Avukat Ebubekir Kozan Hukuk Bürosu logosu
Ceza Hukuku

Hırsızlık Suçu

İçindekiler

Hırsızlık Suçu Nedir?

Hırsızlık suçu, başkasına ait taşınır bir malın, zilyedinin rızası olmadan, failin kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bulunduğu yerden alınmasıdır. Suçun temel şekli 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141. maddesinde düzenlenmiştir.

Hırsızlık suçunda korunan hukuki değer yalnızca mülkiyet hakkı değildir. Aynı zamanda zilyetlik, fiili hakimiyet ve malvarlığı menfaatleri de korunur. Bu nedenle hırsızlık dosyalarında yalnızca mal kime ait? sorusu değil; malı olay anında kimin fiilen elinde bulundurduğu, alınma biçimi, failin amacı ve mağdurun rızasının bulunup bulunmadığı da önem taşır.

Uygulamada para, telefon, cüzdan, araç içindeki eşyalar, bisiklet, market ürünleri, işyeri malzemeleri, inşaat malzemeleri, elektronik cihazlar ve benzeri taşınır mallar hırsızlık suçunun konusu olabilir. Malın çok yüksek ekonomik değere sahip olması şart değildir; ancak suçun konusu olan şeyin taşınır ve ekonomik değeri olan bir mal niteliğinde bulunması gerekir.

Hırsızlık suçu

Hırsızlık suçu ile dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve yağma suçları sıkça karıştırılır. Hırsızlıkta temel hareket, malın zilyedin rızası dışında alınmasıdır. Dolandırıcılıkta hileli davranışlarla mağdurun iradesi sakatlanır. Güveni kötüye kullanmada mal faile hukuka uygun şekilde teslim edilmiş, ancak teslim amacına aykırı kullanılmıştır. Yağmada ise cebir veya tehdit kullanılarak malın alınması söz konusudur. Bu nedenle hırsızlık suçu değerlendirilirken olayın yalnızca dış görünüşüne değil, fiilin hukuki niteliğine de dikkat edilmelidir.

Hırsızlık Suçunun Unsurları

Hırsızlık suçunun oluşabilmesi için kanunda öngörülen maddi ve manevi unsurların birlikte gerçekleşmesi gerekir.

1. Fail ve Mağdur

Hırsızlık suçunun faili herkes olabilir. Fail, başkasına ait taşınır bir malı rıza dışında alan kişidir. Mağdur ise her zaman malın resmi veya kayıtlı sahibi olmak zorunda değildir. Mal üzerinde fiili hakimiyeti bulunan zilyet de hırsızlık suçunun mağduru olabilir. Örneğin kiralanan, emanet alınan veya işyerinde kullanılan bir eşyanın çalınması halinde, olayın özelliğine göre zilyet konumundaki kişi de mağdur olarak kabul edilebilir. Yargıtay uygulamasında da hırsızlık suçuyla korunan hukuki yararın zilyetlik ve buna bağlı haklar olduğu kabul edilmektedir.

2. Suçun Konusu

Hırsızlık suçunun konusu, başkasına ait taşınır maldır. Taşınmazlar kural olarak hırsızlık suçunun konusu olmaz. Bununla birlikte taşınmazdan ayrılarak taşınır hale gelen bazı unsurlar, somut olayın özelliklerine göre hırsızlık suçunun konusu olabilir. Suça konu malın ekonomik bir değer taşıması gerekir. Değeri çok düşük olsa bile ekonomik değeri bulunan bir eşya hırsızlık suçunun konusunu oluşturabilir. Ancak malın değerinin az olması, TCK m. 145 kapsamında cezada indirim veya ceza verilmemesi tartışmasını gündeme getirebilir.

3. Zilyedin Rızasının Bulunmaması

Hırsızlık suçunun oluşması için malın, zilyedin rızası olmaksızın alınması gerekir. Zilyedin geçerli rızası varsa hırsızlık suçu oluşmaz. Ancak burada rızanın gerçek, özgür ve hukuken geçerli olması gerekir. Aldatma, tehdit, cebir, hata veya baskı altında ortaya çıkan irade açıklamaları, olayın niteliğine göre hırsızlık dışında başka suçları da gündeme getirebilir.

4. Malın Bulunduğu Yerden Alınması

Hırsızlık suçunda maddi hareket, malın bulunduğu yerden alınmasıdır. Failin mal üzerinde fiili hakimiyet kurmasıyla suç tamamlanır. Malın uzun süre elde tutulması, uzak bir yere götürülmesi veya mutlaka satılması gerekmez. Örneğin markette bir ürünün gizlenerek ödeme yapılmadan dışarı çıkarılması, araç içindeki eşyanın alınması veya işyerindeki malzemenin izinsiz şekilde götürülmesi olayın koşullarına göre hırsızlık suçunu oluşturabilir.

