Son güncelleme: 13 Ekim 2026
Cinsel Saldırı Suçu Nedir ? (TCK 102)
Cinsel saldırı suçu, on sekiz yaşını tamamlamış bir kişinin vücut dokunulmazlığının cinsel nitelikli fiziksel davranışlarla geçerli rızası dışında ihlal edilmesidir. İş bu suç 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102. maddesinde düzenlenmiştir.
Cinsel saldırının oluşması için vücuda organ veya cisim sokulması şart değildir. Cinsel nitelikli dokunma, öpme veya bedensel temas; olayın gerçekleşme biçimi, süresi, yoğunluğu ve mağdurun rızası birlikte değerlendirilerek sarkıntılık veya temel cinsel saldırı kapsamında kabul edilebilir.
Vücuda organ veya başka bir cisim sokulması ise TCK m.102/2 kapsamında daha ağır cezayı gerektiren cinsel saldırı biçimidir. Bu fiil günlük dilde çoğunlukla “tecavüz suçu” olarak adlandırılsa da kanunda kullanılan suç adı “cinsel saldırı”dır.
| Konu | Temel düzenleme |
|---|---|
| Kanun maddesi | TCK m.102 |
| Mağdur | Kural olarak on sekiz yaşını tamamlamış kişi |
| Sarkıntılık | 2 yıldan 5 yıla kadar hapis |
| Temel cinsel saldırı | 5 yıldan 10 yıla kadar hapis |
| Organ veya cisim sokulması | 12 yıldan az olmamak üzere hapis |
| Şikâyet | TCK m.102/1’in yalın hâlleri şikâyete bağlıdır. TCK m.102/2 kural olarak resen soruşturulur; eşe karşı işlenmesi şikâyete bağlıdır. TCK m.102/3’teki nitelikli hâllerde resen takip söz konusudur. |
| Uzlaştırma | Uzlaştırma kapsamında değildir |
| Görevli mahkeme | TCK m.102/1 için Asliye; m.102/2 için Ağır Ceza Mahkemesi |
| Zamanaşımı | Yetişkin fail bakımından olağan dava zamanaşımı: yalın sarkıntılıkta 8 yıl, temel cinsel saldırıda 15 yıl, TCK m.102/2’de 20 yıl, m.102/5’te 30 yıl. Nitelikli hâller ve süreyi etkileyen işlemler ayrıca değerlendirilir. |
| Tutuklama | TCK m.102/1 katalog suç kapsamında değildir; diğer şekiller katalog suç kapsamındadır |
Cinsel Saldırı Suçu Unsurları
Cinsel nitelikli fiziksel temas: Cinsel saldırı suçunda mağdurun vücuduna yönelik fiziksel temas bulunmalıdır. Temas bulunmayan söz, mesaj, görüntü gönderme, teşhir veya benzeri cinsel amaçlı davranışlar somut olayın özelliklerine göre cinsel taciz kapsamında değerlendirilebilir.
Her fiziksel temas kendiliğinden cinsel saldırı değildir. Davranışın gerçekleştirildiği bölge, tarafların ilişkisi, olayın bağlamı, hareketin süresi ve gerçekleştirilme biçimi birlikte incelenir. Failin cinsel tatmin yaşadığının ayrıca kanıtlanması gerekmez; davranışın cinsel niteliği ve kasten gerçekleştirilmesi önem taşır.
Geçerli rızanın bulunmaması: Mağdurun özgür iradesine dayanan geçerli rıza, fiili hukuka uygun hâle getirebilir. Ancak rızanın belirli bir davranışa ilişkin olması ve fiil devam ederken bulunması gerekir. Daha önce kurulmuş bir ilişki, evlilik, birlikte yaşama veya önceki cinsel birliktelikler gelecekteki bütün davranışlar için peşinen verilmiş rıza anlamına gelmez.
Rıza fiil sırasında geri alınabilir. Mağdurun sessiz kalması veya fiziksel olarak direnmemesi tek başına rızanın bulunduğunu göstermez. Aynı şekilde olaydan sonra iletişimin devam etmesi de bütün diğer delillerden bağımsız biçimde kesin sonuç doğurmaz.
Fail ve mağdur: Cinsel saldırı özgü suç değildir; kadın veya erkek herkes fail olabilir. Mağdur da kadın veya erkek olabilir ve tarafların aynı ya da farklı cinsiyetten olması suçun oluşumu bakımından belirleyici değildir.
TCK m.102 bakımından mağdur kural olarak on sekiz yaşını tamamlamış kişidir. On sekiz yaşından küçük kişilere yönelik eylemler ise yaş, rıza ve davranışın niteliğine göre TCK m.103 veya m.104 kapsamında değerlendirilir.
