Para Cezası
Ceza Hukuku

Tutuklama Kararı

Tutuklama Kararı Nedir?(CMK m. 100)

Ceza Muhakemesi Kanunu‘nda düzenlenen tutuklama kararı, şüpheli veya sanığın özgürlüğünü geçici olarak sınırlayan ve istisnai bir şekilde uygulanması gereken bir koruma tedbiridir. Bu tedbirin amacı “ceza vermek” değil; kaçma, delilleri karartma ya da tanık ya da mağdur üzerinde baskı kurulması risklerini önlemektir. Kişi hürriyetine doğrudan müdahale eden bu niteliği nedeniyle tutuklama, genel ifadelerle değil; somut olayın olguları ve dosya kapsamındaki delillerle desteklenen kanuni şartlar mevcutsa gündeme gelebilir.

Uygulamada süreç çoğu kez gözaltı, savcılığa sevk, sulh ceza hakimliği sorgusu neticesinde tutuklama, adli kontrol veya serbest bırakma yönünde karar ile sonuçlanır. Bu kritik aşamada; dosyadaki delillerin doğru okunması, lehe delillerin hızlı şekilde sunulması, kaçma veya karartma iddialarına somut karşılık verilmesi ve ölçülülük ilkesinin güçlü biçimde vurgulanması, kararın yönünü doğrudan etkiler.

Tutuklama kararı ve tutukluluk süresi hakkında bilgi veren görsel

Ceza yargılamasının genel işleyişi, hak ve yetkiler ile stratejik adımlar için Ceza Davaları rehberimize de göz atabilirsiniz.

Tutuklama Kararının Şartları (CMK m. 100)

Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre tutuklama kararı verilebilmesi için iki temel koşulun birlikte bulunması gerekir: Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ile en az bir tutuklama nedeninin mevcut olması.  Ayrıca hakim, işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde tutuklama kararı veremez.

1) Kuvvetli suç şüphesi

Tutuklama, “iddia var” diye değil; dosya içeriğinde şüpheyi güçlendiren ve somutlaştıran deliller bulunduğunda gündeme gelir. Uygulamada kamera veya HTS-baz verileri, banka hareketleri, yazışmalar, fiziki deliller, bilirkişi raporu ve tanık beyanları gibi veriler; tek tek ve birlikte değerlendirilerek bu şartın oluşup oluşmadığı tartışılır.

2) Tutuklama Nedeninin Bulunması

CMK m.100 hükmü doğrultusunda aşağıdaki hallerde tutuklama nedeni var sayılabilir:

  • Şüpheli ya da sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. (CMK m.100/2-a)
  • Şüpheli ya da sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (CMK m.100/2-b)
  • CMK m. 100/3’de zikredilen katalog suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde.

Katalog suçlara örnek olarak;

  1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80),
  2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
  3. Kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f),
  4. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),
  5. İşkence (madde 94, 95),
  6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102), 
  7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
  8. Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
  9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),

sayılabilir. Yukarıda arz edilen hallerin veya suçların gündeme gelmesi, tutuklamanın otomatik olarak uygulanacağı anlamına gelmez. Her somut olayda tutuklama nedenlerinin gerekçeli ve ölçülü biçimde değerlendirilmesi; tutuklama yerine adli kontrol tedbirlerinin yeterli olup olmadığının ayrıca tartışılması gerekir.

3) Tutuklama yasağı

CMK m. 100/4 hükmü çerçevesinde yalnız adli para cezasını gerektiren veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.

Tutuklama Kararını Kim Verir ? (CMK m.101)

Tutuklama kararı, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde farklı merciler tarafından verilir; ancak her iki evrede de ortak kural şudur: Tutuklama somut olgularla gerekçelendirilmek zorundadır ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağı mutlaka açıklanmalıdır (CMK 101).

Soruşturma Evresinde Tutuklama Kararı Kim Verir?

Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hakimi karar verir. Savcılık, sevk yazısında yalnızca tutuklamayı istemekle yetinemez; istem mutlaka gerekçeli olmalı ve adli kontrolün yetersiz kalacağına dair hukuki ve fiilî nedenleri içermelidir (CMK 101/1).

Kovuşturma Evresinde Tutuklama Kararı Kim Verir?

Kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re’sen (kendiliğinden) mahkeme karar verebilir (CMK 101/1). Bu aşamada da kararın gerekçeli olması ve adli kontrol tedbirlerinin neden yetersiz kalacağının açıklanması gerekir.

Tutukluluk Süresi Ne Kadardır? (CMK m.102)

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda tutukluluk bakımından azami süreler düzenlenmiştir. Buna göre ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok 1 yıl olup zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek 6 ay daha uzatılabilir.

Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde ise tutukluluk süresi en çok 2 yıldır; zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilir. Ancak uzatma süresi toplam 3 yılı; TCK’nın belirli bölümlerindeki suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda ise 5 yılı geçemez.

Bu uzatma kararları verilirken Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafinin görüşleri alındıktan sonra karar verilmesi gerekir.

Öte yandan CMK m.102/4 ile soruşturma evresi yönünden ayrıca üst sınırlar da getirilmiştir. Soruşturma evresinde tutukluluk süresi; ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından en çok 6 ay, ağır cezanın görevine giren işler bakımından ise en çok 1 yıl olabilir. Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok 1 yıl 6 ay olup, gerekçesi gösterilerek 6 ay daha uzatılabilir.

Son olarak, fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından bu süreler yarı oranında; 18 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır.

Tutukluluğun İncelenmesi Nedir? (CMK m.108)

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda  tutukluluğun incelenmesi (ara mahkeme olarak adlandırılan) tutuklu bulunan şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmediğinin belirli aralıklarla denetlenmesi anlamına gelir.

Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla, tutukluluğun devamının gerekip gerekmediği; Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hakimi tarafından, CMK m.100 hükümleri gözetilerek ve şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karara bağlanır.

Kovuşturma evresinde ise hakim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmediğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da otuz günlük süre içinde re’sen karar verir.

Tutuklama Kararına İtiraz

CMK 101/5 maddesi çerçevesinde verilen karara itiraz edilebilir. Tutuklama dosyalarında sonuç çoğu zaman doğru zamanlanmış ve delile dayalı başvurularla alınır. Savunmada genellikle şu hatlar kurulur:

1) Kuvvetli şüpheye itiraz: Teşhis, HTS, kamera ya da banka hareketi gibi delillerin çelişkileri; tek delile dayalı değerlendirme (özellikle beyan delili); bilirkişi raporu ihtiyacı ve gerekçeye konu somut delilin incelenmesi üzerinde durulur.

2) Tutuklama nedenleri yok (somut olgu yok) vurgusu: Sabit ikamet, düzenli iş ve ailesel bağlar nedeniyle kaçma şüphesinin zayıf olduğu; delillerin toplanmış veya koruma altına alınmış olması sebebiyle delil karartma riskinin bulunmadığı; tanık ya da mağdurla temas iddiası olmadığı için baskı riskinin olmadığı ifade edilir.

3) Adli kontrol talebi (tutuklamaya alternatif): Adli kontrol; yurt dışı çıkış yasağı, imza yükümlülüğü, güvence (teminat) gibi tedbirlerle tutuklamaya alternatif olabilir. Kanun, tutuklama sebepleri bulunsa bile tutuklama yerine adli kontrol uygulanabileceğini düzenler.

4) Tahliye talebi (her aşamada): Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilmesini (tahliye) isteyebilir. Bu taleplerin reddi halinde de kanun yolu açıktır.

Kelepçelenmiş elleri gösteren tutuklama kararı temsili görseli

Tutuklamaya İtiraz Süresi Nedir?

Tutuklama kararına karşı itiraz, kural olarak kararın öğrenildiği tarihten itibaren iki hafta içinde yapılır. CMK m.268/1’de açıkça “kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta” ölçütü benimsenmiştir. Bu nedenle uygulamada tutuklama kararının tefhim edildiği (yüzüne karşı açıklandığı) hallerde süre çoğu zaman aynı gün öğrenme kabulüyle işlemeye başlar; karar sonradan öğrenilmişse süre, öğrenme anına göre değerlendirilir.

Burada kritik nokta şudur: Tutuklama dosyalarında kayıp genelde “süreyi kaçırmaktan” değil, itirazı soyut gerekçelerle yapmaktan kaynaklanır. İtirazın süresinde verilmesi tek başına yeterli değildir; itiraz dilekçesinin kuvvetli şüphe ve tutuklama nedenleri bakımından somut, delile dayalı ve ölçülülük (adli kontrol alternatifi) ekseninde kurulması gerekir. Özellikle “katalog suç” gerekçesine dayanılan dosyalarda, salt katalog suç vurgusunun tutuklamayı otomatik haklı kılmadığı; kaçma ya da delil karartma yönünden somut olguların ayrıca gösterilmesi gerektiği, Anayasa Mahkemesi içtihatlarında da net biçimde görülür.

Tutuklama Kararına İtiraz Nereye Yapılır?

