Son güncelleme: 6 Ekim 2026
Çocukların Cinsel İstismarı Suçu (TCK 103) Nedir ?
Cinsel istismar suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde düzenlenen ve çocuğun cinsel dokunulmazlığını koruyan suçtur. Kanundaki resmî başlık “Çocukların cinsel istismarı”dır.
Cinsel istismar deyiminden;
a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,
anlaşılır.
Fiilin TCK 103 kapsamında değerlendirilebilmesi için yalnızca davranışa verilen isim yeterli değildir. Çocuğun yaşı, davranışın bedensel temas içerip içermediği, süresi, yoğunluğu, gerçekleştirildiği koşullar ve tarafların iradesini etkileyen nedenler birlikte incelenir.
Özellikle 12, 15 ve 18 yaş sınırları; sarkıntılık, temel şekil ve vücuda organ veya sair cisim sokulması ayrımı; şikâyet, delil, tutuklama ve infaz konuları uygulamada önem taşır. Ceza soruşturmasının genel aşamaları hakkında ayrıca ceza davaları başlıklı yazımız incelenebilir.

Çocuğun Cinsel İstismarı Suçunun Unsurları
Suçun oluşabilmesi için mağdur, fail, fiil ve manevi unsur yönünden kanunda aranan koşulların gerçekleşmesi gerekir.
Mağdurun Çocuk Olması
TCK 103 bakımından mağdur, suç tarihinde on sekiz yaşını tamamlamamış kişidir. Mağdurun daha sonra on sekiz yaşını doldurması, suçun hukuki niteliğini değiştirmez.
Yaş belirlenirken öncelikle nüfus kaydı esas alınır. Yaş konusunda tereddüt bulunması hâlinde doğum ve hastane kayıtları, okul kayıtları, resmî belgeler ve gerektiğinde uzman değerlendirmeleri incelenebilir.
Çocuğun suç tarihindeki yaşı doğru belirlenmeden hukuki nitelendirme ve ceza hesabı yapılmamalıdır.
Fail Kim Olabilir?
Suçun faili kadın veya erkek, yetişkin veya çocuk olabilir. Failin çocuk olması suçun oluşmasını tek başına engellemez; ancak ceza sorumluluğu, yaş indirimi, görevli mahkeme, şikâyet koşulu ve infaz rejimi bakımından farklı sonuçlar doğurabilir.
Failin çocuğun öğretmeni, bakıcısı, koruyucu ailesi, sağlık hizmeti veren kişi veya çocuk üzerinde nüfuz sahibi biri olması, cezanın artırılmasını gerektirebilir.
Cinsel Davranışın Niteliği
Cinsel istismar suçunda davranışın bedensel temas içerip içermediği önemlidir. Bedensel temas bulunmayan cinsel amaçlı söz ve davranışlar, somut olayın özelliklerine göre cinsel taciz suçu kapsamında değerlendirilebilir.
Bedensel temas bulunan eylemlerde ise temasın süresi, yoğunluğu, sürekliliği, yöneldiği vücut bölgesi, failin amacı ve hareketin nasıl sona erdiği incelenir. Bu değerlendirme sonucunda fiil;
- Sarkıntılık düzeyinde cinsel istismar,
- Cinsel istismarın temel şekli,
- Vücuda organ veya sair cisim sokulması
olarak nitelendirilebilir.
Cinsel İstismarda Yaş Tespiti ve Yaş Konusunda Hata
Çocukların cinsel istismarı suçu kasten işlenebilir. Çocuğun suç tarihindeki gerçek yaşı ile failin bu yaşı bilip bilmediği ayrı ayrı değerlendirilir.
Gerçek yaş konusunda tereddüt bulunması hâlinde nüfus kaydı, doğum tutanağı ve hastane doğum kayıtları araştırılır. Gerektiğinde aile ve tanık anlatımları, okul ve aşı kayıtları ile kemik yaşı incelemesini içeren sağlık kurulu veya Adli Tıp Kurumu raporları birlikte değerlendirilir. Kemik yaşı raporu, tek başına nüfus veya hastane doğum kaydını geçersiz kılmaz.
Failin “yaşını bilmiyordum” veya “daha büyük olduğunu düşündüm” şeklindeki savunması ise TCK 30 kapsamında incelenir. Tarafların tanışma biçimi, yazışmaları, yaş hakkında verilen bilgiler, çocuğun olay tarihindeki görünümü ve tanışıklığın süresi önem taşır.
