Güveni Kötüye Kullanma Suçu Nedir?
Kısa cevap: Güveni kötüye kullanma, kendisine korumak veya belirli bir şekilde kullanmak üzere teslim edilen başkasına ait malı kendisinin veya başkasının yararına bu amaç dışında kullanan, satan, rehin veren ya da malı teslim aldığını inkâr eden kişinin işlediği suçtur (TCK 155). Basit hâlin cezası altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır; soruşturma şikâyete bağlıdır ve şikâyet süresi fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır. Mal; meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi ya da başkasının malını yönetme yetkisi nedeniyle teslim edilmişse ceza bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıdır ve şikâyet aranmaz. 25 Aralık 2025 ve sonrasında işlenen fiillerde suçun konusu motorlu kara, deniz veya hava taşıtıysa ceza bir kat artırılır; bu hâlde uzlaştırmanın uygulanıp uygulanmayacağı nitelikli hâlde kesin olarak hayır, basit hâlde ise tartışmalıdır.
Uygulamada en sık karşılaşılan dosyalar emanet verilen veya kiralanan aracın geri verilmemesi, çalışanın tahsil ettiği parayı teslim etmemesi, vekâletnamenin vekâlet verenin aleyhine kullanılması ve ortaklık mallarının kişisel amaçla harcanmasıdır. Her teslim edilip geri alınamayan mal suç oluşturmaz; alacak ve borç uyuşmazlıklarının önemli bir kısmı hukuk mahkemesinin konusudur. Bu yazıda suçun unsurlarını, cezasını, şikâyet ve uzlaştırma kurallarını, zamanaşımını ve benzer suçlardan farkını anlatıyoruz.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Unsurları
Suçun oluşması için malın faile hukuka uygun şekilde ve belirli bir amaçla teslim edilmiş olması, failin kendisinin veya başkasının yararına bu amaçla bağdaşmayan bir tasarrufta bulunması veya teslimi inkâr etmesi ve bunu bilerek ve isteyerek yapması gerekir. Suçla korunan değer mülkiyet hakkıdır; malın taşınır veya taşınmaz olması fark etmez.
Zilyetliğin Devri: Mal Belirli Bir Amaçla Teslim Edilmeli
Suçun başlangıç noktası, malın zilyetliğinin rızayla faile devredilmesidir. Mal sahibi malı faile korumak (örneğin emanet bırakmak) veya belirli bir şekilde kullanmak (örneğin kiralamak, tamire vermek, satması için teslim etmek) üzere vermiş olmalıdır. Kira, emanet (vedia), vekâlet, hizmet, eser ve komisyon sözleşmeleri bu ilişkinin tipik örnekleridir. Ceza Genel Kurulu, teslimin hukuken geçerli bir sözleşme ilişkisine ve aldatılmamış özgür iradeye dayanması gerektiğini vurgulamıştır; karar aşağıda anlatılmıştır.
Mal faile hiç teslim edilmemiş, yalnızca malın bulunduğu yere erişim imkânı tanınmışsa güveni kötüye kullanma değil, hırsızlık gündeme gelir. Örneğin işyerindeki kasaya veya depoya erişimi olan bir çalışanın oradan mal alması, malın zilyetliği kendisine ayrıca teslim edilmemişse hırsızlık olarak değerlendirilebilir. Yargıtay, tamir için işyerine bırakılan aracı gece çalıştırıp götüren işçinin eylemini, aracın zilyetliği kendisine devredilmediği için hırsızlık saymıştır; karar aşağıda anlatılmıştır.
Amaç Dışı Tasarruf veya Teslimi İnkâr
Kanun iki ayrı hareketi cezalandırır. Birincisi, malın teslim amacı dışında tasarrufa konu edilmesidir: emanet aracı satmak, rehin vermek, kiraya vermek, parçalamak; tamire bırakılan eşyayı başkasına devretmek; satış için verilen malın bedelini sahibine teslim etmeyip kendi işinde kullanmak. İkincisi, malın teslim alındığının inkâr edilmesidir. Malın gerçekten belirli bir amaçla teslim edildiği ve diğer unsurların bulunduğu durumda “bana böyle bir şey verilmedi” diyerek teslimi bilerek inkâr etmek de suçu oluşturabilir. Ceza Genel Kurulu, suçun malın süresinde teslim edilmemesi gibi ihmali bir hareketle de işlenebileceğini belirtmiştir; ancak salt gecikme yetmez, teslim ilişkisi, iade yükümlülüğü, amaç dışı davranış ve kast birlikte incelenir.
