Son güncelleme: 15 Ekim 2026
Adli Kontrol Nedir?
Adli kontrol, suç soruşturması veya ceza yargılaması devam ederken kişinin tutuklanması yerine belirli yükümlülüklere tabi tutulmasıdır. Karakola imza verme, yurt dışına çıkamama ve konutu terk etmeme bu tedbirlerden bazılarıdır. Adli kontrol bir ceza değildir; kişinin suçlu bulunduğunu veya mutlaka hapis cezası alacağını göstermez.
Hakkında adli kontrol kararı verilen kişi açısından öncelikle hangi yükümlülüklerin uygulandığı, bunlara ne şekilde uyulacağı ve karara karşı hangi başvurunun yapılabileceği belirlenmelidir. Tedbirin tamamen kaldırılması yanında imza sıklığının azaltılması, yükümlülüğün değiştirilmesi veya belirli bir süre için muafiyet de talep edilebilir.
| Temel soru | Kısa cevap |
|---|---|
| Adli kontrol şartıyla serbest kalmak ne demek? | Tutuklanmadan, imza veya yurt dışı yasağı gibi yükümlülüklerle serbest kalmaktır; soruşturma veya dava devam eder. |
| Adli kontrol ne kadar sürer? | Kanuni üst sınır, ağır cezalık olmayan işlerde 2 yıl (uzatmayla 3), ağır cezalık işlerde 3 yıl (uzatmayla 6) olup bazı suç gruplarında uzatmayla 7 yıla çıkar. |
| Adli kontrol kararını kim verir? | Soruşturmada savcının istemiyle sulh ceza hakimliği, kovuşturmada davaya bakan mahkeme. |
| Adli kontrol kararına itiraz süresi nedir? | Genel süre, kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. |
| İtiraz süresi geçince kaldırma talep edilebilir mi? | Evet. Tedbirin devamı sırasında kaldırma veya değiştirme istenebilir. |
| Bir kez imzaya gitmemek önemsiz midir? | Hayır. Tek ihlal de değerlendirilebilir; tutuklama ise otomatik değildir. |
| İmza yükümlülüğü sabıka kaydına işlenir mi? | Adli kontrol, adli sicile bir mahkumiyet olarak kaydedilmez. |
| Dört ay geçince adli kontrol kalkar mı? | Hayır. Dört ay, devam gerekliliğinin incelenmesine ilişkin azami aralıktır. |
Temel düzenlemeler Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109–115. maddelerinde yer alır. İtiraz bakımından ayrıca CMK 267 ve devamındaki hükümler uygulanır.
Adli Kontrol Şartıyla Serbest Kalmak Ne Demektir?
Adli kontrol şartıyla serbest bırakılmak, kişinin tutuklanmadan veya tutukluluğu sona erdirilerek, belirlenen yükümlülükler altında soruşturma ya da yargılama sürecini takip etmesidir. Serbest bırakılma kararı, soruşturmanın kapandığı veya ceza davasının bittiği anlamına gelmez.
Örneğin haftada bir gün imza verme ve yurt dışına çıkamama yükümlülükleri birlikte uygulanabilir. Kişi her iki yükümlülüğe de uymalıdır. İmza verme, ifadeye veya duruşmaya katılma yükümlülüğünün yerine geçmez.
Tedbirin amacı, kaçma veya delillere müdahale gibi yargılamayı etkileyebilecek riskleri daha hafif sınırlamalarla karşılamaktır. Kararın kapsamı, kişinin günlük hayatında hangi davranışlara izin verildiğinin belirlenmesinde esastır.
Adli Kontrol Hangi Şartlarda ve Hangi Suçlarda Uygulanır?
CMK 109/1, adli kontrolü CMK 100’deki tutuklama nedenleriyle ilişkilendirir. Kural olarak kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller, bir tutuklama nedeni ve uygulanacak yükümlülük bakımından ölçülülük değerlendirmesi gerekir. Bir kişi hakkında soruşturma açılmış olması tek başına yeterli değildir.
Kaçma şüphesi, delillerin yok edilmesi veya değiştirilmesi tehlikesi, tanık ya da mağdur üzerinde baskı kurulması riski dosyanın özellikleriyle birlikte değerlendirilir. Suçun adı veya cezanın ağırlığı üzerinden otomatik sonuç çıkarılamaz. Kanundaki katalog suç düzenlemesi de kişinin durumunun ve tedbirin ölçülülüğünün değerlendirilmesi gereğini ortadan kaldırmaz.
Adli kontrol uygulanabilecek suçlar, yalnızca belirli birkaç suçtan oluşan bir listeyle sınırlandırılmamıştır. Hırsızlık, nitelikli dolandırıcılık veya uyuşturucu suçları dahil farklı dosyalarda, kanuni koşullar oluştuğunda adli kontrol gündeme gelebilir. Aynı suçtan soruşturulan kişiler için farklı tedbirler belirlenebilir.
Tutuklama yasağı varsa adli kontrol uygulanabilir mi?