5. Yarar Sağlama Maksadı

Hırsızlık suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Failin, malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla hareket etmesi gerekir. Buradaki yarar mutlaka ekonomik kazanç şeklinde olmak zorunda değildir. Malı kullanmak, başkasına vermek, satmak, saklamak veya başka bir amaçla elde bulundurmak da somut olayda yarar sağlama maksadı kapsamında değerlendirilebilir.

Hırsızlık Suçunun Cezası

Hırsızlık suçunda ceza, fiilin basit hırsızlık mı yoksa nitelikli hırsızlık mı olduğuna göre değişir. Ayrıca suçun gece vakti işlenmesi, malın değerinin azlığı, kullanma amacı, zorunluluk hali ve etkin pişmanlık gibi hususlar da ceza miktarını etkileyebilir.

Hırsızlık Türü İlgili Madde Ceza
Basit hırsızlık TCK 141 1 yıldan 3 yıla kadar hapis
Nitelikli hırsızlık TCK 142/1 3 yıldan 7 yıla kadar hapis
Daha ağır nitelikli haller TCK 142/2 5 yıldan 10 yıla kadar hapis
Enerji hırsızlığı TCK 142/3 5 yıldan 12 yıla kadar hapis
Gece vakti hırsızlık TCK 143 Ceza yarı oranında artırılır
Daha az cezayı gerektiren haller TCK 144 Şikayet üzerine 2 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası
Malın değerinin azlığı TCK 145 Ceza indirimi veya ceza vermekten vazgeçme
Kullanma hırsızlığı TCK 146 Ceza yarı oranına kadar indirilebilir
Zorunluluk hali TCK 147 Ceza indirimi veya ceza vermekten vazgeçme
Etkin pişmanlık TCK 168 Zararın giderildiği aşamaya göre ceza indirimi

Basit Hırsızlık Suçu – TCK m.141

Basit hırsızlık suçu, TCK m. 141’de düzenlenmiştir. Buna göre, zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bulunduğu yerden alan kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Uygulamada basit hırsızlık ile nitelikli hırsızlık ayrımı her zaman kolay değildir. Eşyanın nerede bulunduğu, kilitli olup olmadığı, bina veya eklenti içinde muhafaza edilip edilmediği, suçun gece vakti işlenip işlenmediği ve failin kullandığı yöntem suç vasfını değiştirebilir.

Nitelikli Hırsızlık Suçu – TCK m.142

Nitelikli hırsızlık suçu, TCK m. 142’de düzenlenmiştir. Kanun koyucu bazı yerlerde, bazı kişilere karşı, bazı yöntemlerle veya bazı mallar hakkında işlenen hırsızlık fiillerini daha ağır cezaya bağlamıştır.

Kamu Kurumları, İbadethaneler ve Kamuya Tahsis Edilen Eşya Hakkında Hırsızlık

Kamu kurum ve kuruluşlarında, ibadete ayrılmış yerlerde veya kamu yararına ya da hizmetine tahsis edilen eşya hakkında hırsızlık suçunun işlenmesi nitelikli haldir. Bu tür fiillerde yalnızca bireysel malvarlığı değil, kamusal güven ve toplum yararı da zarar görür.

Yargıtay, bu bentte korunan hukuki yararın sadece eşya üzerindeki mülkiyet olmadığını; kamusal düzen ve kullanım amacının da önem taşıdığını kabul etmektedir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2011/2-354 E., 2012/167 K.).

Ulaşım Araçlarında veya Varış-Kalkış Yerlerinde Hırsızlık

Halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım araçlarında veya bu araçların belli varış ya da kalkış yerlerinde bulunan eşya hakkında hırsızlık işlenmesi de nitelikli hırsızlık sayılır. Otobüs, tren, metro, vapur, terminal, gar, durak ve istasyon gibi yerlerdeki fiiller bu kapsamda değerlendirilebilir.

Yargıtay, bu tür yerlerdeki yoğun insan hareketi ve eşyanın korunmasındaki güçlük nedeniyle suçun daha ağır cezalandırılması gerektiği kabul edilmektedir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2011/2-354 E., 2012/167 K.).

Afet veya Genel Felaket İçin Hazırlanan Eşya Hakkında Hırsızlık

Afet veya genel felaketin meydana getirebileceği zararları önlemek ya da hafifletmek amacıyla hazırlanan eşya hakkında hırsızlık işlenmesi daha ağır cezayı gerektirir. Bu düzenleme, afet dönemlerinde toplumun ortak güvenliğini korumayı amaçlar.

Yargıtay, bu tür eşyaların korunmasının toplum yararıyla doğrudan bağlantılı olduğunu; bu nedenle fiilin basit hırsızlık olarak görülemeyeceğini belirtmektedir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2011/2-354 E., 2012/167 K.).