Kast: Malı Sahiplenme İradesi Sonradan Doğar
Güveni kötüye kullanmada fail malı rızayla ve hukuka uygun biçimde teslim alır; malı sahiplenme veya amaç dışı kullanma iradesi daha sonra ortaya çıkar. Mal en başta hileyle, yalan beyanla teslim alınmışsa suç dolandırıcılık olabilir. Malın geç iade edilmesi, iadenin bir anlaşmazlık nedeniyle bekletilmesi veya kusurla kaybedilmesi ise tek başına kastı göstermez.
Para ve Misli Eşya: Emanet mi, Ödünç mü?
Para gibi aynı cins ve miktarla geri verilebilen (misli) mallarda ayrım önemlidir. Ödünç verilen paranın mülkiyeti borç alana geçer; borcun ödenmemesi güveni kötüye kullanma değil, alacak davasının ve icra takibinin konusudur. Buna karşılık para belirli bir iş için teslim edilmişse, örneğin çalışana müşteriden tahsil edip şirkete getirmesi, bir aracıya belirli bir ödemeyi yapması veya bir yatırım işlemini gerçekleştirmesi için verilmişse, paranın bu amaç dışında harcanması suçu oluşturabilir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Cezası
Ceza, suçun basit veya nitelikli hâlde işlenmesine ve 25 Aralık 2025 ve sonrasında işlenen fiillerde suçun konusunun motorlu taşıt olup olmamasına göre değişir.
| Hâl | Ceza | Soruşturma | Dava zamanaşımı |
|---|---|---|---|
| Basit güveni kötüye kullanma (TCK 155/1) | 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve adli para cezası | Şikâyete bağlı; şikâyet süresi 6 ay | 8 yıl |
| Nitelikli güveni kötüye kullanma (TCK 155/2) | 1 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 3.000 güne kadar adli para cezası | Şikâyet aranmaz | 15 yıl |
| Basit hâlde suçun konusu motorlu taşıt (TCK 155/1 ve 3) | Ceza bir kat artırılır (1 yıldan 4 yıla kadar hapis ve bir kat artırılmış adli para cezası) | Şikâyete bağlı | 8 yıl |
| Nitelikli hâlde suçun konusu motorlu taşıt (TCK 155/2 ve 3) | Ceza bir kat artırılır (2 yıldan 14 yıla kadar hapis ve 6.000 güne kadar adli para cezası) | Şikâyet aranmaz | 15 yıl |
Basit hâlde adli para cezasının gün sayısı kanunda belirtilmediğinden genel sınırlar (5 günden 730 güne kadar) uygulanır (TCK 52/1). Hapis cezası ile adli para cezası birlikte verilir; biri diğerinin yerine seçilemez.
Nitelikli Güveni Kötüye Kullanma (TCK 155/2)
Mal faile meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi nedeniyle ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun başkasının mallarını yönetme yetkisinin gereği olarak teslim edilmişse suç nitelikli hâlde işlenmiş olur. Bu ilişkilerde güven daha yoğun olduğu için ceza ağırdır ve soruşturma şikâyete bağlı değildir.
- Meslek ve sanat: Müvekkili adına tahsil ettiği parayı teslim etmeyen vekil, tamire bırakılan aracı satan usta, ücret karşılığı işlenmek veya onarılmak üzere bırakılan altını iade etmeyen kuyumcu.
- Ticaret: Satılmak üzere konsinye bırakılan malın bedelini ödemeyip başka işte kullanan tacir, komisyoncu veya galerici.
- Hizmet ilişkisi: Müşteriden tahsil ettiği parayı işverene teslim etmeyen satış temsilcisi veya tahsildar, kendisine zimmetlenen şirket aracını satan çalışan.
- Mal yönetme yetkisi: Genel mal yönetimi veya satış ve bedel tahsil yetkisi veren vekâletnameyi vekâlet verenin aleyhine kullanarak taşınmazı kendine veya yakınına devreden ya da bedeli teslim etmeyen vekil, şirket malını kişisel amaçla kullanan yönetici, kayyum veya vasi.
Hangi hâlin uygulanacağı, teslimin hangi ilişkiye dayandığına bakılarak belirlenir. Arkadaşlık veya akrabalık nedeniyle verilen emanet araç basit hâle, işverenin çalışanına iş için teslim ettiği araç ise kural olarak nitelikli hâle girer. Ceza Genel Kurulu’na göre nitelikli hâl için malın faile yalnız sıfatı nedeniyle değil, sıfatının doğurduğu ilişki nedeniyle teslim edilmiş olması gerekir; hizmet ilişkisinin sürekli olması ise aranmaz. Yargıtay, incelediği bir dosyada araç kiralama işiyle uğraşan kişiden kiralanan aracın hizmet veya meslek ilişkisi nedeniyle teslim edilmiş sayılmayacağını ve basit hâlin uygulanacağını kabul etmiştir; teslim ilişkisinin somut hukuki niteliği belirleyicidir.