Cinsel Saldırıda Rıza Nasıl Değerlendirilir?
Geçerli bir rıza; özgürce açıklanmış, belirli davranışa yönelik ve olay sırasında devam eden bir iradeye dayanmalıdır. Önceden verilen rıza daha sonra geri alınabilir. Bir davranışa rıza gösterilmesi, başka veya daha ileri bir davranışa da rıza verildiği anlamına gelmez.
Aşağıdaki durumlar tek başına rızanın varlığını göstermez:
- Tarafların daha önce ilişki yaşamış olması,
- Mağdurun failin evine veya bulunduğu yere gitmesi,
- Daha önce mesajlaşılmış ya da yakınlık kurulmuş olması,
- Aktif biçimde direnilmemesi veya yardım istenememesi,
- Olaydan hemen sonra şikâyette bulunulmaması,
- Tarafların evli olması.
Cebir veya tehdidin kanıtlanamaması da tek başına rızanın bulunduğu sonucunu doğurmaz. Uyku, bilinç kaybı veya karar verme yeteneğini ortadan kaldıran ağır bir etkilenme hâlinde geçerli rızadan söz edilemez.
Alkol alınmış olması ise rızayı her durumda otomatik olarak geçersiz kılmaz. Esas mesele, kişinin olay sırasında davranışın anlam ve sonuçlarını değerlendirebilip değerlendiremediği ve iradesini özgürce açıklayıp açıklayamadığıdır. Failin bu durumu bilip bilmediği de ayrıca araştırılır.
Sarkıntılık ile Cinsel Saldırı Arasındaki Fark
| Fiilin niteliği | Hukuki değerlendirme | Ceza |
|---|---|---|
| Ani, kısa ve kesintili cinsel temas | Sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı | 2–5 yıl |
| Organ veya cisim sokma bulunmayan ancak sarkıntılığı aşan temas | Temel cinsel saldırı | 5–10 yıl |
| Vücuda organ veya başka bir cisim sokulması | TCK m.102/2 kapsamındaki cinsel saldırı | En az 12 yıl |
| TCK m.102/3’teki koşullardan birinin bulunması | Cezayı artıran nitelikli hâl | Ceza yarı oranında artırılır |
Nitelikli Cinsel Saldırı Suçu ve Tecavüz Suçu
Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi TCK 102/2 kapsamında düzenlenmiştir. Uygulamada “nitelikli cinsel saldırı”, günlük dilde ise çoğunlukla “tecavüz suçu” olarak adlandırılır.
Suçun tamamlanması için kalıcı yaralanma veya vücutta mutlaka tıbbi bir bulgu oluşması şart değildir. Organ veya cismin vücuda sokulmasıyla suç tamamlanabilir.
TCK 102/3 uyarınca suçun;
- Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak kişiye karşı,
- Kamu görevi, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak,
- Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı içinde bulunan kişiye karşı ya da üvey anne, üvey baba, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından,
- Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,
- İnsanların toplu yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan yararlanılarak
işlenmesi hâlinde, ilgili fıkraya göre belirlenen ceza yarı oranında artırılır.
Cinsel saldırı için kullanılan cebir ve şiddet kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olmuşsa ayrıca yaralama hükümleri uygulanır. Suç sonucunda mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölmesi hâlinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası söz konusu olur.

Cinsel Saldırı Suçunun Cezası
| Suçun görünümü | Kanuni dayanak | Ceza | Genel takip usulü |
|---|---|---|---|
| Sarkıntılık | TCK 102/1, ikinci cümle | 2–5 yıl hapis | Yalın hâli şikâyete bağlı |
| Temel cinsel saldırı | TCK 102/1, birinci cümle | 5–10 yıl hapis | Yalın hâli şikâyete bağlı |
| Vücuda organ veya cisim sokulması | TCK 102/2 | 12 yıldan az olmamak üzere hapis | Eşe karşı işlenen dışında resen |
| TCK 102/3’teki nitelikli hâller | TCK 102/3 | Belirlenen ceza yarı oranında artırılır | Resen |
| Bitkisel hayat veya ölüm | TCK 102/5 | Ağırlaştırılmış müebbet | Resen |
Mahkeme temel cezayı belirlerken eylemin işleniş biçimini, kullanılan araçları, meydana gelen zararı, kastın yoğunluğunu ve diğer bireyselleştirme nedenlerini dikkate alır. Kanundaki alt sınır, her olayda cezanın mutlaka alt sınırdan verileceği anlamına gelmez.