Yaş konusunda yanılgı, otomatik olarak beraat sonucu doğurmaz. Hatanın suçun oluşumuna veya uygulanacak cezaya etkisi, somut olayın koşulları ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Çocukların Cinsel İstismarı Suçunda 12, 15 ve 18 Yaş Sınırları
TCK 103 uygulamasında yaş sınırları suçun oluşumu ve uygulanacak cezanın belirlenmesi bakımından temel öneme sahiptir.
| Mağdurun durumu | Hukuki değerlendirme |
|---|---|
| 12 yaşını tamamlamamış çocuk | Her türlü cinsel davranış TCK 103 kapsamında değerlendirilir. Kanunda daha yüksek alt sınırlar öngörülmüştür. |
| 12 yaşını tamamlamış ancak 15 yaşını tamamlamamış çocuk | Her türlü cinsel davranış TCK 103 kapsamında değerlendirilir. Çocuğun rızası hukuken geçerli kabul edilmez. |
| 15–18 yaş aralığında olup algılama yeteneği gelişmemiş çocuk | Çocuğa karşı gerçekleştirilen cinsel davranışlar TCK 103 kapsamında değerlendirilir. Algılama yeteneği uzman raporları ve diğer delillerle araştırılır. |
| 15–18 yaş aralığında ve algılama yeteneği gelişmiş çocuk | TCK 103’ün oluşması için cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden aranır. Rızaya dayalı cinsel ilişki TCK 104 kapsamında değerlendirilebilir. |
| 18 yaşını tamamlamış kişi | TCK 103 uygulanmaz. Koşulları varsa cinsel saldırı veya cinsel taciz hükümleri gündeme gelebilir. |
Çocuğun yaşı kadar fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği de önemlidir. Bu nedenle “on sekiz yaşından küçük kişinin rızası her durumda geçersizdir” şeklindeki genel bir ifade TCK 103 ile TCK 104 arasındaki ayrımı tam olarak açıklamaz.
Çocukların Cinsel İstismarı Suçunda Rıza Geçerli midir?
On beş yaşını tamamlamamış veya algılama yeteneği gelişmemiş çocuğun cinsel davranışa gösterdiği rıza, fiili hukuka uygun hâle getirmez.
Çocuğun;
- Faille daha önce görüşmüş olması,
- Aralarında duygusal ilişki bulunduğunu söylemesi,
- Davranış sırasında fiziksel olarak direnmemesi,
- Olaydan sonra faille iletişim kurmaya devam etmesi,
- Sonradan şikâyetçi olmadığını belirtmesi
tek başına hukuken geçerli rızanın bulunduğunu göstermez.
On beş yaşını tamamlamış, algılama yeteneği gelişmiş çocuklar bakımından ise farklı bir değerlendirme yapılır. Bu yaş grubuna yönelik davranışın TCK 103 kapsamında kalabilmesi için cebir, tehdit, hile veya çocuğun iradesini etkileyen başka bir neden bulunmalıdır.
TCK 103 ile TCK 104 Arasındaki Fark
| Ölçüt | TCK 103 – Çocukların cinsel istismarı | TCK 104 – Reşit olmayanla cinsel ilişki |
|---|---|---|
| Yaş | On sekiz yaşından küçük çocuklar; yaş ve algılama durumuna göre farklı koşullar | On beş yaşını tamamlamış ancak on sekiz yaşını tamamlamamış çocuk |
| Rıza | On beş yaşından küçük veya algılama yeteneği gelişmemiş çocukta rıza hukuki sonuç doğurmaz | Temel şekil, cebir, tehdit ve hile olmaksızın rızaya dayalı ilişkiyi düzenler |
| Fiil | Kanunda tanımlanan cinsel davranışlar | Cinsel ilişki |
| Şikâyet | Kural olarak şikâyete bağlı değildir | Temel şekli şikâyete bağlıdır |
On beş ila on sekiz yaş arasındaki kişilerle ilgili her olay otomatik olarak TCK 104 kapsamında değerlendirilmez. Cebir, tehdit, hile, otorite veya nüfuzun kötüye kullanılması, alkol ya da uyuşturucu etkisi ve çocuğun karar verme özgürlüğünü ortadan kaldıran diğer koşullar TCK 103’ün uygulanmasına neden olabilir.
Konu hakkında ayrıntılı bilgi için reşit olmayanla cinsel ilişki suçu başlıklı yazımıza bakılabilir.
Sarkıntılık Düzeyinde Cinsel İstismar Nedir?
Sarkıntılık; ani, kısa süreli, kesintili ve devamlılık göstermeyen cinsel davranışları ifade eder. Ancak bir davranışın kısa sürmesi, her durumda sarkıntılık olarak kabul edilmesini gerektirmez.
Değerlendirmede;
- Temasın niteliği ve yoğunluğu,
- Davranışın devam edip etmediği,
- Failin hareketi kendi iradesiyle bırakıp bırakmadığı,
- Eylemin dışarıdan gelen bir müdahale nedeniyle sona erip ermediği,
- Failin kastı,
- Olayın gerçekleşme koşulları
birlikte incelenir.
Failin davranışına kendi iradesiyle son vermesi ile yakalanma, çocuğun kaçması veya üçüncü kişinin müdahalesi nedeniyle eylemi tamamlayamaması aynı hukuki sonucu doğurmayabilir. Somut olayda teşebbüs hükümlerinin uygulanması da gündeme gelebilir.