Evet. CMK 109/2, tutuklama yasağı bulunan durumlarda da adli kontrol uygulanmasına imkan verir. Bu düzenleme, tedbirin gerekçesiz uygulanabileceği anlamına gelmez.
CMK 109/4’te ağır hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını tek başına sürdüremediği kanunda gösterilen usulle tespit edilen şüpheliler ile gebe veya doğumunun üzerinden altı ay geçmemiş kadın şüpheliler için de özel bir düzenleme vardır. Ayrıca azami tutukluluk süresi dolduğu için salıverilen kişiler hakkında adli kontrol uygulanabilir.
Adli Kontrol Kararını Kim Verir, Kim Kaldırır?
Soruşturma aşamasında adli kontrol, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hakimliğince karara bağlanır. Savcılığın tutuklama talebiyle sevk ettiği kişi hakkında hakimlik tutuklama yerine adli kontrol uygulayabilir. Yakalamadan adliyeye sevke kadar olan süreç gözaltı süresi ve haklar yazımızda anlatılmıştır. Savcı, sulh ceza hakimliği yerine geçerek ilk adli kontrol kararını vermez.
Kovuşturma aşamasında, yani iddianamenin kabulünden sonra, yetkili mahkeme tedbirin devamını, kaldırılmasını veya değiştirilmesini değerlendirir. Dosya istinaf ya da temyizdeyse başvurunun yöneltileceği merci, dosyanın bulunduğu aşama ve kanundaki özel yetki hükümlerine göre belirlenir.
Kaldırma konusunda savcının da özel bir yetkisi vardır: CMK 103/2 uyarınca soruşturma sırasında adli kontrolün artık gereksiz olduğu kanaatine varan Cumhuriyet savcısı şüpheliyi kendiliğinden serbest bırakabilir. Bu nedenle “Adli kontrolü her durumda yalnızca mahkeme kaldırabilir” ifadesi doğru değildir.
İmza yükümlülüğünün içeriğinin değiştirilmesi veya geçici muafiyet, CMK 110–111 çerçevesinde yetkili yargı merciince değerlendirilir. CMK 109/5’te ise araç kullanma yasağı bakımından, kişinin mesleki faaliyetinde araç kullanmasına hakim veya savcının izin verebilmesine ilişkin özel bir hüküm bulunur.
Adli Kontrol Tedbirleri Nelerdir?
CMK 109/3 uyarınca bir veya birden fazla yükümlülük birlikte uygulanabilir:
| Tedbir | Kişi açısından anlamı |
|---|---|
| Yurt dışına çıkamamak | Türkiye dışına çıkışın yasaklanmasıdır. |
| Düzenli başvuruda bulunmak | Belirlenen yere, belirtilen aralıklarla başvurulmasıdır; uygulamada imza yükümlülüğü olarak anılır. |
| Çağrı ve kontrollere uymak | Belirlenen merci veya kişilerin çağrılarına, meslek veya eğitimle ilgili kontrollere uyulmasıdır. |
| Taşıt kullanamamak | Bazı veya bütün taşıtların kullanılmasının yasaklanması; gerektiğinde sürücü belgesinin teslimidir. |
| Tedavi veya muayeneye tabi olmak | Özellikle bağımlılıktan arınmak amacıyla, hastaneye yatış dahil tedavi veya muayeneye uyulmasıdır. |
| Güvence yatırmak | Ekonomik durum gözetilerek belirlenen güvence bedelinin yatırılmasıdır. |
| Silah bulunduramamak veya taşıyamamak | Gerektiğinde silahların adli emanete teslimini de içerir. |
| Mağdurun hakları için güvence vermek | Belirlenen tutarın mağdur haklarını güvenceye almak üzere ayni veya kişisel güvenceye bağlanmasıdır. |
| Aile yükümlülükleri için güvence vermek | Aile yükümlülüklerinin ve hükmedilmiş nafakanın yerine getirileceğine dair güvence verilmesidir. |
| Konutu terk etmemek | Belirlenen konuttan ayrılamamaktır; günlük dilde ev hapsi denir. |
| Belirli yerleşim bölgesini terk etmemek | Kararda gösterilen yerleşim alanının dışına çıkamamaktır. |
| Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek | Kararda gösterilen alanlara girilmesinin yasaklanmasıdır. |
Güvence yatırılması bazen “kefaletle serbest kalma” şeklinde ifade edilir. Ancak para yatırılması her dosyada tahliyeyi veya diğer yükümlülüklerin kaldırılmasını sağlamaz; güvence de yargısal değerlendirmeye bağlı bir adli kontrol tedbiridir.
Yurt dışı çıkış yasağı
CMK 109/3-a kapsamındaki yurt dışına çıkamama yükümlülüğü, tek başına Türkiye içindeki seyahati yasaklamaz. Bununla birlikte imza veya belirli bir bölgeyi terk etmeme gibi başka yükümlülükler de varsa bunlara uyulması gerekir.
Yasağın kaldırılması ya da belirli tarihler için geçici muafiyet istenebilir. Başvuru yapılması seyahat izni verildiği anlamına gelmez. Olumlu kararın kapsamı ve ilgili uygulayıcı birimlere bildirimi kontrol edilmelidir.