Cinsel Saldırı, Cinsel Taciz ve Çocuğun Cinsel İstismarı Arasındaki Fark
| Suç | Temel ayrım |
|---|---|
| Cinsel saldırı – TCK m.102 | On sekiz yaşını tamamlamış kişiye yönelik rıza dışı cinsel fiziksel temas |
| Çocukların cinsel istismarı – TCK m.103 | On beş yaşından küçük veya algılama yeteneği gelişmemiş çocuğa yönelik cinsel davranışlar; diğer çocuklarda cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen nedenler |
| Reşit olmayanla cinsel ilişki – TCK m.104 | On beş yaşını tamamlamış ancak on sekiz yaşını tamamlamamış çocukla cebir, tehdit ve hile olmaksızın cinsel ilişki |
| Cinsel taciz – TCK m.105 | Kural olarak fiziksel temas içermeyen cinsel amaçlı davranışlar |
On sekiz yaşından küçük herkes bakımından “rıza hiçbir durumda dikkate alınmaz” şeklinde genel bir ifade doğru değildir. On beş yaşını tamamlamayan veya fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklar ile 15–18 yaş grubundaki çocuklar bakımından kanun farklı koşullar öngörür. Ayrıca 15–18 yaş arasındaki çocuğa karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden varsa TCK 103 gündeme gelir.
Cinsel Saldırı Suçunda Şikâyet, Uzlaştırma ve Zamanaşımı
TCK m.102/1 kapsamındaki temel cinsel saldırı ve sarkıntılık, m.102/3’teki cezayı artıran nitelikli hâller bulunmadığında mağdurun şikâyetine bağlıdır. Şikâyet süresi, dava zamanaşımı dolmamış olmak kaydıyla, mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı aydır. Şikâyet süresi ile dava zamanaşımı birbirinden farklıdır.
Vücuda organ veya cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilen TCK m.102/2 kapsamındaki suç kural olarak resen soruşturulur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi bakımından kanunda şikâyet şartı öngörülmüştür. TCK m.102/3’teki cezayı artıran nitelikli hâller ise şikâyete bağlı değildir.
Şikâyetten vazgeçme, yalnızca şikâyete bağlı suç biçimlerinde sonuç doğurabilir. Kovuşturma aşamasında sanığın vazgeçmeyi kabul edip etmediği de değerlendirilir. Hüküm kesinleştikten sonra şikâyetten vazgeçilmesi cezanın infazını engellemez.
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, suç şikâyete bağlı olsa bile CMK m.253 gereğince uzlaştırma uygulanmaz.
Güncel düzenleme esas alındığında, yetişkin fail bakımından olağan dava zamanaşımı süreleri şöyledir:
- Yalın sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı: 8 yıl.
- TCK m.102/3’teki nitelikli hâllerle işlenen sarkıntılık: 15 yıl.
- Sarkıntılığı aşan temel cinsel saldırı: 15 yıl.
- TCK m.102/2 kapsamındaki cinsel saldırı: 20 yıl.
- TCK m.102/5 kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis gerektiren hâl: 30 yıl.
Suç tarihinde yürürlükte bulunan hükümler, lehe kanun değerlendirmesi, failin yaşı ve zamanaşımını durduran veya kesen işlemler süre hesabını etkileyebilir. Bu nedenle yalnızca olayın üzerinden geçen süreye bakılarak dosyanın zamanaşımına uğradığı sonucuna varılamaz.
Cinsel Suçlarda Mağdur Beyanı Tek Başına Yeterli midir?
“Mağdur beyanı her zaman tek başına yeterlidir” ve “mutlaka maddi delille desteklenmelidir” şeklindeki iki kesin yaklaşım da doğru değildir.
Mahkeme; beyanın kendi içindeki tutarlılığını, farklı aşamalardaki anlatımlar arasındaki ilişkiyi, olayın koşullarını, teknik ve tıbbi bulguları, taraflar arasındaki ilişkiyi ve savunmaları birlikte değerlendirir. Mahkûmiyet için suçun her türlü makul şüpheden uzak biçimde ispatlanması gerekir.
Travmanın anlatım biçimi ve hatırlama üzerindeki etkisi de göz ardı edilmemelidir. Bununla birlikte beyanlar arasındaki önemli çelişkilerin nedenleri araştırılmalı ve hükümde açıkça tartışılmalıdır.
Cinsel Saldırı Suçu Avukatı Ne Yapar?
Cinsel saldırı dosyalarında hukuki çalışma yalnızca mağdur beyanının kabulü veya suçlamanın reddedilmesinden ibaret değildir. Olayın zaman çizelgesi, rıza tartışması, fiilin hukuki niteliği ve bütün deliller birlikte incelenmelidir.