Cinsel İstismarın Temel Şekli Nedir?
Bedensel temas içeren, ancak vücuda organ veya sair cisim sokulması düzeyine ulaşmayan ve sarkıntılık sınırını aşan cinsel davranışlar TCK 103/1 kapsamında değerlendirilir.
Temasın süreklilik göstermesi, yoğunluğu, birden fazla hareketten oluşması ve failin davranış üzerindeki hâkimiyeti, eylemin sarkıntılık sınırını aşıp aşmadığının belirlenmesinde önemlidir.
Vücuda Organ veya Sair Cisim Sokulması
Cinsel istismarın vücuda organ veya sair cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi TCK 103/2’de ayrıca düzenlenmiştir. Bu durumda kanunda daha ağır bir ceza öngörülmüştür.
Eylemin tamamlanıp tamamlanmadığı; failin kastı, icra hareketlerinin ulaştığı aşama ve hareketin hangi nedenle sona erdiği dikkate alınarak belirlenir. Koşulları varsa teşebbüs hükümleri uygulanabilir.
Çocukların Cinsel İstismarı Suçunun Cezası Nedir?
TCK 103’te fiilin niteliğine ve çocuğun yaşına göre farklı cezalar öngörülmüştür.
| Fiilin niteliği | Öngörülen ceza |
|---|---|
| Sarkıntılık düzeyinde cinsel istismar | 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası |
| Sarkıntılık fiilinde mağdurun 12 yaşını tamamlamamış olması | Verilecek ceza 5 yıldan az olamaz |
| Cinsel istismarın temel şekli | 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası |
| Temel şekilde mağdurun 12 yaşını tamamlamamış olması | Verilecek ceza 10 yıldan az olamaz |
| Vücuda organ veya sair cisim sokulması | 16 yıldan az olmamak üzere hapis cezası |
| Bu fiilde mağdurun 12 yaşını tamamlamamış olması | Verilecek ceza 18 yıldan az olamaz |
Tablodaki cezalar başlangıç cezalarıdır. Failin yaşı, teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, takdiri indirim ve cezanın artırılmasını gerektiren hâller sonuç cezayı değiştirebilir.
Çocukların Cinsel İstismarı Suçunda Cezayı Artıran Hâller
Suçun;
- Birden fazla kişi tarafından birlikte,
- İnsanların toplu olarak yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan yararlanılarak,
- Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı bulunan kişi tarafından,
- Üvey ana, üvey baba, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,
- Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı veya koruyucu aile tarafından,
- Sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından,
- Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle
işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır.
On beş yaşını tamamlamamış veya algılama yeteneği gelişmemiş çocuğa karşı cebir ya da tehditle işlenen cinsel istismar fiillerinde de ceza yarı oranında artırılır.
Cinsel istismar amacıyla kullanılan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanabilir.
Suç sonucunda mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölmesi hâlinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
Çocukların Cinsel İstismarı Suçu Şikâyete Bağlı mıdır?
Çocukların cinsel istismarı suçu kural olarak şikâyete bağlı değildir. Savcılık suç şüphesini öğrendiğinde soruşturmayı kendiliğinden yürütür. Şikâyetten vazgeçilmesi de kural olarak soruşturmayı veya davayı sona erdirmez.
Bunun istisnası, sarkıntılık düzeyinde kalan fiilin failinin de çocuk olmasıdır. Bu durumda soruşturma ve kovuşturma mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır.
Çocuk ile kanuni temsilcisi arasında menfaat çatışması bulunması hâlinde şikâyet hakkının kim tarafından kullanılacağı somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilir.
Şikâyet Süresi Ne Kadardır?
Şikâyete bağlı olan istisnai durumda genel şikâyet süresi, fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı aydır. Bu süre dava zamanaşımı süresi içinde kullanılmalıdır.
Mağdurun yaşı, ayırt etme gücü, kanuni temsil durumu ve çocuk ile temsilci arasında menfaat çatışması bulunması, sürenin başlangıcı ve şikâyet hakkının kullanılması bakımından önem taşıyabilir.
Şikâyetten vazgeçmenin hukuki sonuç doğurabileceği hâl, failin çocuk ve fiilin sarkıntılık düzeyinde olduğu bu özel durumdur.
Çocukların Cinsel İstismarı Suçunda Uzlaştırma Var mıdır?
Çocukların cinsel istismarı suçu uzlaştırma kapsamında değildir. Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, suçun özel bir şekli şikâyete bağlı olsa bile uzlaştırma yoluna gidilemez.
Şikâyetten vazgeçme ile uzlaştırma birbirinden farklı kurumlardır. Failin çocuk olduğu sarkıntılık hâlinde şikâyetten vazgeçme sonuç doğurabilse de dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmez.