Yurt dışı çıkış yasağı nasıl öğrenilir?
Adli kontrol kapsamındaki yurt dışı çıkış yasağı, kararı veren sulh ceza hakimliği veya mahkemenin kararında yazar; kararın örneği dosyadan alınabilir. e-Devlet’te Emniyet Genel Müdürlüğünün “Yurda Giriş/Çıkış Belge Sorgulama” hizmeti bulunur, ancak bu ekranda bütün yasakların görünmeyebileceği unutulmamalıdır. Kesin bilgi için il emniyet müdürlüğünün pasaport birimine dilekçeyle başvurulabilir veya avukat aracılığıyla dosya incelenebilir.
Vergi borcu ya da idari nedenlerle konulan yasaklar, adli kontrol kararından farklı kurallara bağlıdır. Yasağın hangi karardan kaynaklandığı öğrenilmeden kaldırma başvurusu yapılmamalıdır.
Ev hapsi ve elektronik kelepçe
Konutu terk etmeme tedbiri, kişinin belirlenen konuttan ayrılamamasıdır. Elektronik kelepçe ise bağımsız bir adli kontrol türü değil, yükümlülüğün takibinde kullanılabilen bir denetim aracıdır. Her konutu terk etmeme kararının mutlaka elektronik kelepçeyle uygulanması gerekmez.
İşe gitme, sınava katılma veya planlı sağlık kontrolü için konuttan ayrılma ihtiyacı varsa önceden muafiyet talep edilmelidir. Önceden izin alınamayacak acil sağlık durumunda sağlık yardımına ulaşılması, olayın gecikmeden ilgili birimlere bildirilmesi ve belgelenmesi önem taşır. Mazeretin hukuki değerlendirmesi ayrıca yapılır.
Adli Kontrol İmza Yükümlülüğü Nasıl Uygulanır ve Kaldırılır?
Adli kontrol imzası, kararda belirlenen yere ve zaman aralıklarına uygun başvuruda bulunulmasıdır. İmzanın her dosyada haftada bir atılacağına ilişkin genel bir kural yoktur. Gün, saat, sıklık ve başvuru yeri, karar ve uygulamaya ilişkin bildirim üzerinden kontrol edilmelidir.
Kararın ardından hangi birime ne zaman başvurulacağı anlaşılmıyorsa ilgili denetimli serbestlik müdürlüğü veya Cumhuriyet başsavcılığıyla gecikmeden görüşülmelidir. Kararda açıkça bildirilen bir yükümlülük varken ayrıca telefonla aranmayı beklemek, yerine getirmemek için güvenilir bir gerekçe değildir.
Burada kavramları ayırmak gerekir: Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 57/4. maddesine göre adli kontrolün yerine getirilmesinde kural olarak risk ve ihtiyaç değerlendirmesi yapılmaz, denetim planı hazırlanmaz. Çocuklara ilişkin özel rehberlik düzenlemesi saklıdır. İmza günlerinin ve uygulama kurallarının yazılı bildirilmesi, her adli kontrol dosyasında teknik anlamda bir denetim planı hazırlandığı anlamına gelmez.
İmza yükümlülüğü nasıl kaldırılır, ne zaman biter?
İmza yükümlülüğünün kaldırılması, devamını gerektiren koşulların ortadan kalktığı veya tedbirin ölçüsüz hale geldiği gerekçesiyle istenebilir. Delillerin toplanması, çağrılara uyulması, uzun süredir ihlal bulunmaması ve çalışma koşulları birlikte değerlendirilir.
Belirli sayıda imza verilince yükümlülük kendiliğinden tamamlanmaz. Kaldırma talebinde bulunmak da imzaya gitme zorunluluğunu durdurmaz. Tedbirin sona erdiğine ilişkin hukuki durum ile uygulama kayıtlarının kapatılması ayrı ayrı kontrol edilmelidir.
İmza günü, saati veya sıklığı değiştirilebilir mi?
İş vardiyası, eğitim, tedavi veya ulaşım koşulları nedeniyle değişiklik talep edilebilir. Örneğin tamamen kaldırma talebine alternatif olarak haftada üç gün yerine haftada bir gün başvuru istenebilir.
Hakim veya mahkemenin belirlediği yükümlülük, kolluk görevlisiyle sözlü anlaşma yapılarak değiştirilemez. Kararın değiştirilmesi gereken hallerde yetkili yargı merciine başvurulmalıdır. Kararın uygulanmasına ilişkin saat veya kayıt belirsizlikleri ise uygulayıcı birimle yazılı olarak açıklığa kavuşturulmalıdır. Yeni düzenleme bildirilene kadar mevcut yükümlülük sürdürülür.
Başka şehirde veya farklı karakolda imza verilebilir mi?
Başvuru yerinin değiştirilmesi talep edilebilir; ancak kişi kendi seçtiği karakolda imza vererek yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılacağını varsaymamalıdır.