İtiraz, kararı veren hakimliğe veya mahkemeye sunulan bir dilekçeyle yapılır; Kararına itiraz edilen hakim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir. CMK m.268/3’teki kurala göre itirazı incelemeye yetkili mercie gönderilir. Sulh ceza hakimliğinin tutuklama kararlarında  itirazı inceleme yetkisi, sulh ceza hakimliğinin bulunduğu yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hakimine aittir.

Asliye ceza mahkemesi hakimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine aittir. Ağır ceza mahkemesinin kararlarına karşı itirazlarda ise; aynı yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesi varsa numara olarak kendisini izleyen daire, son numaralı daire için birinci daire; tek daire varsa en yakın ağır ceza mahkemesi yetkilidir.

Tutuklama Kararına Kimler İtiraz Edebilir?

CMK hükümleri uyarınca, tutuklama kararına; şüpheli veya sanık bizzat, müdafi (avukatı), yasal temsilcisi ile eşi süresi içinde itiraz edebilir. Ayrıca şüpheli veya sanığın başvurusuna ilişkin hükümler, bu kişiler tarafından yapılacak başvurular ve başvuruyu izleyen işlemler bakımından da aynı şekilde uygulanır.

İtirazın İncelenmesi Nasıl Yapılır?

İtiraz incelemesi kural olarak duruşma yapılmaksızın, evrak üzerinden yapılır. Ancak merci gerekli görürse Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekili dinlenir. İtiraz yerinde görülürse merci yalnız tutuklama kararını kaldırma ile yetinmez; aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir. Yine CMK m.271 kapsamında kararın mümkün olan en kısa sürede verilmesi esastır.

Uygulamada bu bölümün savunma için yansıması şudur: İtiraz dilekçesi, dosyaya yeni bir şey katmayan soyut özgürlük vurgusu yerine, dosyadaki mevcut delillerin çelişkisini ve tutuklama gerekçesinin somut olgu eksikliğini gösterecek şekilde kurulmalıdır. Çünkü merci çoğu dosyada duruşma açmadan karar verdiği için, dilekçe son derece önemlidir.

Tutuklama Kararına Yönelik İçtihatlar

Tutukluluğun Devamında Ölçülülük ve “Gerekçe”

Ölçülülük ilkesi yalnızca ilk kez tutuklama kararı verilirken değil, aynı zamanda tutukluluğun devamına karar verilirken de önem taşır (CMK 100/1). Tutukluluk devam ettikçe, delillerin toplanmış olması bekleneceğinden, devam kararlarında gerekçenin daha yoğun ve daha derin kurulması gerekir. Bu yaklaşım, AİHM’in Mooren/Almanya kararının (Başvuru No: 11364/03) etkisiyle  ceza muhakemesi hukukunda da görünür hale gelmiş; ilk tutuklama aşamasında sınırlı gerekçelendirme tolere edilebilirken, tutukluluğun devamında daha güçlü gerekçe arandığı kabul edilmiştir.

AYM’ye Göre Kanunilik Denetimi ve Keyfiliğin Önlenmesi 

AYM’ye göre kişi hürriyeti ve güvenliğine ilişkin sınırlamaların kanunda belirtilen esas ve usule uygunluğunu sağlama yükümlülüğü ilke olarak idari organlara ve derece mahkemelerine aittir; idare ve mahkemeler esas ve usule ilişkin hukuk kurallarına uymakla yükümlüdür. Anayasa’nın 19. maddesi, bireyi keyfi şekilde özgürlüğünden alıkoymaya karşı korur; bu nedenle tutuklamanın şekil ve şartlarının kanunda gösterilmesi kuralı gereğince tutukluluğun “kanuni” dayanağının bulunup bulunmadığı ve uygulamanın keyfiliği önleyecek biçimde erişilebilir, kesin ve öngörülebilir olup olmadığı AYM tarafından incelenmelidir (AYM, B. No: 2012/1137, prg. 44; AYM, B. No: 2012/152, prg. 40).

“Bariz Aykırılık” ve “Açık Keyfilik” Hallerinde Bireysel Başvuruda İnceleme

AYM, kural olarak derece mahkemelerinin takdir alanına saygı gösterse de; kanun veya Anayasa’ya bariz şekilde aykırı yorumlar ya da delillerin takdirinde açıkça keyfilik bulunması halinde hak ihlali doğurabilecek bu tür kararların bireysel başvuruda incelenmesi gerektiğini belirtir. Aksi kabul, bireysel başvurunun getiriliş amacıyla bağdaşmaz (AYM, B. No: 2012/1272, §75; AYM, B. No: 2014/912, prg. 44).

“Delil Karartma” Gerekçesi Klişe Bırakılamaz: “İlgili ve Yeterli” Olmalıdır.