Adet, Tahsis veya Kullanım Gereği Açıkta Bırakılan Eşya Hakkında Hırsızlık

Bazı eşyalar, niteliği gereği açıkta bırakılabilir. Kullanım gereği dışarıda bulunan, belirli bir amaca tahsis edilen veya adet gereği açıkta tutulan eşyalar hakkında hırsızlık işlenmesi nitelikli hal kapsamında değerlendirilebilir. Ancak her açıkta bırakılan eşya otomatik olarak bu kapsama girmez. Eşyanın neden açıkta bulunduğu, kullanım amacı, bulunduğu yer ve olayın somut özellikleri birlikte değerlendirilmelidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, eşyanın doğası, niteliği ve toplumdaki kullanım biçiminin dikkate alınması gerektiğini özellikle vurgulamıştır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2014/833 E., 2015/98 K.).

Kendisini Koruyamayacak Durumdaki Kişiden Yararlanarak Hırsızlık

Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanılarak hırsızlık işlenmesi, TCK m. 142 kapsamında daha ağır cezayı gerektirir. Burada fail, mağdurun savunmasızlığından yararlanmaktadır. Örneğin baygın, yaşlı, hasta, yaralı, alkollü veya olayın koşullarına göre kendisini koruyamayacak durumda bulunan kişiden eşya alınması bu kapsamda değerlendirilebilir. Yargıtay uygulamasında, mağdurun korunmasızlığının fiilin ağırlığını artırdığı kabul edilir. Bu bent, özellikle mağdurun olay anındaki fiziki ve zihinsel savunmasızlığına odaklanır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2011/2-354 E., 2012/167 K.).

Elde veya Üstte Taşınan Eşyayı Çekip Alma veya Özel Beceriyle Hırsızlık

Elde veya üstte taşınan eşyanın çekip alınması ya da özel beceri kullanılarak hırsızlık işlenmesi de nitelikli haldir. Uygulamada yankesicilik, kapkaç ve dikkat dağıtma yoluyla eşya alma gibi fiiller bu başlık altında değerlendirilebilir.

Yargıtay’ın yaklaşımına göre, burada suçun ağırlığını artıran husus; failin ani hareket, el çabukluğu, ustalık veya mağdurun dikkatini dağıtan özel yöntemler kullanmasıdır. Bu bent, sıradan alma fiilinden farklı olarak, mağdurun fiili koruma imkânının azaltıldığı hâlleri kapsar (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2011/2-354 E., 2012/167 K.).

Doğal Afet veya Sosyal Olayların Yarattığı Kargaşadan Yararlanarak Hırsızlık

Deprem, sel, yangın, toplumsal olay, panik, kargaşa veya benzeri olağan dışı durumların yarattığı ortamdan yararlanılarak hırsızlık işlenmesi nitelikli haldir. Kanun koyucu, insanların zor durumda olduğu zamanlarda gerçekleştirilen bu tür fiilleri daha ağır yaptırıma bağlamıştır.

Yargıtay uygulaması, olağan dışı kargaşa ve korku ortamının fail tarafından bilinçli şekilde istismar edilmesini ağırlaştırıcı sebep olarak görür. Burada önemli olan, failin tam da bu düzensiz ortamdan yararlanarak malı almış olmasıdır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2011/2-354 E., 2012/167 K.).

Haksız veya Taklit Anahtar Kullanarak ya da Kilit Açmak Suretiyle Hırsızlık

Haksız yere elde bulundurulan anahtar, taklit anahtar veya başka bir alet kullanılarak kilit açılması ya da kilitlenmenin engellenmesi suretiyle hırsızlık işlenmesi nitelikli haldir.

Yargıtay, kilitli bir eşya veya muhafaza altına alınmış bir mal söz konusu olduğunda, kilidin nerede bulunduğundan çok eşyanın korumaya elverişli şekilde muhafaza edilip edilmediğini önemser. Bu yaklaşımda, kilidin taşınır veya taşınmaz bir şeyin iç/dış açılabilir kısmını kapalı tutmaya yarayan bir araç olması yeterlidir; kilidin mutlaka kırılması şart değildir (Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2013/12939 E., 2014/3145 K.).

Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Suretiyle Hırsızlık

Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık işlenmesi de nitelikli hırsızlık hallerinden biridir. Ancak dijital ortamda gerçekleşen her malvarlığı ihlali otomatik olarak bilişim suretiyle hırsızlık anlamına gelmez. Somut olayda TCK m. 142/2-e kapsamında hırsızlık, TCK m. 245 kapsamında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması ya da dolandırıcılık suçu hükümleri gündeme gelebilir. Bu nedenle banka hesabı, kart işlemi, çevrimiçi para aktarımı veya dijital sistem kullanımı içeren olaylarda suç vasfı dikkatle belirlenmelidir.

Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçu

Tanınmamak İçin Tedbir Alarak veya Yetkisiz Resmi Sıfat Takınarak Hırsızlık

Failin tanınmamak için tedbir alması veya yetkisi olmadığı halde resmî sıfat takınması suretiyle hırsızlık işlemesi de nitelikli haldir. Maske, kılık değiştirme, kamera görüntüsünden kaçınmaya yönelik özel tedbirler veya polis, zabıta, kamu görevlisi gibi davranarak eşya alınması bu kapsamda değerlendirilebilir. Yargıtay, failin kimliğini gizlemeye yönelik bilinçli davranışlarının suçun ağırlığını artırdığını kabul etmektedir. Bu bentte esas olan, failin sıradan bir hırsız gibi değil; tanınmamak veya yetkili görünmek suretiyle hareket etmesidir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2011/2-354 E., 2012/167 K.).

Büyükbaş veya Küçükbaş Hayvan Hakkında Hırsızlık

Büyükbaş veya küçükbaş hayvanlar hakkında hırsızlık işlenmesi de nitelikli hırsızlık suçudur. Bu düzenleme özellikle kırsal bölgelerde ekonomik değeri yüksek olan hayvan varlığının korunması bakımından önem taşır.

Yargıtay, hayvanın barınak yerinden çalınması halinde nitelikli hırsızlık oluştuğunu açık biçimde kabul etmiştir. Küçükbaş hayvanların ahırdan çalınması veya büyükbaş hayvanların barınak yerinden alınması, başka bir koşul aranmaksızın nitelikli hırsızlık olarak değerlendirilmiştir (Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2013/26367 E., 2014/14479 K.).

Kilitlenmiş veya Bina ve Eklentileri İçinde Muhafaza Altına Alınmış Eşya Hakkında Hırsızlık

Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmış olmakla birlikte kilitlenmiş eşya hakkında veya bina ya da eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık işlenmesi nitelikli haldir.Bu başlık uygulamada oldukça önemlidir. Araç içinde, depo içinde, apartman eklentisinde, işyerinde, bahçede, kilitli dolapta veya muhafaza altında bulunan eşyalar bakımından suçun basit hırsızlık mı yoksa nitelikli hırsızlık mı olduğu somut olayın özelliklerine göre belirlenir.

Yargıtay, bu bent bakımından oldukça net bir çizgi çizmektedir: Eğer eşya koruma altına alınmışsa, bu durum nitelikli hırsızlık sonucunu doğurur; buna karşılık kilitlenme veya muhafaza unsuru yoksa basit hırsızlık değerlendirmesi yapılabilir (Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2013/12939 E., 2014/3145 K.).

Enerji Hırsızlığı

Sıvı veya gaz hâlindeki enerji hakkında, bunların nakline, işlenmesine veya depolanmasına ait tesislerde hırsızlık işlenmesi daha ağır cezayı gerektiren özel bir nitelikli haldir. Elektrik, doğal gaz, akaryakıt veya benzeri enerji unsurlarına ilişkin fiillerde yalnızca bireysel zarar değil, kamu güvenliği ve enerji altyapısı da dikkate alınır.

Enerjiye ilişkin hırsızlık fiilinin örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ceza artırılır ve adli para cezası da gündeme gelebilir. Bu düzenleme, organize şekilde gerçekleştirilen enerji hırsızlığı fiillerini hedef almaktadır.

Hırsızlık Nedeniyle Kamu Hizmetinin Aksaması

Hırsızlık suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji, demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması halinde verilecek ceza ayrıca artırılır. Örneğin kablo hırsızlığı nedeniyle haberleşme veya enerji hizmetinin kesintiye uğraması, olayın niteliğine göre bu kapsamda değerlendirilebilir.

Konut Dokunulmazlığının İhlali ve Mala Zarar Verme ile Birlikte Hırsızlık

Hırsızlık amacıyla veya hırsızlık sırasında konut dokunulmazlığının ihlali ya da mala zarar verme suçu da işlenebilir. Örneğin bir eve, işyerine, depoya veya eklentiye girilmesi; kapının, kilidin, camın veya güvenlik sisteminin kırılması gibi durumlarda birden fazla suç gündeme gelebilir.

TCK m. 142/4 uyarınca hırsızlık amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali veya mala zarar verme suçlarının işlenmesi halinde, bu suçlar bakımından soruşturma ve kovuşturma yapılması için şikayet aranmaz. Bu nedenle hırsızlık dosyalarında yalnızca alınan eşya değil, olay yerine giriş biçimi ve mala zarar verilip verilmediği de savunma açısından önem taşır.

Gece Vakti Hırsızlık

TCK m. 143’e göre hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu hüküm hem basit hırsızlık hem de nitelikli hırsızlık bakımından uygulanabilir.
Gece vakti, ceza hukuku bakımından özel olarak değerlendirilir. Failin gece karanlığından yararlanması, mağdurun kendisini ve malını koruma imkanının azalması ve suçun ortaya çıkarılmasının güçleşmesi nedeniyle kanun koyucu bu durumu ceza artırımı sebebi kabul etmiştir.