Yönetmeliğin 43/7. maddesi uyarınca adli kontrol altındaki kişilerin izin veya başka müdürlüğe nakil talepleri, değerlendirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla ilgili yargı merciine iletilir. İş, eğitim veya taşınma gerekçesini gösteren belgeler sunulmalı; değişiklik kabul edilip ilgili birimlere bildirilinceye kadar eski düzen aksatılmamalıdır.
Adres değişikliği yalnızca nüfus kayıtlarında yapılmakla bırakılmamalı; dosyayı yürüten merci ve denetimli serbestlik müdürlüğü bilgilendirilmelidir. Konutu veya belirli bir bölgeyi terk etmeme tedbiri varsa taşınmadan önce kararın değiştirilmesi gerekip gerekmediği ayrıca değerlendirilir.
Adli Kontrol Süresi: Ne Kadar Sürer?
Adli kontrolün bütün dosyalarda geçerli tek bir süresi yoktur. CMK 110/A, işin ağır ceza mahkemesinin görevine girip girmemesine ve suç grubuna göre üst sınırlar belirler:
| İşin niteliği | Kanundaki temel üst sınır | Gerekçeli uzatma sınırı | Uzatmalarla birlikte toplam |
|---|---|---|---|
| Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler | 2 yıl | 1 yıl | 3 yıl |
| Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler; aşağıdaki özel grup hariç | 3 yıl | Toplam 3 yıl | 6 yıl |
| TCK İkinci Kitap, Dördüncü Kısım, Dördüncü–Yedinci Bölümlerdeki suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar | 3 yıl | Toplam 4 yıl | 7 yıl |
Üçüncü satır; devletin güvenliği, anayasal düzen, milli savunma, devlet sırları ve casuslukla ilgili belirtilen bölümlerdeki suçları kapsar. Bu süreler çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır. Böylece toplam üst sınırlar ilgili gruba göre 1 yıl 6 ay, 3 yıl veya 3 yıl 6 ay olur.
Bunlar tedbirin mutlaka devam edeceği süreler değildir. Gereklilik ortadan kalkarsa üst sınır beklenmeden kaldırma kararı verilebilir. Uzatma da kendiliğinden gerçekleşmez; zorunluluk ve gerekçe gerekir.
Adli kontrol dört ayda bir incelenir mi?
CMK 110/4 uyarınca devam gerekliliği en geç dört aylık aralıklarla değerlendirilir. Soruşturmada savcının istemi üzerine sulh ceza hakimliği, kovuşturmada ise mahkeme kendiliğinden karar verir.
Dört ayın dolması, tek başına yükümlülüğün sona erdiği anlamına gelmez. Buna karşılık kişi kaldırma veya değiştirme talep etmek için bu inceleme tarihini beklemek zorunda değildir.
İstinaf ve temyizde geçen süre hesaba katılır mı?
Adli kontrol süresinin hesabında, ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararı vermesiyle saatin durduğu kabul edilemez. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun V.K. başvurusunda verdiği 16/12/2025 tarihli, 2023/95649 numaralı kararında, hükümden sonra adli kontrol altında geçen sürenin de hesaba katılması gerektiği açıklanmıştır. Karar 16 Nisan 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
AYM’nin V.K. kararı, yurt dışına çıkamama tedbirinin azami süresi dolduktan sonra bu tedbire uymama gerekçesiyle tutuklama uygulanması bakımından önem taşır. Süre hesabında başlangıç tarihi, ara kararlar, suç grubu ve kanun yolu aşaması birlikte incelenmelidir.
Adli Kontrol Nasıl Kaldırılır veya Değiştirilir?
Kaldırma başvurusunda, tedbiri gerekli kıldığı belirtilen risklerin neden artık bulunmadığı veya daha hafif bir yükümlülüğün neden yeterli olduğu açıklanmalıdır. Yalnızca “İşim aksıyor, adli kontrol kaldırılsın” denilmesi, kararın gerekçelerine cevap vermekte yetersiz kalabilir.
Başvuru hazırlanırken şu sıra izlenebilir:
- Kararı belirleyin: İlk tedbir kararı, son devam kararı, başlangıç tarihi ve yükümlülüklerin tam kapsamı incelenir.
- Gerekçeyi karşılayın: Kaçma veya delillere müdahale riskine ilişkin değerlendirmelere somut cevap verilir.
- Güncel durumu gösterin: Toplanan deliller, duruşmalara katılım ve tedbire uyum açıklanır.
- Talebi açık kurun: Tamamen kaldırma, yalnızca bir yükümlülüğün kaldırılması, sıklığın azaltılması veya geçici muafiyet seçeneklerinden hangisinin istendiği belirtilir.
- Kararın uygulanmasını takip edin: Kabul kararının ilgili birimlere bildirilmesi ve uygulamanın yeni karara uygun yürütülmesi kontrol edilir.
Sabit ikamet, düzenli iş, aile bağları, çağrılara uyum, delillerin toplanması, geçen süre ve tedbirin günlük hayattaki etkileri başvuruda değerlendirilebilir. Bu hususların hiçbiri tek başına bütün dosyalarda kaldırma sonucunu garanti etmez.