Çocukların Cinsel İstismarı Suçunda Zamanaşımı Kaç Yıl?
Çocukların cinsel istismarı suçunda dava zamanaşımı; fiilin niteliğine, uygulanacak cezanın üst sınırına ve failin yaşına göre belirlenir. Şikâyet süresi ile dava zamanaşımı farklıdır.
Güncel düzenlemeye göre yetişkin fail bakımından olağan dava zamanaşımı süreleri genel olarak şöyledir:
- Sarkıntılık düzeyindeki cinsel istismarda: 15 yıl.
- Cezayı artıran nitelikli hâller bulunmayan temel cinsel istismarda: 15 yıl.
- Temel cinsel istismarın TCK m.103/3 veya m.103/4 kapsamında cezayı artıran hâllerle işlenmesinde: 20 yıl.
- TCK m.103/2 kapsamında vücuda organ veya başka bir cisim sokulması suretiyle işlenen cinsel istismarda: 20 yıl.
- TCK m.103/6 kapsamında mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olunmasında: 30 yıl.
Bu süreler, zamanaşımının durması veya kesilmesi hesaba katılmadan belirtilen olağan sürelerdir. Failin suç tarihinde çocuk olması hâlinde TCK m.66/2’deki daha kısa süreler uygulanır.
Zamanaşımı kural olarak suçun işlendiği tarihten itibaren hesaplanır. Ancak suçun üstsoy veya çocuk üzerinde hüküm ve nüfuzu bulunan bir kişi tarafından çocuğa karşı işlenmesi hâlinde, süre mağdur çocuğun 18 yaşını doldurduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Suç tarihi, o tarihte yürürlükte bulunan düzenlemeler, lehe kanun değerlendirmesi, fiilin tekrarlanması ve zamanaşımını etkileyen işlemler birlikte incelenmeden dosyaya özgü kesin bir tarih verilemez.
Çocukların Cinsel İstismarı Suçunda Deliller Nelerdir?
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar çoğu zaman üçüncü kişilerin bulunmadığı ortamlarda gerçekleşir. Bu nedenle çocuğun beyanı önemli bir delildir. Ancak mahkûmiyet veya beraat kararı tek bir varsayıma değil, dosyadaki bütün delillerin birlikte değerlendirilmesine dayanmalıdır.
Soruşturma ve kovuşturmada önem taşıyabilecek deliller şunlardır:
- Çocuğun usulüne uygun alınmış beyanı,
- İlk açıklamanın yapıldığı kişilerin anlatımları,
- Mesajlaşmalar ve sosyal medya kayıtları,
- Telefon incelemeleri ve HTS kayıtları,
- Kamera görüntüleri,
- Konum ve ulaşım kayıtları,
- Tanık anlatımları,
- Adli muayene ve adli tıp raporları,
- Biyolojik bulgular,
- Psikolojik ve psikiyatrik değerlendirmeler,
- Okul, hastane ve diğer kurum kayıtları,
- Şüphelinin veya sanığın savunması,
- Savunmayı doğrulayan ya da çürüten diğer deliller.
Dijital delillerin yalnızca ekran görüntüsünden ibaret olup olmadığı; kaynağı, bütünlüğü, elde edilme yöntemi ve başka verilerle doğrulanıp doğrulanmadığı incelenmelidir.
Çocuğun kimliği, görüntüleri ve özel hayatına ilişkin bilgiler internet veya sosyal medya üzerinden paylaşılmamalıdır. Acil tehlike bulunması hâlinde 112 Acil Çağrı Merkezi, kolluk birimleri veya Cumhuriyet başsavcılığına başvurulmalıdır.
Mağdurun Beyanı Tek Başına Mahkûmiyet İçin Yeterli midir?
Mağdur beyanının tek başına hiçbir zaman yeterli olmadığı söylenemeyeceği gibi her olayda otomatik olarak mahkûmiyet için yeterli olduğu da kabul edilemez.
Mahkeme beyanın güvenilirliğini değerlendirirken;
- Beyanın alınış koşullarını,
- Kendi içindeki tutarlılığını,
- Soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki anlatımlarla uyumunu,
- Çocuğun yaşını ve gelişim düzeyini,
- Olay ile açıklama arasında geçen süreyi,
- Yönlendirici soru bulunup bulunmadığını,
- İlk açıklamanın kime ve hangi koşullarda yapıldığını,
- Taraflar arasındaki ilişki veya husumeti,
- Beyanı destekleyen ya da çürüten delilleri,
- Savunmanın somut itirazlarının araştırılıp araştırılmadığını
birlikte inceler.
Çocuğun yaşı, aradan geçen süre ve görüşme yöntemi nedeniyle anlatımlar arasında bazı farklılıklar bulunabilir. Her farklılık beyanın güvenilmez olduğunu göstermediği gibi anlatımın genel olarak tutarlı olması da tek başına olayın kesin olarak gerçekleştiğini kanıtlamaz.