Bu kapsamda;
- İfade ve sorgu öncesinde dosyanın değerlendirilmesi,
- Tıbbi ve biyolojik bulguların incelenmesi,
- Mesaj, kamera, konum ve iletişim kayıtlarının korunması,
- Arama, el koyma ve dijital incelemelerin hukuka uygunluğunun denetlenmesi,
- Sarkıntılık, temel cinsel saldırı ve TCK m.102/2 ayrımının yapılması,
- Tutuklama veya adli kontrol kararlarına itiraz edilmesi,
- Mağdurun katılma ve koruma taleplerinin hazırlanması,
- İstinaf ve temyiz başvurularının yürütülmesi
gündeme gelebilir.
Ceza soruşturmasının genel aşamaları Ceza Davaları sayfamızda açıklanmıştır. İstanbul’da yürütülen ceza dosyaları hakkında bilgi için İstanbul Ceza Avukatı sayfası incelenebilir.
Cinsel Saldırı Suçu Yargıtay Kararları
Ani ve Kesintili Temasın Sarkıntılık Kapsamında Değerlendirilmesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 01.04.2024, 2021/9872 E., 2024/2910 K.
Yargıtay, sanığın mağdurun bacaklarına dokunması ve sarılması şeklindeki hareketlerinin ani, kesintili ve süreklilik göstermeyen nitelikte olması nedeniyle fiilin sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı düzeyinde kaldığını kabul etmiştir. Karar, temasın adı kadar süresi, yoğunluğu ve devamlılık gösterip göstermediğinin de hukuki nitelendirmede belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır.
Daire, sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı bakımından sekiz yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin uygulanacağını belirtmiştir. Zamanaşımını kesen son mahkûmiyet kararından temyiz incelemesine kadar bu süre geçtiğinden hüküm bozulmuş ve kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir.
Tıbbi ve Biyolojik Deliller Gerekçeli Biçimde Tartışılmalıdır
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 30.05.2024, 2024/3710 E., 2024/5337 K.
Dosyada mağdurun boğazının sıkıldığı yönündeki anlatımına karşılık adli raporda darp ve cebir bulgusuna rastlanmamıştır. Sanık ise mağdurla cinsel ilişkiye girmediğini savunmasına rağmen mağdurun iç çamaşırında sanığa ait meni tespit edilmiştir. Yargıtay, bu farklılıkların taraflara sorulması ve deliller arasındaki ilişkinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtmiştir.
İlk derece mahkemesinin fiziki müdahalenin nasıl gerçekleştiğini açıklamadan ve iddia ile savunma arasındaki çelişkileri tartışmadan hüküm kurması yetersiz gerekçe olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin kararı bozulmuş; tıbbi ve biyolojik bulguların tek başına değil, taraf beyanları ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Mağdurun Zihinsel Durumunun Fail Tarafından Bilinmesi ve TCK m.30
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 02.10.2024, 2021/228 E., 2024/281 K.
Dosyada mağdurun zihinsel durumu nedeniyle geçerli rıza açıklama yeteneğinin bulunmadığı kabul edilmiştir. Ceza Genel Kurulu, mağdur ile diğer sanığın bir araya gelmesine aracılık eden sanığın bu durumu bilip bilmediğini değerlendirmiştir.
Mağdurun günlük yaşamındaki davranışları, tanık anlatımları, sanığın kişisel özellikleri ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilerek aracılık eden sanık yönünden TCK m.30’daki hata hükümlerinin uygulanma koşullarının oluştuğu kabul edilmiştir. Cinsel saldırı fiilini gerçekleştirdiği isnat edilen diğer sanık hakkındaki kamu davası ise yargılama sırasında ölmesi nedeniyle düşürülmüştür.
Karar, mağdurun rıza açıklama yeteneği ile sanığın mağdurun durumunu bilmesinin ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini göstermektedir. Hata hükümlerinin uygulanması, her dosyanın somut delillerine göre değerlendirilir.
Cinsel Saldırı Suçu Hakkında Sık Sorulan Sorular
Cinsel saldırı suçunun cezası kaç yıldır?
Sarkıntılık suretiyle cinsel saldırıda iki yıldan beş yıla, temel cinsel saldırıda beş yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörülür. Vücuda organ veya başka bir cisim sokulması hâlinde ceza on iki yıldan az olamaz. TCK m.102/3’teki nitelikli hâllerde belirlenen ceza yarı oranında artırılır.
Öpme veya dokunma sarkıntılık mı, cinsel saldırı mı?