İmza yükümlülüğü çalışma düzeninizi etkiliyorsa veya yakın bir tarihte muafiyet ihtiyacınız varsa, kararın kapsamı ve dayanak belgeler üzerinden değerlendirme yapılması için görüşme planlayabilirsiniz.
Kaldırma başvurusuna hangi belgeler eklenebilir?
Gerekçeyle bağlantılı olmak üzere şu belgeler kullanılabilir:
- Çalışma belgesi, görev yazısı ve vardiya çizelgesi.
- Öğrenci belgesi, ders veya sınav programı.
- Sağlık raporu, tedavi ve randevu belgeleri.
- Yerleşim yeri ve aile bağlarına ilişkin belgeler.
- İmza ve duruşmalara düzenli katılımı gösteren kayıtlar.
- Dosyada delillerin toplandığını veya isnadın değiştiğini gösteren tutanak ve kararlar.
Örneğin imza saatinin iş vardiyasıyla çakışması ileri sürülüyorsa, vardiya çizelgesi ile istenen yeni düzen birlikte sunulmalıdır. Başvuruda belge sayısından çok, belgenin gerekçeyi desteklemesi önemlidir.
Geçici muafiyet veya izin alınabilir mi?
CMK 110/2 kapsamında bazı yükümlülüklerden geçici muafiyet istenebilir. Sınav, tedavi, iş görevi veya zorunlu ailevi durum açıklanırken tarih aralığı ve hangi yükümlülük bakımından izin istendiği belirtilmelidir.
Başvuru, mümkün olduğunca yükümlülüğe aykırı davranılmadan önce yapılmalıdır. Talebin sunulması izin verildiği anlamına gelmez. Bir yükümlülükten muafiyet tanınması, diğerlerinin de kaldırıldığı şeklinde yorumlanmamalıdır.
Adli kontrolün kaldırılması talebi kaç günde sonuçlanır?
CMK 111/1, şüpheli veya sanığın istemi üzerine savcının görüşü alındıktan sonra hakim veya mahkemenin beş gün içinde karar verebilmesini düzenler. Bu hüküm, her başvurunun beş gün içinde kabul edileceği veya kararın aynı sürede bütün uygulama kayıtlarına yansıyacağı anlamına gelmez.
Başvurunun kabulü, kararın bildirilmesi ve uygulama işlemleri farklı aşamalardır. Yaklaşan sınav, tedavi veya görev tarihi varsa aciliyet belgelenerek belirtilmelidir.
Adli Kontrol Kararına Nasıl İtiraz Edilir?
Adli kontrol kararına itiraz için genel süre, kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır. CMK 268’deki bu süre, 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar bakımından uygulanan güncel düzenlemedir. Eski içeriklerdeki yedi günlük süre, güncel kararlara doğrudan uygulanmamalıdır.
İtiraz, kararı veren hakimlik veya mahkemeye dilekçeyle ya da tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunularak yapılabilir. Kararı veren merci itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; aksi halde en çok üç gün içinde yetkili inceleme merciine gönderir.
Adli kontrol itirazını hangi mahkeme inceler?
| Kararı veren merci | İtirazı inceleyen merci |
|---|---|
| Sulh ceza hakimliği | Yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hakimi |
| Asliye ceza mahkemesi hakimi | Yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesi |
| Ağır ceza mahkemesi veya başkanı | Aynı yerde numara olarak izleyen ağır ceza dairesi; son daire için ilk daire, tek daire varsa en yakın ağır ceza mahkemesi |
Sulh ceza hakimliği işlerini asliye ceza hakiminin yürüttüğü yerde, itirazı ağır ceza mahkemesi başkanı inceler. Kanun yolu mercilerinin kendi kararları bakımından ayrıca CMK 268’deki ilgili hükümler değerlendirilir.
İtiraz ile kaldırma talebi arasındaki fark nedir?
İtiraz, belirli bir kararın denetlenmesini sağlayan ve süreye bağlı olan kanun yoludur. Kaldırma veya değiştirme talebi ise devam eden tedbirin mevcut koşullar altında yeniden değerlendirilmesini amaçlar.
İlk karara itiraz süresinin geçmesi, sonraki aşamada kaldırma talebinde bulunmayı engellemez. Kaldırma talebinin reddine veya tedbirin devamına ilişkin yeni kararlar da kendi bildirim ve başvuru koşullarıyla değerlendirilir.
İtiraz kaç günde sonuçlanır, imza yükümlülüğünü durdurur mu?
CMK 271’e göre itiraz hakkında mümkün olan en kısa sürede karar verilir. CMK 111’deki kaldırma talebine ilişkin beş günlük düzenleme, bütün itiraz incelemeleri için kesin bir sonuçlanma takvimi olarak gösterilemez.
CMK 269 uyarınca itiraz, kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Yetkili merci uygulamanın geri bırakılmasına karar vermedikçe yükümlülüklere devam edilmelidir.
Adli Kontrol İtiraz ve Kaldırma Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?