Ceza mahkûmiyeti, yüklenen suçun her türlü makul şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanmasını gerektirir.
Fiziksel Bulgu Bulunmaması Suçun İşlenmediğini Gösterir mi?
Fiziksel veya biyolojik bulgu bulunmaması, suçun işlenmediğini tek başına göstermez. Her cinsel davranış fiziksel iz bırakmayabilir. Muayenenin olaydan ne kadar sonra yapıldığı, eylemin niteliği ve kişisel özellikler bulgu elde edilmesini etkileyebilir.
Buna karşılık fiziksel bir bulgunun bulunması da failin kimliğini ve suçun bütün unsurlarını tek başına kanıtlamaz. Bulguların olay anlatımı, uzman raporları, dijital veriler, tanık beyanları ve savunma ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Çocuğun Beyanı Nasıl Alınır?
Cinsel istismar iddiasında çocuğun beyanı, yaşına ve gelişim düzeyine uygun bir ortamda alınmalıdır. Soruların yönlendirici olmaması, çocuğun kendisini güvenli biçimde ifade edebilmesi ve mahremiyetinin korunması önem taşır.
Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca mağdur çocuğun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur. Mağdur çocuğun tanıklığında kayıt alınması da zorunludur. Vekili bulunmayan çocuk mağdura, talebi aranmaksızın avukat görevlendirilir.
Suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuğun aynı suç hakkında tekrar tekrar dinlenmesi önlenmelidir. Kanundaki tek kez dinleme kuralının istisnası, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından yeniden dinlemenin zorunlu olmasıdır.
Beyan alma işleminin amacı çocuktan belirli bir cevabı elde etmek değil, olayın çocuğun kendi anlatımıyla ve usul güvenceleri korunarak açıklığa kavuşturulmasıdır.
Çocuk İzlem Merkezi ve Adli Görüşme Odası Nedir?
Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM), cinsel istismar şüphesi bulunan çocuklara ilişkin adli ve tıbbi işlemlerin uygun koşullarda, ilgili birimler arasında koordinasyon sağlanarak yürütülmesi amacıyla oluşturulmuş bir merkezdir.
TCK m.103/2 kapsamındaki suçlarda çocuğun soruşturma aşamasındaki beyanı; çocuklara yönelik hizmet veren merkezlerde, Cumhuriyet savcısının nezaretinde ve uzmanlar aracılığıyla alınır. Çocuğun beyanı ve görüntüleri kayda alınır. Kovuşturma aşamasında yeniden dinleme ancak maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından zorunluysa, kanunda belirtilen usulle gerçekleştirilir.
Adli Görüşme Odası (AGO) ise beyanın özel bir ortamda alınması veya kişinin şüpheli ya da sanıkla yüz yüze gelmesinin önlenmesi gereken durumlarda kullanılan görüşme alanıdır. Çocuğun dinleneceği yer ve uygulanacak yöntem, suçun niteliği ile CMK m.236’daki özel kurallar birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Çocukların Cinsel İstismarı Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli mahkeme fiilin niteliğine ve failin yaşına göre belirlenir.
- Yetişkin fail tarafından işlenen sarkıntılık düzeyindeki cinsel istismar suçunda kural olarak asliye ceza mahkemesi görevlidir.
- TCK 103 kapsamındaki diğer cinsel istismar suçlarında ağır ceza mahkemesi görevlidir.
- Failin çocuk olması hâlinde suçun niteliğine göre çocuk mahkemesi veya çocuk ağır ceza mahkemesi görevli olabilir.
Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir. Fiilin birden fazla yerde işlendiği veya suç yerinin belirlenemediği durumlarda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun özel yetki kuralları uygulanır.
Çocukların Cinsel İstismarı Suçunda Tutuklama
Çocukların cinsel istismarı suçu, CMK 100’de sayılan katalog suçlar arasındadır. Bununla birlikte katalog suç kapsamında bulunması, şüpheli veya sanığın otomatik olarak tutuklanacağı anlamına gelmez.
Tutuklama için;
- Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin,
- Kaçma veya delilleri karartma gibi bir tutuklama nedeninin,
- Tutuklamanın ölçülü olduğunun,
- Adli kontrol tedbirlerinin neden yetersiz kalacağının
somut ve gerekçeli biçimde ortaya konulması gerekir.
Failin çocuk olması hâlinde tutuklama son çare olarak değerlendirilir. Çocuğun yaşı, isnat edilen suç, mevcut deliller ve çocuklara özgü koruyucu hükümler ayrıca dikkate alınır.
Çocukların Cinsel İstismarı Suçunda İnfaz ve Yatar Hesabı
Kesinleşen hapis cezasının ne kadarının ceza infaz kurumunda geçirileceği yalnızca mahkemenin belirlediği ceza miktarına bakılarak hesaplanamaz.
