gibi kaydedilmiş veri kümeleri üzerinde yapılan aktarım ve ifşalar TCK 136 kapsamında daha net biçimde değerlendirilebilir. Buna karşılık, soyut ve ispatlanamayan veri iddialarında mahkemelerin maddi olguyu daha dikkatli ortaya koyması gerekir.
- Sonuç: TCK 136 uygulamasında, verinin somut ve kaydedilmiş şekilde varlığı ile bu veriye ilişkin hukuka aykırı aktarım/ifşa/edinim fiilinin ortaya konulması gerektiği vurgulanmıştır. Kararda verinin hukuka uygun olarak kaydedilmiş olup olmamasının önemli olmadığı da belirtilmiştir.
- Olay ve sonuç: Sanık, ayrı yaşadığı eşinin telefon numarasını eşinin rızası olmadan Facebook’ta oluşturduğu bir profilde herkesin görebileceği şekilde paylaşmıştır. İlk derece mahkemesi kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçundan mahkûmiyet kararı vermiş; Yargıtay eylemin TCK 136/1’deki suçu oluşturduğunu belirterek hükmü bozmuştur.

Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçunda Avukat Desteği
TCK 136 çerçevesinde yürütülen dosyalar ilk bakışta basit görünse de, uygulamada ceza hukuku, KVKK, bilişim hukuku ve tazminat hukuku birlikte gündeme gelebilir. Bu nedenle dosyanın yalnızca “veri paylaşıldı mı?” sorusuyla değil, verinin niteliği, elde edilme şekli, paylaşım alanı ve hukuka uygunluk nedenleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Mağdur açısından delillerin korunması, paylaşımın kaldırılması, erişimin engellenmesi, suç duyurusu ve gerekirse tazminat süreci önem taşır. Şüpheli veya sanık açısından ise eylemin gerçekten TCK 136 kapsamında olup olmadığı, başka bir suç tipine girip girmediği, rıza veya hukuka uygunluk sebebi bulunup bulunmadığı ve delillerin usulüne uygun elde edilip edilmediği incelenmelidir.
Özellikle ekran görüntüleri, IP ve log kayıtları, sosyal medya çıktıları, mesaj kayıtları ve kurumsal erişim kayıtları gibi teknik delillerin bulunduğu dosyalarda erken aşamada hukuki destek alınması, sürecin doğru yönetilmesi açısından önemlidir. Kişisel verilerin internette yayılması veya sızdırılması halinde İstanbul bilişim suçları avukatı sayfamızdan da bilgi alabilirsiniz. Ceza soruşturmaları ve davalarına ilişkin daha genel veya bölgesel içerikler için şu sayfalar da incelenebilir:
TCK 136 Kapsamında Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçu – Sık Sorulan Sorular
TCK 136 nedir?
TCK 136, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak bir başkasına verilmesini, yayılmasını veya ele geçirilmesini suç sayan ceza normudur.
Kişisel verilerin ele geçirilmesi suçu şikâyete bağlı mıdır?
TCK 136 suçu şikâyete bağlı değildir. Savcılık makamınca re’sen soruşturma yapılabilir.
TCK 136 cezası nedir?
Suçun temel cezası iki yıldan dört yıla kadar hapistir (TCK 136/1). Kamu görevlisi tarafından görev yetkisi kötüye kullanılarak veya meslek kolaylığından yararlanılarak işlenirse ceza yarı oranında artırılır (TCK 137).
Sosyal medyada telefon numarası paylaşmak suç mudur?
Somut olaya göre suç olabilir. Bir kişinin telefon numarasının rızası olmadan paylaşılması TCK 136 kapsamında değerlendirilebilir.
Fotoğraf paylaşımı kişisel veri ihlali sayılır mı?
Somut olayın şartlarına göre evet. Kişiyi belirlenebilir kılan görseller kişisel veri niteliği taşıyabilir ve rızasız paylaşılmaları TCK 136 kapsamında değerlendirilebilir. Ancak görüntü kişinin özel hayatına ilişkinse paylaşım özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK 134) kapsamında ele alınır.
Müşteri listesini rakip firmaya vermek TCK 136 kapsamına girer mi?
Evet, girebilir. Liste içinde gerçek kişilere ait ad, telefon, e-posta veya adres bilgileri varsa TCK 136 gündeme gelebilir.
TCK 136 uzlaşmaya tabi midir?
TCK 136 suçu uzlaştırma kapsamında değildir. Tarafların anlaşması ceza davasını kendiliğinden sona erdirmez.
TCK 136/1 nedir?
TCK 136’nın birinci fıkrası suçun temel halidir: kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İkinci fıkra ise CMK 236/5-6 uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler için cezayı bir kat artırır.
TCK 136’da şikâyetten vazgeçilirse dava düşer mi?
Hayır. Suç şikâyete bağlı olmadığı için şikâyetten vazgeçme soruşturmayı veya davayı düşürmez. Bu, mağdurun beyanlarının önemsiz olduğu anlamına gelmez: mağdurun beyanı, suçun işlenip işlenmediğinin ve failin belirlenmesinde delil olarak değerlendirilir. Zararın giderilmesi ise koşullarına göre cezanın bireyselleştirilmesinde ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Hazırlayan: Av. Ebubekir Kozan
2Yorumlar
Özdemir Koçan
3 Ekim 2026Merhabalar.
Boşanma aşamasında olduğum eşim benim ve annemin TC kimlik numarasını polis arkadaşı için paylaştı ve polis arkadaşı somut deliller toplamaya çalışacağını söylüyor.Bu suçmudur
Av. Ebubekir Kozan
13 Ekim 2026Evet, bu eylemler açıkça suç teşkil etmektedir. Eşinizin T.C. kimlik numaralarını rızanız dışında üçüncü kişiye vermesi TCK m. 136 uyarınca suçtur Polis memurunun görev yetkisi dışında sistemlerden sorgulama yapması ise TCK m. 137 gereğince hapis cezasının artırılmasını ve 7068 sayılı Kanun kapsamında meslekten çıkarma cezasını gerektirir. Ayrıca bu yolla elde edilen hiçbir bilgi boşanma davasında delil olarak kullanılamaz.