Dilekçede dosyanın bulunduğu merci, soruşturma veya esas numarası, tedbir kararının tarihi ve kaldırılması istenen yükümlülük açıkça gösterilmelidir. İlk karara itiraz ediliyorsa kararın öğrenilme tarihi de belirtilmelidir.
Açıklamalarda şu sorular cevaplanmalıdır: Karar hangi gerekçeye dayanıyor? Bu gerekçe neden yerinde değil veya artık neden geçerli değil? Tedbir hangi somut güçlüğe yol açıyor? İstenen değişiklik nedir ve hangi belgelerle destekleniyor?
Kaldırma başvurusunun talep sonucu bölümüne ilişkin örnek ifade şöyledir:
Yukarıda açıklanan ve ekli belgelerle desteklenen nedenlerle, hakkımda uygulanan [yükümlülüğün açık adı] şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına; bu talebin kabul edilmemesi halinde [istenen daha hafif yükümlülük veya düzenleme] biçiminde değiştirilmesine ve verilecek kararın uygulayıcı birimlere bildirilmesine karar verilmesini arz ve talep ederim.
Bu örnek tam bir dilekçe değildir. Dosyaya ait gerekçeler, tarih ve belgeler eklenmeden kullanılmamalıdır. Yurt dışı yasağı, imza ve konutu terk etmeme tedbirleri için aynı soyut açıklamayı tekrarlamak yerine, kaldırılması istenen yükümlülüğün etkisi anlatılmalıdır.
Adli Kontrol İhlali ve İmzaya Gitmemenin Sonuçları Nelerdir?
CMK 112 uyarınca adli kontrol yükümlülüklerini isteyerek yerine getirmeyen kişi hakkında tutuklama kararı verilebilir. Hükmedilebilecek hapis cezasının süresi, bu özel düzenleme bakımından tek başına engel oluşturmaz.
Ancak her aksama otomatik tutuklama anlamına gelmez. İhlalin gerçekleşip gerçekleşmediği, iradi olup olmadığı, mazeret ve tedbirin ölçülülüğü değerlendirilmelidir. Mevcut yükümlülüğün değiştirilmesi veya başka bir tedbir uygulanması da gündeme gelebilir.
Bir kez imzaya gitmemek tutuklama sebebi olabilir mi?
Tek bir ihlal de değerlendirmeye alınabilir. “Üç kez imzaya gitmeme hakkı vardır” şeklinde bir kural yoktur.
Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 44/6 ve 57/2. maddelerinde, mazeretsiz ve kasıtlı adli kontrol ihlalleri için önceden uyarı yapılmadan yargı merciine bildirim öngörülür. İnfazdaki bazı denetimli serbestlik uygulamalarına ilişkin uyarı kuralları, adli kontrol imzasına aynen taşınmamalıdır.
İmzaya gidilemediyse veya imza saati kaçırıldıysa ne yapılmalı?
İlgili birime ve dosyayı yürüten mercie gecikmeden bilgi verilmeli; hastane kaydı, kaza tutanağı veya engeli gösteren diğer belgeler sunulmalıdır. İmzaya gidildiği halde kayda geçirilmediği düşünülüyorsa başvuru zamanını destekleyen mevcut kayıtların incelenmesi istenebilir.
Ertesi gün imza vermek, önceki günün yükümlülüğünü kendiliğinden telafi etmez. Unutma, iş yoğunluğu veya önceden izin alınmadan yapılan seyahat her durumda kabul edilebilir mazeret sayılmaz. Sonraki yükümlülüklere uyulmaya devam edilmelidir.
Azami tutukluluk süresi dolduğu için verilen adli kontrolün ihlalinde ayrıca CMK 112/2 dikkate alınır. Bu özel durumda yeniden tutuklama süresi ağır cezalık işlerde dokuz ayı, diğer işlerde iki ayı geçemez. Bu sınırlar bütün adli kontrol ihlalleri için genel bir tutukluluk süresi değildir.
Adli Kontrol Kendiliğinden Kalkar mı?
Bu sorunun cevabı, dosyanın hangi aşamada olduğuna ve sona erme nedenine göre değişir. Bütün durumlar için “Her zaman kendiliğinden kalkar” veya “Mutlaka yeni mahkeme kararı gerekir” denilemez.
- Dava açılması: İddianamenin kabulü, tek başına adli kontrolü sona erdirmez. Mahkeme tedbirin durumunu değerlendirir.
- Takipsizlik: CMK 103/2 uyarınca kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilince şüpheli serbest kalır. Kararın ilgili birimlere bildirilmesi ve tedbir kayıtlarının kapatılması takip edilmelidir.
- Beraat: Mahkemenin adli kontrolün durumunu hükümde açıkça ele alması gerekir. Tedbire ilişkin açıklık yoksa kararın tamamlanması ve uygulama birimlerine bildirim talep edilmelidir.
- Azami sürenin dolması: Kanuni üst sınırın aşılması, sırf dosya devam ediyor diye haklı hale gelmez. Süre hesabı yapılarak tedbirin sona erdiğinin tespiti ve kayıtların kaldırılması istenebilir.