İnfaz hesabında;
- Suç tarihi,
- Failin suç tarihindeki yaşı,
- Hükmedilen sonuç ceza,
- Tutuklulukta geçen süre,
- Mükerrirlik durumu,
- Koşullu salıverilme oranı,
- Açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları,
- Denetimli serbestlik şartları,
- Sonradan yürürlüğe giren lehe veya aleyhe düzenlemeler
birlikte değerlendirilir.
28 Haziran 2014 veya sonrasında yetişkinler tarafından işlenen TCK 103 kapsamındaki suçlarda koşullu salıverilme oranı kural olarak dörtte üçtür. Failin suç tarihinde çocuk olması hâlinde genel olarak üçte iki oranı gündeme gelir. Daha önceki suç tarihleri bakımından yürürlükteki kanunların ve lehe kanun ilkesinin ayrıca incelenmesi gerekir.
4 Haziran 2025 ve sonrasında işlenen suçlar bakımından, 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlikten yararlanabilmek için hükümlünün koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini kurumda geçirmiş olması gerekir. Bu süre beş günden az olamaz. Bu şart, koşullu salıverilme oranından ayrı değerlendirilir; denetimli serbestliğin diğer koşullarının da sağlanması gerekir.
TCK 103 kapsamındaki cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, 31 Temmuz 2023 tarihi esas alınarak getirilen bazı özel erken açık cezaevi ve denetimli serbestlik düzenlemelerinin dışında bırakılmıştır.
İnfaz hükümleri değişebildiği için kesin hesap, suç tarihi ve kesinleşmiş hüküm üzerinden 5275 sayılı Kanun esas alınarak yapılmalıdır. Genel hesaplama yöntemi için infaz hesaplama yazımız incelenebilir.
Çocukların Cinsel İstismarı Suçunda Denetimli Serbestlik
Denetimli serbestlik, mahkemece verilen hapis cezasından doğrudan düşülen sabit bir süre değildir. Hükümlünün koşullu salıverilmesine kalan süre, açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları, iyi hâli, suç tarihi ve tabi olduğu özel infaz hükümleri değerlendirilir.
Bu nedenle “verilen cezanın son bir yılı her durumda dışarıda geçirilir” şeklinde genel bir hesap doğru değildir. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar bakımından özel sınırlamalar ve değerlendirme şartları bulunabilir.
Konu hakkında ayrıntılı bilgi için denetimli serbestlik başlıklı yazımıza bakılabilir.
HAGB, Cezanın Ertelenmesi veya Adli Para Cezası Mümkün müdür?
Çocukların cinsel istismarı suçunda bu kurumların uygulanıp uygulanamayacağı, suçun adı üzerinden değil, uygulanacak hükümler ve sonuç ceza üzerinden değerlendirilir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB): CMK m.231 uyarınca hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması ve kanundaki diğer koşulların bulunması gerekir. TCK m.103’teki ceza sınırları birçok dosyada bu koşulun oluşmasını engeller. Bununla birlikte teşebbüs, failin çocuk olması ve uygulanabilecek diğer indirimler sonuç ceza bakımından ayrıca incelenir. Ayrıntılar için HAGB hakkındaki yazımızı inceleyebilirsiniz.
Hapis cezasının ertelenmesi: TCK m.51’de genel sınır iki yıl veya daha az süreli hapis cezasıdır. Ancak fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış veya 65 yaşını bitirmiş kişiler bakımından bu sınır üç yıldır. Süre koşulunun yanında, kanunda belirtilen diğer şartların da gerçekleşmesi gerekir.
Adli para cezasına çevirme: TCK m.50 kapsamında hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi, kural olarak bir yıl veya daha az süreli kısa süreli hapis cezalarında gündeme gelir. TCK m.103 bakımından suçun işleniş biçimi, uygulanan indirimler ve sonuç ceza belirlenmeden para cezasına çevrilme konusunda kesin bir değerlendirme yapılamaz.
İstanbul’da Cinsel İstismar Davalarında Ceza Avukatı
Cinsel istismar soruşturmalarında ilk beyanın alınış biçimi, delillerin zamanında korunması ve eylemin doğru hukuki nitelendirilmesi dosyanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Avukatın yapabileceği başlıca işlemler şunlardır:
- Beyanları, uzman raporlarını ve dosyadaki diğer delilleri incelemek,
- Kamera görüntüsü, dijital veri ve biyolojik delillerin kaybolmadan korunmasını istemek,
- ÇİM ve Adli Görüşme Odası işlemlerinin usule uygun yürütülmesini takip etmek,
- Adli tıp ve uzman raporlarını değerlendirmek,
- Dijital delillerin kaynağını, bütünlüğünü ve hukuka uygunluğunu incelemek,
- Tutuklama ve adli kontrol kararlarına ilişkin itirazları hazırlamak,
- İstinaf ve temyiz başvurularını yürütmek.