Motorlu Taşıtta Ceza Artırımı (TCK 155/3)
11. Yargı Paketi olarak bilinen 7571 sayılı Kanunla TCK 155’e eklenen üçüncü fıkraya göre, suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması hâlinde birinci veya ikinci fıkraya göre verilecek ceza bir kat artırılır. Hüküm 25 Aralık 2025’te yürürlüğe girmiştir; failin aleyhine olduğundan bu tarihten önce işlenen fiillere uygulanmaz. Suç tarihi malın teslim edildiği gün değil, kastın amaç dışı tasarruf veya inkârla ortaya çıktığı gündür ve olaya göre belirlenir. Örneğin 2025’te emanet verilen ve daha önce başka bir tasarruf veya inkâr bulunmaksızın 2026’da satılan araçta artırım uygulanabilir.
Artırım, emanet bırakılan otomobil, motosiklet, kiralanan araç veya motorlu tekne gibi taşıtların satılması, rehin verilmesi, parçalanması ya da teslim alındığının inkâr edilmesi gibi hâllerde uygulanır. Kanunun gerekçesine göre elektrikli motorlu araçlar da kapsamdadır. Basit hâlde artırım şikâyet şartını ortadan kaldırmaz; ancak 7571 sayılı Kanun aynı zamanda uzlaştırma kapsamını değiştirmiştir (aşağıda).
Güveni Kötüye Kullanma Suçu Örnekleri
Emanet Verilen Aracın İade Edilmemesi
Bir yakına veya arkadaşa geçici olarak kullanması için verilen aracın istendiği hâlde geri verilmemesi, aracın satılması, başkasına devredilmesi ya da “araç bana hiç verilmedi” denilmesi güveni kötüye kullanma oluşturabilir. 25 Aralık 2025 ve sonrasında işlenen fiillerde motorlu taşıt artırımı uygulanır. Aracın teslim edildiğini gösteren mesajlar, tanık beyanları, ruhsat ve anahtar teslimine ilişkin kayıtlar, aracın konum ve trafik kayıtları ile geri isteme yazışmaları delil olarak önemlidir.
Kiralık Aracın Teslim Edilmemesi
Kiralama süresi dolan aracın birkaç gün geç teslim edilmesi tek başına suç değildir; ek kira bedeli ve sözleşme cezası hukuki uyuşmazlığın konusudur. Kiracının aracı satması, rehin bırakması, plakasını değiştirmesi, saklaması, ihtara veya iade talebine rağmen iade etmemesi ya da iade etmeyeceğini açıkça ortaya koyması ise güveni kötüye kullanma oluşturabilir; ihtar tek başına otomatik bir ölçüt değildir, iade etmeme nedeni ve diğer davranışlarla birlikte değerlendirilir. Araç en başta sahte kimlik veya yalan beyanla kiralanmışsa suç dolandırıcılık olabilir. Kiralanan araç kendi malıymış gibi başkasına satılırsa, aracı satın alan kişiye karşı ayrıca dolandırıcılık suçu gündeme gelir.
Yargıtay, kiraladığı aracı iade etmeyip satan sanığın araç sahibine karşı eylemini şikâyete bağlı basit güveni kötüye kullanma saymış ve şikâyet bulunmadığı için düşme kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ek süre isteyerek oyalayan, aracı iade etmeyen ve aracın teyp ile hoparlörünü tamir için aldığını söyleyen sanık hakkındaki beraat kararını ise bozmuştur. Kararlar aşağıda anlatılmıştır.
Vekâletname ile Yapılan Satış veya Devir
Vekâletname, vekile vekâlet verenin işlerini onun yararına yürütme yetkisi verir. Vekilin bu yetkiyi kullanarak taşınmazı veya aracı bedelini ödemeden kendine, eşine veya yakınına devretmesi ya da satış bedelini vekâlet verene teslim etmemesi nitelikli güveni kötüye kullanma olarak değerlendirilebilir. Vekâletnamede satış yetkisinin bulunması, satış bedelinin vekilde kalabileceği anlamına gelmez. Ceza Genel Kurulu, taşınmazı vekâletnameyle satan ve bedeli tanımadığı birine belgesiz ödediği savunması delillerle birlikte inandırıcı bulunmayan vekil hakkında nitelikli güveni kötüye kullanmanın oluştuğunu kabul etmiştir; karar aşağıda anlatılmıştır.