Tedbirin hukuken sona ermesiyle uygulama kayıtlarının aynı anda güncellenmesi aynı şey değildir. Özellikle imza veya sınır kontrolünde sorun yaşanmaması için karar ve bildirim bilgileri kontrol edilmelidir. Takipsizlik kararının niteliği ve başvuru yolları, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar yazısında ayrıca açıklanmaktadır.
Adli Kontrol, Tutuklama ve Denetimli Serbestlik Arasındaki Fark Nedir?
Adli kontrol ve tutuklama, ceza muhakemesindeki koruma tedbirleridir. Burada karşılaştırılan denetimli serbestlik ise 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesindeki, kesinleşmiş hapis cezasının infazına ilişkin uygulamadır.
| Konu | Adli kontrol | Tutuklama | 105/A kapsamındaki denetimli serbestlik |
|---|---|---|---|
| Temel işlev | Yargılamadaki riskleri yükümlülüklerle karşılamak | Yargılamadaki riskler nedeniyle kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakmak | Hapis cezasının ilgili bölümünü toplum içinde denetimle infaz etmek |
| Uygulama | İmza, yurt dışı yasağı, ev hapsi gibi yükümlülükler | Ceza infaz kurumunda tutulma | İnfaz mevzuatına göre belirlenen yükümlülükler |
| Mahkumiyet gerektirir mi? | Kesinleşmiş mahkumiyet gerektirmez | Kesinleşmiş mahkumiyet gerektirmez | Kesinleşmiş cezanın infazına ilişkindir |
Adli kontrolün denetimli serbestlik müdürlüğünce takip edilmesi, onu 105/A kapsamındaki infaz uygulamasına dönüştürmez. Ayrıca TCK 191’deki tedavi ve denetimli serbestlik de farklı bir hukuki düzenlemedir.
Ayrıntılar için tutuklama kararı, denetimli serbestlik ve uyuşturucu kullanma suçu hakkındaki ilgili incelemelere bakılabilir.
Adli Kontrol Sabıka Kaydına İşler mi, UYAP’ta Görünür mü?
Adli kontrol bir mahkumiyet hükmü olmadığı için standart adli sicil belgesine mahkumiyet olarak işlenmez. Buna karşılık soruşturma veya dava dosyasında ve tedbiri uygulayan birimlerin kayıtlarında bulunabilir.
Adli sicil belgesinin temiz olması, imza yükümlülüğünün veya yurt dışı çıkış yasağının bulunmadığını göstermez. Bunlar farklı kayıtlardır. Adli sicilin kapsamı 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nda düzenlenmiştir.
UYAP Vatandaş Portal’da görülebilen bilgi ve belgeler, dosyanın niteliğine ve erişim yetkisine bağlıdır. Portalda kararın görünmemesinden tedbirin bulunmadığı veya kaldırıldığı sonucu çıkarılmamalıdır. Güncel karar örneği ve uygulama bilgisi ilgili yargı merciinden, müdafi aracılığıyla veya yükümlülüğü takip eden birimden doğrulanmalıdır.
Adli Kontrolde Geçen Süre Cezadan Düşer mi?
Adli kontrol altında geçen süre, kural olarak daha sonra verilen cezadan mahsup edilmez. CMK 109/6, tedavi veya muayene tedbiri ile konutu terk etmeme bakımından istisna içerir.
| Uygulanan yükümlülük | Mahsup bakımından durum |
|---|---|
| İmza verme | Geçen süre cezadan düşülmez. |
| Yurt dışına çıkamama | Geçen süre cezadan düşülmez. |
| Belirli bölgeyi terk etmeme veya belirlenen yerlere gitmeme | CMK 109/6’daki mahsup istisnaları arasında yer almaz. |
| CMK 109/3-e kapsamındaki tedavi veya muayene | Özel mahsup hükmüne tabidir; hesap, tedbir ve uygulanmasına ilişkin kayıtlar üzerinden yapılmalıdır. |
| Konutu terk etmeme | Tedbir altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün sayılır. |
Örneğin 90 gün konutu terk etmeme tedbiri uygulanan kişi bakımından, kanundaki oranla 45 günlük mahsup söz konusu olur. Anayasa Mahkemesi, Burhan Yaz (3), B. No: 2021/7919, 29/5/2024 kararında bu oranı incelemiştir. Karara ilişkin resmi açıklamaya buradan ulaşılabilir.
CMK 109/3-e kapsamındaki istisna, TCK 191 nedeniyle uygulanan her tedavi veya denetimli serbestlik döneminin bütünüyle cezadan düşeceği anlamına gelmez. Kararın hukuki dayanağı ile uygulamanın kayıtları ayrılmalıdır.
Haksız Adli Kontrol Nedeniyle Tazminat İstenebilir mi?
Adli kontrol sonrasında beraat veya takipsizlik verilmesi, bütün yükümlülük türleri için kendiliğinden tazminat hakkı doğurmaz. CMK 141’de özellikle iki durum düzenlenmiştir:
- CMK 141/1-k: Adli kontrol işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkanlarından yararlandırılmama.