Hırsızlık Suçunda Daha Az Cezayı Gerektiren Haller

TCK m. 144, bazı hırsızlık fiilleri bakımından daha az cezayı gerektiren özel haller düzenlemiştir.
Buna göre hırsızlık suçunun;

  • Paydaş veya elbirliğiyle malik olunan mal üzerinde işlenmesi,
  • Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi,

halinde suçun takibi şikayete bağlıdır ve fail hakkında iki aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunabilir. Bu düzenleme özellikle aile içi malvarlığı ilişkileri, ortak mal kullanımı, ticari ilişkiler ve alacak-borç uyuşmazlıklarında önemlidir. Ancak kişinin alacağını tahsil etmek amacıyla hareket ettiğini ileri sürmesi tek başına yeterli değildir. Gerçekten hukuki ilişkiye dayanan bir alacak bulunup bulunmadığı, alınan malın niteliği ve failin kastı somut olayda ayrıca incelenmelidir.

Hırsızlık Suçunda Malın Değerinin Azlığı

TCK m. 145’e göre hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş şekli ve özellikleri de dikkate alınarak ceza vermekten vazgeçilmesi de mümkündür. Bu hüküm özellikle düşük değerli market ürünleri, küçük miktarlı para, düşük ekonomik değere sahip eşyalar veya zararın çok sınırlı olduğu olaylarda gündeme gelir. Ancak malın değerinin azlığı doğrudan cezasızlık sonucunu doğurmaz. Mahkeme, olayın işleniş biçimini, failin kastını, mağdurun zararını, suçun işlendiği yeri ve diğer somut özellikleri birlikte değerlendirir.

Kullanma Hırsızlığı

TCK m. 146’da kullanma hırsızlığı düzenlenmiştir. Buna göre, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın geçici bir süre kullanılıp zilyedine iade edilmek üzere alınması halinde, şikayet üzerine verilecek ceza yarı oranına kadar indirilebilir.

Kullanma hırsızlığına örnek olarak, bir aracın geçici süre kullanılıp iade edilmek amacıyla alınması gösterilebilir. Ancak malın suç işlemek için kullanılmış olması halinde bu hüküm uygulanmaz. Bu nedenle kullanma hırsızlığı savunması yapılırken failin başlangıçtaki amacı, malı iade edip etmediği, kullanım süresi ve malın ne şekilde kullanıldığı dikkatle değerlendirilmelidir.

Zorunluluk Hali

TCK m. 147’ye göre hırsızlık suçunun ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için işlenmesi halinde, olayın özelliğine göre verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi ceza vermekten vazgeçilmesi de mümkündür. Bu hüküm her ekonomik sıkıntı halinde uygulanmaz. Zorunluluk halinden söz edebilmek için ağır, acil ve somut bir ihtiyacın bulunması gerekir. Örneğin hayati tehlike, temel yaşamsal ihtiyaç veya başka türlü giderilmesi mümkün olmayan ani bir zorunluluk söz konusu olabilir. Mahkeme, failin içinde bulunduğu durumu, ihtiyacın ağırlığını, alınan malın niteliğini ve olayın tüm koşullarını birlikte değerlendirir.

Hırsızlık Suçunda Etkin Pişmanlık

Hırsızlık suçunda en önemli lehe hükümlerden biri etkin pişmanlıktır. TCK m. 168 uyarınca hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra failin, azmettirenin veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun zararını gidermesi halinde ceza indirimi gündeme gelebilir.

Etkin pişmanlık bakımından zararın giderildiği aşama önemlidir. Zarar soruşturma aşamasında giderilirse daha yüksek oranda indirim uygulanabilir. Zarar kovuşturma aşamasında, ancak hüküm verilmeden önce giderilirse yine indirim mümkündür; ancak indirim oranı daha düşük olur. Etkin pişmanlık için mağdurun uğradığı zararın aynen iade, tazmin veya başka bir şekilde giderilmesi gerekir. Kısmi iade halinde ise mağdurun rızası ve olayın özellikleri ayrıca değerlendirilir.

Hırsızlık Suçu Şikayete Tabi midir?

Hırsızlık suçu kural olarak şikayete bağlı değildir. Basit hırsızlık ve nitelikli hırsızlık suçları çoğu durumda Cumhuriyet savcılığı tarafından resen soruşturulur. Mağdur şikayetçi olmasa veya daha sonra şikayetinden vazgeçse bile kamu davası devam edebilir. Ancak TCK m. 144’te düzenlenen daha az cezayı gerektiren haller ve TCK m. 146’da düzenlenen kullanma hırsızlığı bakımından şikayet şartı bulunmaktadır. Bu nedenle “hırsızlık suçu şikayete tabi midir?” sorusunun cevabı, fiilin hangi madde kapsamında değerlendirildiğine göre değişir. Suçun basit hırsızlık, nitelikli hırsızlık, kullanma hırsızlığı veya daha az cezayı gerektiren hallerden biri kapsamında olup olmadığı somut olayda belirlenmelidir.

