Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu TCK 134
Ceza Hukuku

2026 İnfaz Hesaplama Rehberi

2026 İnfaz Hesaplama Rehberi: Yatarı Hesaplama, Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik Süreleri

İnfaz hesaplama, mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra başlayan ve çoğu dosyada fiilî sonucu belirleyen teknik bir alandır. Uygulamada en sık sorulan soru “kaç yıl ceza aldım?” olsa da, gerçekte belirleyici olan; bu cezanın hangi infaz rejimine tabi olduğu, koşullu salıverilme tarihinin ne zaman doğduğu, denetimli serbestlikten yararlanma şartlarının bulunup bulunmadığı, tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığı ve mahsup işlemlerinin sonuca nasıl etki ettiğidir. Bu nedenle doğru bir infaz hesaplama, yalnızca ceza miktarına bakılarak değil; suç tarihi, suç tipi, infaz oranı, tekerrür durumu, iyi hâl değerlendirmesi, açık kuruma ayrılma koşulları ve infaz savcılığı işlemleri birlikte değerlendirilerek yapılmalıdır.

2026 yılı itibarıyla infaz hesaplama değerlendirmelerinde özellikle iki güncel değişiklik ayrıca önem taşımaktadır. Birincisi, 4 Haziran 2025 tarihli 7550 sayılı Kanun ile denetimli serbestlik bakımından “koşullu salıverilme tarihine kadar kurumda geçirilmesi gereken sürenin en az onda birinin, beş günden az olmamak üzere ceza infaz kurumunda geçirilmiş olması” şartının getirilmiş olmasıdır. İkincisi ise 25 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanun ile 31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenmiş bazı suçlar bakımından açık ceza infaz kurumuna daha erken ayrılma ve denetimli serbestlikten daha erken yararlanma imkânının yeniden genişletilmiş olmasıdır. Bu değişiklikler nedeniyle 2026’da yapılacak infaz hesaplama, eski içeriklerde yer alan kalıp bilgilerle değil, güncel mevzuat üzerinden yapılmalıdır.

İnfaz Hesaplama Yapılırken Hangi Unsurlara Bakılır?

Bir cezanın fiilen ne kadar süreyle ceza infaz kurumunda çektirileceğini belirlemek için önce kesinleşmiş ilam ya da ilamların toplamı tespit edilir. Ardından suçun niteliğine göre genel infaz rejiminin mi yoksa özel infaz rejiminin mi uygulanacağı belirlenir. Sonraki aşamada koşullu salıverilme oranı hesaplanır; varsa tekerrür hükümleri, mükerrirlere özgü infaz rejimi, ikinci defa tekerrür, mahsup edilecek gözaltı ve tutukluluk süreleri, açık ceza infaz kurumuna ayrılma ihtimali ve denetimli serbestlik şartları ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle aynı süreli hapis cezası, her dosyada aynı “yatar” sonucunu doğurmaz.

Özellikle uygulamada en çok yanılgıya yol açan husus şudur: koşullu salıverilme tarihi ile bihakkın tahliye tarihi aynı değildir. Koşullu salıverilme, hükümlünün cezasının kanunda öngörülen kısmını iyi hâlli olarak kurumda geçirmesi hâlinde cezanın kalan kısmını kanuni denetim altında dışarıda infaz edebilmesine imkân tanır. Buna karşılık bihakkın tahliye tarihi, cezanın tüm sonuçlarıyla sona erdiği tarihi ifade eder. Dolayısıyla “şartlı tahliye oldum” demek, cezanın tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez; yalnızca infazın şeklinin değiştiğini gösterir.

Koşullu Salıverme (Şartla Tahliye) Oranları Nedir?

Koşullu salıverme, uygulamada sıkça “şartlı tahliye” olarak anılan ve hükümlünün cezasının kanunda öngörülen kısmını ceza infaz kurumunda iyi hâlli olarak geçirmesi hâlinde, kalan kısmını kanuni denetim altında dışarıda tamamlamasına imkân tanıyan bir infaz kurumudur. Koşullu salıverilme hesabında ilk ayrım, dosyanın genel infaz rejimine mi yoksa özel infaz rejimine mi tabi olduğudur. Genel sistem içinde süreli hapis cezalarında uygulanan oran ile bazı suçlar bakımından öngörülen özel oranlar aynı değildir. Bu nedenle “yarısı mı yatar, üçte ikisi mi yatar, dörtte üç mü uygulanır?” sorusuna soyut ve tek cümlelik cevap verilmesi çoğu zaman yanıltıcı olur. Önce suçun tipi, sonra tekerrür durumu, ardından da özel infaz rejimi ihtimali incelenmelidir.