Ani, kısa ve kesintili cinsel temaslar sarkıntılık kapsamında değerlendirilebilir. Temasın devamlılık göstermesi, yoğunlaşması veya birden fazla hareketten oluşması hâlinde temel cinsel saldırı gündeme gelebilir. Ayrım, her olayın gerçekleşme biçimine göre yapılır.
Cinsel saldırı ile tecavüz arasındaki fark nedir?
“Tecavüz” Türk Ceza Kanunu’nda kullanılan bağımsız bir suç adı değildir. Günlük dilde tecavüz olarak ifade edilen fiiller çoğunlukla TCK m.102/2’de düzenlenen, vücuda organ veya başka bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilen cinsel saldırıyı ifade eder.
Cinsel saldırı ile cinsel taciz arasındaki fark nedir?
Cinsel saldırıda mağdurun vücuduna yönelik cinsel nitelikli fiziksel temas bulunur. Cinsel tacizde ise kural olarak bedensel temas yoktur; cinsel amaçlı söz, mesaj, görüntü gönderme veya teşhir gibi davranışlar söz konusu olabilir.
Cinsel saldırı suçu şikâyete tabi midir ve şikâyet süresi ne kadardır?
TCK m.102/1 kapsamındaki temel cinsel saldırı ve sarkıntılığın yalın hâlleri şikâyete bağlıdır. Şikâyet, dava zamanaşımı dolmamış olmak kaydıyla, mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılmalıdır.
TCK m.102/2 kapsamındaki suç kural olarak resen soruşturulur; eşe karşı işlenmesi bakımından şikâyet şartı öngörülmüştür. TCK m.102/3’teki cezayı artıran nitelikli hâller ise şikâyete bağlı değildir.
Şikâyetten vazgeçilirse cinsel saldırı davası düşer mi?
Şikâyetten vazgeçme yalnızca şikâyete bağlı suç biçimlerinde sonuç doğurabilir. Resen soruşturulan cinsel saldırı biçimlerinde mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi soruşturmayı veya davayı sona erdirmez. Kovuşturma aşamasındaki vazgeçmede sanığın kabulü de önem taşıyabilir.
Eşe karşı cinsel saldırı suç mudur?
Evet. Evlilik, gelecekteki bütün cinsel davranışlar için verilmiş sürekli rıza anlamına gelmez. TCK m.102/2 kapsamındaki fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde soruşturma ve kovuşturma mağdur eşin şikâyetine bağlıdır.
Cinsel saldırı suçunda mağdur beyanı tek başına yeterli midir?
Mağdur beyanı önemli bir delildir; ancak her olayda otomatik olarak yeterli veya yetersiz kabul edilemez. Beyanın tutarlılığı, olayın koşulları, tıbbi ve dijital bulgular, tanık anlatımları ve savunmalar birlikte değerlendirilir.
Adli rapor veya fiziksel bulgu olmadan cinsel saldırı ispatlanabilir mi?
Adli raporda yaralanma veya biyolojik iz bulunmaması, tek başına cinsel saldırının gerçekleşmediğini göstermez. Mesajlar, kamera kayıtları, konum verileri, tanık anlatımları, olay sonrasındaki iletişim ve tarafların beyanları da delil olarak değerlendirilebilir.
Cinsel saldırı suçunda zamanaşımı kaç yıldır?
Güncel düzenlemeye göre yetişkin fail bakımından olağan dava zamanaşımı; yalın sarkıntılıkta 8 yıl, temel cinsel saldırıda 15 yıl, TCK m.102/2 kapsamında 20 yıl ve m.102/5 kapsamında 30 yıldır. Sarkıntılığın m.102/3’teki nitelikli hâllerle işlenmesinde süre 15 yıldır.
Suç tarihi, lehe kanun hükümleri, failin yaşı ve zamanaşımını durduran veya kesen işlemler ayrıca değerlendirilmelidir.
Cinsel saldırı davasına hangi mahkeme bakar?
TCK m.102/1 kapsamındaki temel cinsel saldırı ve sarkıntılık davalarına Asliye Ceza Mahkemesi bakar. Vücuda organ veya cisim sokulması suretiyle işlenen TCK m.102/2 kapsamındaki davalarda görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir.
Cinsel saldırı suçunda tutuklama zorunlu mudur?
Hayır. TCK m.102/1 kapsamındaki temel cinsel saldırı ve sarkıntılık katalog suçlar arasında değildir. Diğer cinsel saldırı biçimleri katalog kapsamında bulunsa da tutuklama otomatik değildir; somut delil, tutuklama nedeni ve ölçülülük şartları aranır.
Hazırlayan: Av. Ebubekir Kozan