Hırsızlık Suçunda Uzlaştırma Var mıdır?

Hırsızlık suçunda uzlaştırma bakımından da suçun hukuki niteliği önemlidir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253.maddesi kapsamında TCK m. 141’de düzenlenen basit hırsızlık suçu uzlaştırmaya tabidir. Ayrıca soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan haller bakımından da uzlaştırma gündeme gelebilir. Buna karşılık TCK m. 142 kapsamında nitelikli hırsızlık suçlarında uzlaştırma uygulanmaz.

Hırsızlık Suçunda Zamanaşımı

Hırsızlık suçunda zamanaşımı, suçun basit veya nitelikli oluşuna, kanunda öngörülen ceza üst sınırına, suç tarihine, kesilme ve durma nedenlerine göre belirlenir. Zamanaşımı hesabı yapılırken özellikle şu hususlar dikkate alınmalıdır:

  • Suçun TCK m. 141 mi yoksa TCK m. 142 kapsamında mı olduğu,
  • Gece vakti artırımının uygulanıp uygulanmadığı,
  • Daha az cezayı gerektiren hallerin bulunup bulunmadığı,
  • Soruşturma ve kovuşturma işlemleri,
  • Zamanaşımını kesen veya durduran nedenler.

Bu nedenle hırsızlık suçunda zamanaşımı somut dosyanın özelliklerine göre hesaplanmalıdır.

Hırsızlık Suçu Avukatı Desteği

Hırsızlık suçu nedeniyle yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda avukat desteği, yalnızca mahkeme aşamasında temsil sağlanmasından ibaret değildir. Suç vasfının doğru belirlenmesi, delillerin değerlendirilmesi, ifade sürecinin dikkatle yürütülmesi ve lehe hükümlerin zamanında ileri sürülmesi dosyanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.

Hırsızlık dosyalarında öncelikle fiilin gerçekten hırsızlık suçunu oluşturup oluşturmadığı incelenmelidir. Çünkü bazı olaylarda hırsızlık yerine dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma, yağma, mala zarar verme veya konut dokunulmazlığının ihlali gibi farklı suç tipleri gündeme gelebilir. Bu nedenle olayın hukuki vasfının doğru belirlenmesi savunmanın temelini oluşturur.

Hırsızlık dosyasında özellikle basit hırsızlık ile nitelikli hırsızlık ayrımı, şikayet ve uzlaştırma ihtimali, malın değerinin azlığına ilişkin TCK m. 145 hükmü, kullanma hırsızlığı, zorunluluk hali ve etkin pişmanlık hükümleri dosyanın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Özellikle soruşturmanın ilk aşamasında verilen ifade, dosyanın ilerleyen sürecini önemli ölçüde etkileyebilir. Bu nedenle hırsızlık suçu şüphesiyle ifade verecek kişinin, dosyadaki delilleri ve suç vasfını bilmeden gelişigüzel beyanda bulunması ciddi hak kayıplarına yol açabilir.

Ceza soruşturmaları ve davalarına ilişkin daha genel veya bölgesel içerikler için şu sayfalar da incelenebilir:

  1. İstanbul Ceza Avukatı
  2. Maltepe Ceza Avukatı
  3. Kartal Ceza Avukatı

Hırsızlık Suçuna İlişkin Yargıtay Kararları

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2014/14 E., 2015/273 K.

Hukuki Değerlendirme: Hırsızlık suçunun oluşabilmesi için suça konu şeyin başkasına ait taşınır mal olması, malın zilyedin rızası olmadan bulunduğu yerden alınması ve failin kendisine veya başkasına yarar sağlama maksadıyla hareket etmesi gerekir. Failin bu yararı fiilen elde etmesi şart değildir; yarar sağlama maksadıyla hareket etmesi yeterlidir. Bununla birlikte mahkeme, iddianamede anlatılmayan bir fiilden dolayı sanık hakkında mahkumiyet hükmü kuramaz.

Özet: Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu kararında, mala zarar verme suçu ile hırsızlık suçu arasındaki ayrımı ve iddianamedeki fiilin dışına çıkılıp çıkılmadığını değerlendirmiştir. Karara konu olayda iddianamede, metruk binanın ahşaplarının yakılmak amacıyla sökülerek zarara neden olunduğu anlatılmış; suç adı mala zarar verme olarak gösterilmiştir.