Tekerrür bakımından konu daha da teknikleşir. 4 Haziran 2025 tarihli 7550 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Kanun’un 108. maddesinde yapılan değişiklik sonrasında, ikinci defa tekerrür hâlinde artık her dosya bakımından “koşullu salıverme hiç uygulanmaz” şeklindeki eski genelleme doğru değildir. Güncel düzenlemeye göre ikinci defa tekerrür hâlinde süreli hapis cezalarında koşullu salıverilme oranı dörtte üç olarak uygulanır; ayrıca koşullu salıverme oranı zaten üçte ikiden daha ağır olan suçlarda, o suçun tabi olduğu özel oran korunur. Bu nedenle 2026 yılı itibarıyla ikinci defa mükerrir dosyalarda da otomatik ve ezbere hesap yapmak yerine, ilamın infaz rejimi dikkatle incelenmelidir.

Bu noktada korunması gereken temel ayrım şudur: infaz oranı, cezanın ne kadarının tamamen sona erdiğini değil; hükümlünün ceza infaz kurumundan çıkabilmesi için ulaşması gereken ilk eşiği gösterir. Denetimli serbestlik, açık kuruma ayrılma, mahsup ve özel infaz usulleri bu eşiğin sonrasında devreye giren, sonucu doğrudan etkileyen kurumlardır. Bu sebeple yalnızca “oran hesabı” üzerinden kesin tahliye tarihi vermek, birçok dosyada eksik veya hatalı sonuca yol açabilir.

Denetimli Serbestlik Süresi Kaç Yıl, Nasıl Hesaplanır?

Denetimli serbestlik, hükümlünün cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar kalan kısmını ceza infaz kurumu dışında, ancak belirli yükümlülükler ve denetim altında infaz etmesini sağlayan bir kurumdur. Teknik olarak burada ceza sona ermez; yalnızca infazın yürütülme yeri ve yöntemi değişir. Bu nedenle denetimli serbestlik, halk arasında bazen ifade edildiği gibi “cezanın silinmesi” veya “otomatik erken tahliye” anlamına gelmez.

2026 itibarıyla genel kural, hükümlünün koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalmış olmasıdır. Ancak artık bu tek başına yeterli değildir. 7550 sayılı Kanun ile 105/A maddesine eklenen cümle uyarınca, hükümlünün denetimli serbestlikten yararlanabilmesi için koşullu salıverilme tarihine kadar kurumda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini, beş günden az olmamak üzere ceza infaz kurumunda geçirmiş olması gerekir. Daha da önemlisi, aynı Kanunla eklenen Geçici 11. madde gereği bu yeni “onda bir kurumda kalma” şartı, 4 Haziran 2025’ten önce işlenen suçlar bakımından uygulanmaz. Bu ayrım yazılmadan yapılan infaz hesaplamaları, 2026 bakımından eksik kalır.

Bunun yanında 25 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Kanun’un geçici 10. maddesinde değişiklik yapılmış; 31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenmiş bazı suçlar bakımından açık ceza infaz kurumuna üç yıl daha erken ayrılabilme ve denetimli serbestlikten üç yıl daha erken yararlanabilme imkânı genişletilmiştir. Ancak bu imkân bütün suçlar için geçerli değildir; TBB duyurusunda da belirtildiği üzere bazı kasten öldürme türleri, deprem nedeniyle meydana gelen öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, terör suçları ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen bazı suçlar kapsam dışında bırakılmıştır. Bu nedenle “2026’da denetimli serbestlik 3 yıl oldu” biçimindeki genelleme hatalıdır; doğru soru, somut dosyanın bu geçici ve istisnalı rejime girip girmediğidir.

Uygulamada sağlıklı yöntem şudur: önce kesinleşmiş ceza belirlenir, sonra uygulanacak infaz oranı tespit edilir, ardından koşullu salıverilme tarihi hesaplanır, varsa mahsup düşülür ve en son hükümlünün denetimli serbestliğe hangi rejim üzerinden girebileceği incelenir. Özellikle kısa süreli hapislerde, birden fazla ilamın bulunduğu dosyalarda, tekerrürlü dosyalarda ve geçici maddeler kapsamına girebilecek hükümler söz konusu olduğunda standart internet hesapları çoğu zaman yanıltıcı sonuç verir.

Kapalı Cezaevinden Açığa Geçiş Şartları Nelerdir?

Kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna geçiş, yalnızca fizikî bir kurum değişikliği değildir. Çoğu dosyada bu aşama, denetimli serbestliğe yaklaşmanın en önemli basamaklarından biridir. Bu nedenle uygulamada asıl belirleyici tarihlerden biri doğrudan tahliye günü değil, açık ceza infaz kurumuna ayrılma tarihidir. Açık kuruma ayrılma bakımından suç tipi, cezanın toplamı, disiplin durumu, açık kuruma ayrılmaya engel hâllerin bulunup bulunmadığı ile idare ve gözlem kurulu değerlendirmesi önem taşır. 5275 sayılı Kanun’un güncel metninde de hükümlülerin kapalıdan açığa ayrılmalarına 89. madde uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda karar verileceği belirtilmektedir.