AYM, tutukluluğun devamı bakımından “delillerin karartılması olasılığı” gibi gerekçelerin, dosyanın geldiği aşama ve delil durumu ile somutlaştırılmasını arar. Mahkûmiyet kararının bilirkişi raporları, iletişimin tespiti kayıtları ve dosya belgelerine dayandığı bir tabloda, tutukluluğun devamında “delil karartma olasılığı” gerekçesi ilgili ve yeterli görülmeyebilir (AYM, B. No: 2012/1272, prg. 116–117). Benzer şekilde AYM, tahliye taleplerinin reddinde kaçma ve delil karartma olasılığının somut olgu veya durumla ilişkilendirilmemesini Anayasa m.19/7’ye aykırı bulmuştur (AYM, B. No: 2013/6149, prg. 54–55).

Mahkûmiyet Sonrası Tutukluluğun Dayanağı ve Temyiz Süresi Tartışması 

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, mahkûmiyet hükmü kurulduktan sonra tutukluluğun dayanağının mahkûmiyet hükmü olduğunu, bu nedenle temyizde geçen sürenin tutukluluk süresine dâhil edilmeyeceğini kabul etmiştir (YCGK, 12.04.2011, E.2011/1-51, K.2011/42). Bu yaklaşım uygulamada “mahkûmiyet sonrası tutukluluk” tartışmalarında dayanak karar olarak öne çıkar.

Tahliye Taleplerinin Reddi “Kişiselleştirilmiş Gerekçe” İçermelidir.

AYM’ye göre tahliye taleplerini inceleyen mahkemeler, ret kararlarında gerekçelerini yeterince kişiselleştirmeli; kaçma ya da delilleri karartma ihtimalini inandırıcı somut olgularla ortaya koymalıdır. Örneğin milletvekili seçilmiş başvurucu hakkında, kaçacağına veya delil karartacağına dair somut olgu ortaya konulmaksızın tahliye taleplerinin reddedilmesi eleştirilmiştir (AYM, B. No: 2012/849, prg. 101–102).

Tutuklama kararı – Sık Sorulan Sorular

1) Tutuklama kararı nedir, hangi hâllerde verilir (CMK 100)?

Tutuklama, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması ve
adli kontrolün yetersiz kalacağı hâllerde, şüpheli veya sanığın özgürlüğünün
geçici olarak kısıtlanmasıdır. CMK 100’e göre tutuklama için;
kuvvetli suç şüphesi kaçma veya delilleri karartma tehlikesi ve ölçülülük ilkesi birlikte değerlendirilir. Katalog suçlar bakımından
tutuklama nedeninin varsayılabileceği belirtilse de, her olayda somut gerekçe
gösterilmesi zorunludur.

2) Tutukluluk en fazla ne kadar sürebilir, azami tutukluluk süresi nedir (CMK 102)?

CMK 102’ye göre, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde kovuşturma aşamasındaki
tutukluluk süresi kural olarak en çok 1 yıldır; zorunlu hâllerde, gerekçesi gösterilerek 6 ay daha
uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde ise azami tutukluluk süresi 2 yıldır;
zorunlu hâllerde uzatma süresi toplam 3 yılı, bazı ağır suçlar ve terör suçlarında ise 5 yılı
geçemez. Soruşturma evresinde tutukluluk süreleri daha kısadır ve altı ay / bir yıl gibi daha düşük
üst sınırlar öngörülmüştür. Çocuklar bakımından bu süreler ayrıca indirilmiş hâlde uygulanır.

3) Tutuklama kararına nasıl ve kaç gün içinde itiraz edilir?

Tutuklama kararına karşı CMK uyarınca kararı
öğrenen şüpheli veya sanık; müdafi, kanuni temsilci ya da eşi tarafından
iki hafta içinde itiraz edilebilir.

4) Tutuklama yerine adli kontrol uygulanabilir mi, hangi şartlarda tercih edilir?

Evet, CMK 109 ve devamı maddelere göre tutuklama yerine adli kontrol
uygulanabilir. Adli kontrol; imza yükümlülüğü, yurtdışı çıkış yasağı,
belirli yerlere gitmeme, güvence (teminat) yatırma, elektronik kelepçe gibi
özgürlüğü tamamen değil, kısmen sınırlayan tedbirlerden oluşur. Mahkeme veya
hâkim, tutuklamanın ölçüsüz olacağı ya da daha hafif tedbirlerle amaca
ulaşılabileceği
kanaatindeyse, tutuklama yerine adli kontrole karar
verebilir veya mevcut tutukluluğu adli kontrole çevirebilir.

Loading

Bir yanıt yazın

Avukatı Ara