Yerel mahkeme ise sanığın eyleminin hırsızlığa teşebbüs suçunu oluşturduğu gerekçesiyle, ek savunma vererek hırsızlığa teşebbüsten mahkumiyet kararı kurmuştur. Ceza Genel Kurulu, iddianamede sökülen ahşapların alınıp götürülmesinden ve failin yararlanma maksadıyla hareket ettiğinden açıkça söz edilmediğini belirterek, hırsızlık suçundan açılmış bir dava bulunmadığı sonucuna varmıştır.

Kararda ayrıca hırsızlık suçunun konusunun taşınır mal olduğu, suçla korunan hukuki değerin mülkiyet hakkı ve zilyetlik olduğu, failin yarar sağlama maksadıyla hareket etmesi gerektiği ve malın zilyedin egemenlik alanından çıkıp failin egemenlik alanına girmesiyle suçun tamamlanacağı açıklanmıştır.

Sonuç: Bu karar, hırsızlık suçunun taşınır mal, zilyetlik, rızasız alma ve yarar sağlama maksadı unsurlarını açıklaması bakımından önemlidir. Ancak kararın asıl önemi, mala zarar verme olarak anlatılan bir fiilden, iddianamede hırsızlık suçunun unsurlarını oluşturacak yeterli açıklama bulunmadığı halde hırsızlığa teşebbüsten mahkumiyet kurulamayacağını ortaya koymasıdır. Bu nedenle karar, hem TCK m. 141’in unsurları hem de CMK m. 225 kapsamında iddianamedeki fiille bağlılık ilkesi yönünden değerlendirilmelidir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2017/57 E., 2017/542 K.

Hukuki Değerlendirme: Hırsızlık suçu ile yağma suçu arasındaki temel fark, malın alınması sırasında cebir veya tehdidin kullanılıp kullanılmadığıdır. Hırsızlık suçunda mal, zilyedin rızası dışında alınır. Yağma suçunda ise mağdur, cebir veya tehditle malı teslim etmeye ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılır.

Cebir veya tehdit, malın teslimini sağlamak ya da malın alınmasına karşı koymayı engellemek amacıyla kullanılmışsa eylem hırsızlık değil, yağma suçu kapsamında değerlendirilir. Buna karşılık hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra, yalnızca malın geri alınmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanılmışsa, yağma suçundan değil; somut olaya göre hırsızlık ve ayrıca yaralama, tehdit veya başka suçlardan söz edilebilir.

Kararda ayrıca hırsızlık suçunda korunan hukuki yararın yalnızca mülkiyet hakkı olmadığı, zilyetliğin de korunduğu vurgulanmıştır. Bu nedenle hırsızlık suçunun mağduru, malın maliki olabileceği gibi zilyedi de olabilir.

Özet: Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu kararında, sanığın eyleminin hırsızlık mı yoksa nitelikli yağma mı olduğu sorununu değerlendirmiştir. Olayda sanığın, gece vakti mağdurun bekçilik yaptığı şantiyeye geldiği, mağdura sopa ile vurduğu, mağdurun aldığı darbeler sonucunda yere yığıldığı ve elindeki av tüfeğini düşürdüğü, sanığın da yere düşen tüfeği alarak olay yerinden uzaklaştığı kabul edilmiştir.

Yerel mahkeme, sanığın mağdura yönelik cebri av tüfeğini almak amacıyla değil, aralarındaki husumet nedeniyle yaralama amacıyla uyguladığını kabul ederek eylemi hırsızlık olarak nitelendirmiştir. Ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sanığın mağdur yere yığılıp av tüfeğini bırakıncaya kadar cebir uygulamaya devam ettiğini ve hemen ardından tüfeği alarak olay yerinden uzaklaştığını dikkate almıştır.

Bu nedenle Kurul, sanığın uyguladığı cebrin aynı zamanda av tüfeğinin alınmasına yönelik olduğunu, tüfeğin ani bir kararla alınmış sayılamayacağını ve eylemin hırsızlık değil yağma suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir.

Sonuç: Malın alınması sırasında kullanılan cebir veya tehdidin, malın teslimine ya da alınmasına karşı koymamaya yönelik olup olmadığı her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir. Cebir veya tehdit, malın alınmasını sağlamak için kullanılmışsa yağma suçu oluşur. Hırsızlık tamamlandıktan sonra kullanılan cebir veya tehdit ise yağma suçunu değil, ayrı suçları gündeme getirebilir.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 2011/18380 E., 2013/3120 K.

Hukuki Değerlendirme: Hırsızlık suçu ile dolandırıcılık suçu arasındaki temel ayrım, mağdurun mal üzerindeki tasarruf iradesinin niteliğine göre belirlenir. Dolandırıcılık suçunda fail, hileli davranışlarla mağduru hataya düşürür ve mağdurun sakatlanmış iradesiyle malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunmasını sağlar. Hırsızlık suçunda ise başkasına ait taşınır mal, zilyedin rızası olmadan alınır ve mağdurun mal üzerindeki zilyetliği sona erdirilir. Bu nedenle geçici kullanım amacıyla verilen bir malın geri verilmemesi her zaman dolandırıcılık suçunu oluşturmaz.