İyi hâl kavramı burada merkezi önemdedir. İyi hâl, sadece disiplin cezası almamış olmak anlamına gelmez. Mevzuattaki güncel düzenlemelere göre hükümlü; kurum kurallarına uyum, haklarını iyi niyetle kullanma, yükümlülüklerini yerine getirme, iyileştirme programlarına katılım, toplumla bütünleşmeye hazır olma ve yeniden suç işleme riskinin düşük olup olmadığı gibi ölçütler bakımından değerlendirilir. Bu değerlendirme, idare ve gözlem kurulu tarafından en geç altı ayda bir yapılır.

Cezam Kesinleşti, Ne Yapmalıyım? Teslim Olma Süreci, Çağrı Kağıdı ve Yakalama Emri

Mahkûmiyet hükmü kesinleştikten sonra süreç infaz savcılığı aşamasına geçer. Cumhuriyet Başsavcılığı, kesinleşen ilam üzerinden infaz işlemlerini yürütür. Bu aşamada hükümlü hakkında çağrı kâğıdı çıkarılması veya doğrudan yakalama emri düzenlenmesi gündeme gelebilir. 5275 sayılı Kanun’un 19. maddesine göre, hükümlüye gönderilen çağrı kâğıdının tebliği üzerine on gün içinde infaz için başvurulmaması, kaçılması veya kaçılacağı yönünde şüphe doğması hâlinde Cumhuriyet savcısı yakalama emri çıkarır. Aynı maddede, kasten işlenen suçlarda üç yıldan, taksirli suçlarda ise beş yıldan fazla hapis cezalarının infazı için doğrudan yakalama emri çıkarılacağı da düzenlenmiştir. Ayrıca adlî para cezasından çevrilen hapsin infazında öncelikle çağrı kâğıdı gönderilir.

Burada en önemli pratik konulardan biri adres ve tebligat meselesidir. Uygulamada birçok kişi çağrı kâğıdını fiilen görmediğini düşünse de, usulüne uygun tebligat yapılmışsa hukuki sonuç doğar. Bu nedenle cezası kesinleşen kişinin ilk yapması gerekenlerden biri, kayıtlı adresinin ve tebligat bilgilerinin güncel olup olmadığını kontrol etmektir. Aksi hâlde kişi çağrı süresini kaçırabilir ve yakalama emriyle karşılaşabilir.

Sonuç

2026 yılı itibarıyla infaz hesaplamaları bakımından doğru değerlendirme, yalnızca ceza miktarına bakılarak yapılamaz. Suç tarihi, suç tipi, genel veya özel infaz rejimi, koşullu salıverme oranı, tekerrür hükümleri, mahsup işlemleri, açık kuruma ayrılma şartları, denetimli serbestlik rejimi ve infaz savcılığı süreci birlikte ele alınmalıdır. Özellikle 4 Haziran 2025 tarihli değişiklikle getirilen “onda bir kurumda kalma” şartı ile 25 Aralık 2025 tarihli geçici düzenlemeler, 2026 yılında infaz hesaplama, eski yıllara göre daha teknik hâle getirmiştir. Bu nedenle genel bilgilendirme metinleri yol gösterici olsa da, kesin sonuç ancak somut dosyadaki ilam, müddetname, içtima kararı ve mahsup kayıtları birlikte incelenerek verilebilir.

Ayrıntılı dosya değerlendirmesi bakımından Av. Ebubekir Kozan tarafından yapılacak inceleme, genel internet hesaplarına göre çok daha sağlıklı sonuç verecektir; özellikle bir İstanbul ceza avukatı desteğiyle yürütülen dosya bazlı analiz, hak kaybı riskini ciddi ölçüde azaltır.

İnfaz Hesaplama Hakkında Sık Sorulan Sorular

İnfaz hesaplama nasıl yapılır?

İnfaz hesabı yapılırken ceza miktarı yanında suç türü, suç tarihi, tekerrür durumu, mahsup, koşullu salıverme ve denetimli serbestlik şartları birlikte değerlendirilir.

Denetimli serbestlik süresi kaç yıldır?

Tek bir sabit süre yoktur. Somut dosyaya göre değerlendirilir; genel olarak koşullu salıverilmeye kalan süre ve kanundaki diğer şartlar birlikte incelenir.

Kapalı cezaevinden açık cezaevine nasıl geçilir?

Açık cezaevine geçiş; suç tipi, ceza süresi, iyi hâl durumu ve idare-gözlem kurulu değerlendirmesine göre belirlenir.

Cezam kesinleşti, ne yapmalıyım?

Karar kesinleştikten sonra infaz savcılığı süreci başlar. Dosyanın durumuna göre çağrı kâğıdı gönderilebilir veya doğrudan yakalama emri düzenlenebilir.

Loading

Bir yanıt yazın

Avukatı Ara