- CMK 141/1-l: Konutu terk etmeme veya maddede belirtilen bağımlılıktan arınmaya yönelik tedavi ya da muayene yükümlülükleri uygulandıktan sonra takipsizlik veya beraat kararı verilmesi.
CMK 141/1-l kapsamındaki talepler, 6384 sayılı Kanun çerçevesinde Tazminat Komisyonunca incelenir. Başka bentlere dayanan taleplerde görevli merci ayrıca belirlenir. Yalnızca imza veya yurt dışı yasağı uygulanmış olması, 141/1-l kapsamında kabul için yeterli değildir; farklı hukuka aykırılık iddiaları ayrıca değerlendirilebilir.
CMK 141/1-l kapsamındaki beraat veya takipsizliğe dayalı başvurularda, kararın kesinleşmesinin ilgiliye tebliğinden itibaren üç ay ve her durumda kesinleşmeyi izleyen bir yıllık süre gözetilmelidir. Diğer hukuka aykırılık iddialarında başvuru zamanı ve kesinleşme gerekliliği, talebin dayanağına göre ayrıca incelenir. Geçiş hükümleri de dikkate alınmalıdır. 2024 değişikliğinden önceki kararlar, güncel düzenleme dikkate alınmadan bütün adli kontrol türlerine genellenmemelidir.
İstanbul’da Adli Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz İçin Hukuki Destek
Adli kontrol başvurusunda avukatın yapacağı çalışma; kararın gerekçesinin, dosyadaki delillerin, sürelerin ve yükümlülüklerin kişinin hayatına etkisinin birlikte incelenmesini içerir. İnceleme sonucunda ilk karara itiraz, kaldırma, hafifletme veya geçici muafiyet taleplerinden hangisinin uygun olduğu değerlendirilir.
İstanbul Anadolu Adliyesi ve İstanbul’daki diğer yetkili yargı mercilerinde yürüyen dosyalar için görüşme planlanırken şu bilgilerin hazırlanması yararlı olur: adli kontrol kararı, son devam kararı, dosya numarası, kararın öğrenilme tarihi ve varsa yaklaşan imza, sınav, tedavi veya görev tarihi. İstanbul Anadolu Adliyesi Kartal’da olduğundan buradaki dosyalar için Kartal ceza avukatı sayfamıza da bakabilirsiniz.
Avukat Ebubekir Kozan’ın ceza soruşturmaları ve yargılamalarına ilişkin çalışma kapsamını İstanbul ceza avukatı sayfasından inceleyebilirsiniz. Adli kontrol kararınızın değerlendirilmesi ve görüşme planlanması için iletişim sayfasından ulaşabilir veya 0534 980 28 64 numarasını arayabilirsiniz.
Görüşme talebinde hangi yükümlülüğün uygulandığını ve istediğiniz değişikliği belirtmeniz, yapılacak incelemenin kapsamının belirlenmesini kolaylaştırır.
Adli Kontrol Hakkında Sık Sorulan Sorular
Adli kontrol altındaki kişi şehir dışına çıkabilir mi?
Tek başına imza yükümlülüğü veya yurt dışı yasağı, bütün şehirler arası seyahatleri yasaklayan bir karar değildir. Ancak seyahat imzayı aksatmamalı; belirli bir bölgeyi terk etmeme, konutu terk etmeme veya başka bir kısıtlama varsa buna uyulmalıdır. İzin ya da imza yerinin değiştirilmesi gereken durumlarda önceden başvuru yapılmalıdır.
İmza yükümlülüğü kaldırılınca yurt dışı yasağı da kalkar mı?
Hayır. Birlikte uygulanan yükümlülükler ayrı ayrı değerlendirilir. Karar yalnızca imzayı kaldırıyorsa yurt dışına çıkamama yükümlülüğünün de sona erdiği kabul edilmemelidir.
Adli kontrol işe girmeye veya memuriyete engel olur mu?
Tedbir bir mahkumiyet olmadığı için tek başına herkes bakımından aynı çalışma yasağını doğurmaz. Bununla birlikte ev hapsi, taşıt kullanma yasağı veya yoğun imza yükümlülüğü işin yapılmasını etkileyebilir. Kamu görevi, özel güvenlik ve benzeri alanlarda ilgili özel mevzuat ayrıca değerlendirilir.
Şikayet geri çekilirse adli kontrol kalkar mı?
Şikayetten vazgeçmenin soruşturma veya davaya etkisi suçun niteliğine bağlıdır. Şikayete bağlı olmayan suçlarda süreç devam edebilir. Şikayetin geri alınması, yükümlülüklerin bırakılması için tek başına yeterli kabul edilmemeli; dosyadaki karar ve tedbirin durumu kontrol edilmelidir.
Adli kontrol itirazını kişi kendisi yapabilir mi?
Şüpheli veya sanık kendi adına itirazda bulunabilir. Dosyada zorunlu müdafilik hükümlerinin uygulanması gereken durumlar ayrıca değerlendirilir. Başvuru süresi, doğru merci ve kararın gerekçelerine cevap verilmesi başvurunun hazırlanmasında önemlidir.
Hazırlayan: Av. Ebubekir Kozan