Özet: Karara konu olayda sanık, otobüs firması bürosuna gelerek eşinin dışarıda beklediğini söylemiş ve telefon etmek istediğini belirtmiştir. Müşteki ofis telefonunu göstermiş; sanık ise telefon numarasının sim kartında kayıtlı olduğunu söyleyince müşteki firmaya ait cep telefonunu sanığa vermiştir. Sanık, telefonla konuştuktan sonra eşiyle birlikte dışarıda bekleyip bekleyemeyeceklerini sormuş, olumlu cevap alınca elindeki cep telefonuyla dışarı çıkmış ve bir daha geri dönmemiştir. Yerel mahkeme, sanığın eylemini dolandırıcılık olarak kabul ederek mahkumiyet kararı vermiştir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi ise cep telefonunun zilyetliğinin sanığa yalnızca belirli bir süre için devredildiğini, sanığın kullandıktan sonra iade etmek üzere aldığı telefonu geri vermediğini belirterek eylemin dolandırıcılık değil, hırsızlık suçunu oluşturacağı sonucuna varmış ve hükmü bozmuştur.

Sonuç: Bu karar, hırsızlık ile dolandırıcılık suçunun ayrımı bakımından önemlidir. Dolandırıcılıkta mağdur, hileli davranışların etkisiyle malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunur; hırsızlıkta ise mağdurun mal üzerindeki zilyetliği rızası dışında ortadan kaldırılır. Geçici kullanım için verilen bir eşyanın geri verilmemesi halinde olayın doğrudan dolandırıcılık olarak değerlendirilmesi doğru olmayabilir. Somut olayda malın hangi amaçla verildiği, mülkiyetin devredilip devredilmediği, zilyetliğin geçici mi kalıcı mı bırakıldığı ve failin malı iade etmeme kastı birlikte değerlendirilmelidir. Bu yönüyle karar, özellikle telefon etmek için alınan telefonun geri verilmemesi, kısa süreli kullanım için verilen eşyanın iade edilmemesi ve benzeri olaylarda suç vasfının belirlenmesi bakımından yol gösterici niteliktedir.

Hırsızlık Suçu Hakkında Sık Sorulan Sorular

Hırsızlık suçunun cezası kaç yıldır?

Basit hırsızlık suçunda ceza, TCK m. 141 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıdır. Suçun nitelikli hallerde işlenmesi, gece vakti gerçekleşmesi veya kamu hizmetini aksatması halinde ceza artabilir.

Hırsızlık suçu şikâyete bağlı mı?

Hırsızlık suçu kural olarak şikâyete bağlı değildir ve savcılık tarafından resen soruşturulur. Ancak TCK m. 144 ve TCK m. 146 kapsamında kalan bazı özel hallerde şikâyet şartı aranabilir.

Hırsızlık suçunda uzlaştırma uygulanır mı?

Basit hırsızlık suçu uzlaştırma kapsamındadır. Ancak nitelikli hırsızlık suçlarında uzlaştırma kural olarak uygulanmaz. Bu nedenle suçun TCK m. 141 mi yoksa TCK m. 142 kapsamında mı olduğu önemlidir.

Çalınan mal iade edilirse ceza düşer mi?

Çalınan malın iade edilmesi veya mağdurun zararının giderilmesi halinde TCK m. 168 kapsamında etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir. Bu durumda ceza tamamen ortadan kalkmaz; ancak zararın giderildiği aşamaya göre cezada indirim yapılabilir.

Nitelikli hırsızlık nedir?

Hırsızlık suçunun kamu kurumunda, ulaşım aracında, kilitli eşya hakkında, gece vakti, bilişim sistemi kullanılarak veya bina içinde muhafaza altındaki eşya üzerinde işlenmesi gibi haller nitelikli hırsızlık olarak değerlendirilebilir. Bu hallerde ceza basit hırsızlığa göre daha ağırdır.

İlk kez hırsızlık yapan kişi ceza alır mı?

İlk kez hırsızlık suçu işlenmesi tek başına cezasızlık nedeni değildir. Ancak failin sabıkasız olması, zararın giderilmesi, etkin pişmanlık, hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme gibi kurumlar somut olayda değerlendirilebilir.

Loading

Av. Ebubekir Kozan

Av. Ebubekir Kozan, İstanbul Barosuna kayıtlı olarak Maltepe’de bulunan hukuk bürosunda avukatlık faaliyetini sürdürmektedir. Çalışmaları ağırlıklı olarak ceza ve infaz hukuku ile aile, miras, gayrimenkul, iş ve icra hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Bir yanıt yazın

Avukatı Ara