Hukuki nitelendirme yapılırken TCK 103 ile TCK 104 ve TCK 105 ayrımı; sarkıntılık, temel şekil ve organ veya cisim sokulması ayrımı; yaş ve algılama yeteneği; cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen nedenler; hata, teşebbüs, zincirleme suç ve iştirak hükümleri birlikte ele alınmalıdır.
Mağdur çocuğun korunması ve adalete erişimi kadar, şüpheli veya sanığın masumiyet karinesi, savunma hakkı ve hukuka uygun delillerle yargılanma hakkı da gözetilmelidir.
Avukat Ebubekir Kozan tarafından İstanbul Anadolu Adliyesinde yürütülen ceza soruşturmaları ve davalarında sunulan hizmetler hakkında İstanbul ceza avukatı sayfamızdan bilgi alabilirsiniz.
Cinsel istismar iddiasıyla ilgili şikâyet başvurusu, mağdurun temsili veya hakkınızda yürütülen soruşturma ve davada savunma hazırlanması için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz. Dosyanın bulunduğu aşamaya göre beyanlar, mevcut deliller, koruma tedbirleri ve başvuru süreleri birlikte değerlendirilir.
Çocukların Cinsel İstismarı Suçunda Zorunlu Avukat Var mıdır?
Mağdur çocuk için vekil bulunmaması hâlinde istemi aranmaksızın avukat görevlendirilir.
Şüpheli veya sanık bakımından ise alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda müdafi görevlendirilmesi zorunludur. Bu nedenle cinsel istismarın temel şekli ve vücuda organ veya sair cisim sokulması hâllerinde zorunlu müdafilik hükümleri uygulanır.
Yetişkin failin sarkıntılık düzeyindeki fiili bakımından yalnızca cezanın alt sınırına dayanılarak zorunlu müdafilik sonucu doğmayabilir. Bununla birlikte şüpheli veya sanığın çocuk olması, kendisini savunamayacak derecede malul bulunması veya tutuklama talebiyle sorguya sevk edilmesi gibi başka zorunlu müdafilik nedenleri bulunabilir.
Çocukların Cinsel İstismarı Suçuna İlişkin Yargıtay Kararları
Aşağıdaki karar özetleri, uygulamada öne çıkan bazı hukuki ölçütleri göstermektedir. Her karar kendi olay ve delil yapısı içinde değerlendirilmelidir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 26.02.2025, 2024/4976 E., 2025/1558 K.
Sanığın esas hakkındaki mütalaaya karşı savunması alınmadan ve son sözü sorulmadan hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması olarak değerlendirilmiştir.
Kararda ayrıca somut olayda uygulanan önceki ve lehe düzenleme bakımından ceza hesabının hatalı yapıldığı belirlenmiştir. Buna göre TCK 103/2 ve TCK 103/3 uyarınca belirlenen 12 yıl üzerinden zincirleme suç artırımının 3 yıl olarak hesaplanması, bu miktarın önceki düzenlemedeki TCK 103/6 uyarınca esas alınan 15 yıllık cezaya eklenmesi ve sonuç cezanın 18 yıl olarak belirlenmesi gerekirken 15 yıl üzerinden doğrudan dörtte bir artırım yapılarak 18 yıl 9 ay ceza verilmesi fazla ceza tayini olarak kabul edilmiştir.
Karar, cinsel istismar dosyalarında yalnızca suç vasfının değil, artırma ve indirimlerin hangi ceza üzerinden ve hangi sırayla uygulandığının da denetlenmesi gerektiğini göstermektedir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 08.05.2025 tarihli, 2025/801 E. ve 2025/3873 K.
Suça sürüklenen çocuğun, mağdurların kendisine 18 yaşından büyük olduklarını söyledikleri yönündeki savunması değerlendirilmiştir.
Yargıtay, bu savunma karşısında TCK m.30’daki hata hükümlerinin koşullarının oluşup oluşmadığı tartışılmadan verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurularının esastan reddini hukuka aykırı bulmuş ve ilgili hükümleri bozmuştur.
Karar, mağdurun yaşına ilişkin hata savunmasının dosyadaki delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Yalnızca “yaşını bilmiyordum” denilmesi, kendiliğinden beraat sonucu doğurmaz.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 10.04.2025, 2025/961 E., 2025/2816 K.
Cinsel istismar fiilinin gerçekleştirilebilmesi için zorunlu olan ve yalnızca eylem süresiyle sınırlı kalan hareket özgürlüğü kısıtlamasının her durumda ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı belirtilmiştir.
Ayrı bir TCK 109 suçunun kabul edilebilmesi için cinsel istismar fiilinin doğal veya zorunlu sınırlarını aşan, bağımsız ve belirli ağırlığa ulaşan bir özgürlük kısıtlamasının bulunması gerekir.
Kararda ayrıca eylem tarihlerinin kesin biçimde belirlenmeden zincirleme suç hükümlerinin uygulanması da hukuka aykırı bulunmuştur. Böylece hem suçların birleşmesi hem de zincirleme suç bakımından somut olayın zaman ve hareket yapısının açıklığa kavuşturulması gerektiği vurgulanmıştır.
Çocukların Cinsel İstismarı Hakkında Sık Sorulan Sorular
Çocukların cinsel istismarı suçunda rıza geçerli midir?
15 yaşını tamamlamamış çocukların veya 15 yaşını tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocukların rızası, cinsel davranışı hukuka uygun hâle getirmez.
15 yaşını tamamlamış ve algılama yeteneği gelişmiş çocuklarda ise TCK m.103 bakımından cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden bulunup bulunmadığı incelenir. Bu nedenler bulunmadan gerçekleşen rızaya dayalı cinsel ilişki, koşulları varsa TCK m.104 kapsamında değerlendirilebilir.
Sarkıntılık düzeyinde cinsel istismar suç mudur?
Evet. Sarkıntılık, TCK m.103 kapsamında cezalandırılan cinsel istismar biçimlerinden biridir. Cinsel nitelikli temasın ani, kısa ve kesintili olması değerlendirmede önem taşıyabilir. Ancak fiilin niteliği yalnızca süresine göre belirlenmez; davranışın yoğunluğu, devamlılığı ve olayın bütün koşulları birlikte incelenir.
Şikâyetten vazgeçilirse cinsel istismar davası düşer mi?
Çocukların cinsel istismarı suçu kural olarak resen soruşturulur. Bu nedenle mağdurun veya ailesinin şikâyetten vazgeçmesi, soruşturmayı ya da davayı kendiliğinden sona erdirmez.
Sarkıntılık düzeyinde kalan fiilin failinin de çocuk olması hâlinde kanunda özel bir şikâyet şartı öngörülmüştür. Bu durumda vazgeçmenin etkisi, dosyanın aşaması ve ilgili usul koşulları dikkate alınarak değerlendirilir.
Mağdurun beyanı tek başına mahkûmiyet için yeterli midir?
Mağdur beyanı önemli bir delildir; ancak her dosyada otomatik olarak yeterli veya yetersiz kabul edilemez. Beyanın alınma koşulları, olayın özellikleri, anlatımı destekleyen veya onunla çelişen deliller ve savunmalar birlikte değerlendirilir.
Mahkûmiyet için suçun sanık tarafından işlendiğinin her türlü makul şüpheden uzak biçimde ortaya konulması gerekir. Uzman değerlendirmesi de mahkemenin delilleri değerlendirme ve karar verme görevini ortadan kaldırmaz.
Fiziksel bulgu bulunmaması beraat için yeterli midir?
Adli muayenede yaralanma veya biyolojik iz bulunmaması, tek başına suçun gerçekleşmediğini göstermez. İddia edilen fiilin niteliği, muayeneye kadar geçen süre ve dosyadaki diğer deliller önem taşır.
Bununla birlikte fiziksel bulgu bulunmaması, ispat yükünü sanığa geçirmez. Mahkeme, hukuka uygun şekilde elde edilen bütün delilleri ve savunmaları birlikte değerlendirerek karar verir.
Cinsel istismar suçunda zamanaşımı ne zaman başlar?
Dava zamanaşımı kural olarak suçun işlendiği tarihten itibaren hesaplanır. Ancak suçun üstsoy veya çocuk üzerinde hüküm ve nüfuzu bulunan bir kişi tarafından çocuğa karşı işlenmesi hâlinde süre, mağdur çocuğun 18 yaşını doldurduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Bu özel başlangıç kuralı bütün cinsel istismar dosyalarına uygulanmaz. Suçun niteliği, failin yaşı, suç tarihi ve zamanaşımını durduran ya da kesen işlemler ayrıca değerlendirilir.
Çocukların cinsel istismarı davasına hangi mahkeme bakar?
Yetişkin fail bakımından sarkıntılık düzeyindeki cinsel istismar davaları Asliye Ceza Mahkemesinde, TCK m.103 kapsamındaki diğer cinsel istismar biçimleri ise Ağır Ceza Mahkemesinde görülür.
Failin suç tarihinde çocuk olması hâlinde, fiilin niteliğine göre çocuk mahkemesi veya çocuk ağır ceza mahkemesine ilişkin görev kuralları uygulanır.
TCK 103 kapsamında tutuklama zorunlu mudur?
Hayır. Çocukların cinsel istismarı suçu katalog suçlar arasında bulunsa da tutuklama otomatik değildir. Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller, tutuklama nedenleri ve ölçülülük birlikte değerlendirilmelidir.
Tutuklama kararında adli kontrolün neden yetersiz kalacağı da gerekçelendirilmelidir. Yalnızca suçun adı veya cezasının yüksek olması, dosyaya özgü değerlendirme yapılması gereğini ortadan kaldırmaz.
Hazırlayan: Av. Ebubekir Kozan