Çalışanın Tahsil Ettiği Parayı Teslim Etmemesi
Satış temsilcisi, kurye veya tahsildar gibi çalışanların müşteriden aldıkları parayı işverene teslim etmemesi kural olarak hizmet ilişkisi nedeniyle nitelikli güveni kötüye kullanmadır. Ancak para veya mal çalışana ayrıca teslim edilmemiş, çalışan yalnızca işyerindeki kasaya veya mala erişebiliyorsa Yargıtay hırsızlık kabul edebilmektedir. Bu dosyalarda tahsilat makbuzları, teslim tutanakları, kasa kayıtları ve çalışanın görev tanımı belirleyicidir. Yargıtay, diğer şoförlerin ücretlerini dağıtmak üzere kendisine verilen parayı harcayan servis şoförünün hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğini kabul etmiştir; karar aşağıda anlatılmıştır. Çalışan kamu görevlisiyse ve para görevi nedeniyle zilyetliğine bırakılmış ya da koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu bir malsa suç zimmet olur (TCK 247); banka mensupları için Bankacılık Kanunundaki zimmet hükmü (5411 sayılı Kanun m. 160) uygulanır.
Ortaklık ve Şirket Mallarının Kullanılması
Şirket müdürünün veya ortağın şirket hesabındaki parayı ya da şirket malını kişisel amaçla kullanması, malın yönetimi kendisine bırakıldığı için nitelikli güveni kötüye kullanma kapsamında incelenir. Ancak ortaklar arasındaki kâr payı, cari hesap ve alacak tartışmalarının önemli bir kısmı ticari uyuşmazlıktır. Adi ortaklıkta ortaklık malı ortakların birlikte mülkiyetinde olduğundan, malın “başkasına ait” sayılıp sayılmayacağı ve ortaklık hesabının tasfiyesinin önem taşıyıp taşımadığı tartışmalıdır. Ceza soruşturmasında kayıtların bilirkişi incelemesiyle değerlendirilmesi çoğu zaman zorunlu hâle gelir.
Güveni Kötüye Kullanma ile Hırsızlık, Dolandırıcılık ve Zimmet Farkı
Malvarlığına yönelik bu suçlarda belirleyici olan, malın faile nasıl geçtiği ve failin iradesinin ne zaman ortaya çıktığıdır.
| Suç | Malın faile geçişi | Temel ayrım |
|---|---|---|
| Güveni kötüye kullanma (TCK 155) | Rızayla ve belirli bir amaçla teslim | Teslim hukuka uygundur; amaç dışı tasarruf veya inkâr sonradan gelir. |
| Hırsızlık (TCK 141) | Zilyedin rızası olmadan alma | Malın zilyetliği faile hiç devredilmemiştir. |
| Dolandırıcılık (TCK 157) | Hileyle elde etme | Mağdur aldatıldığı için malı teslim eder; hile teslimden öncedir. |
| Zimmet (TCK 247) | Kamu görevi nedeniyle teslim | Fail kamu görevlisidir; mal görevi nedeniyle zilyetliğine bırakılmıştır veya fail malın koruma ve gözetimiyle yükümlüdür. |
Bu ayrımların ayrıntısı için hırsızlık suçu ve dolandırıcılık suçu yazılarımıza bakabilirsiniz.
Borcunu Ödemeyen Kişi Güveni Kötüye Kullanma Suçu İşlemiş Olur mu?
Kural olarak hayır. Borcun ödenmemesi, satın alınan malın bedelinin verilmemesi veya ödünç verilen paranın geri ödenmemesi hukuki uyuşmazlıktır; alacaklı icra takibi veya alacak davası yoluna gitmelidir. Bu tür dosyalardaki ceza soruşturması kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlanabilir.
Ayrım şu soruyla yapılır: Mal veya para faile sahip olması için mi, yoksa sahibine geri vermesi ya da sahibi adına belirli bir iş yapması için mi verildi? İkinci durumda amaç dışı tasarruf suç olabilir. Mülkiyeti saklı tutularak yapılan satış hariç, satın alınıp bedeli ödenmeyen mal alıcının mülkiyetine geçtiği için güveni kötüye kullanmanın konusu olmaz; satıcı bedeli hukuk yoluyla ister.
Malı alacağına karşılık elde tutmak da her zaman suç değildir. Hapis hakkı (TMK 950), muaccel bir alacağın alacaklısına, borçlunun rızasıyla elinde bulunan ve alacakla bağlantılı taşınır malı veya kıymetli evrakı alacak ödenene kadar tutma imkânı verir; taşınmazlarda hapis hakkı yoktur. Malı kendiliğinden satmak veya kendi işinde kullanmak bu hakkın sınırını aşar. Gerçek bir alacak uyuşmazlığına dayanan alıkoymada kastın bulunmadığı kabul edilebilir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçu Şikâyete Tabi mi?
Basit güveni kötüye kullanma (TCK 155/1) şikâyete bağlıdır; konu motorlu taşıt olsa da bu kural değişmez. Şikâyet, fiilin ve failin öğrenildiği günden itibaren altı ay içinde ve her hâlde dava zamanaşımı süresi dolmadan yapılmalıdır (TCK 73/1-2). Süre geçirilirse soruşturma yapılamaz. Şikâyetten vazgeçme kamu davasını düşürür; ancak vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığı etkilemez (TCK 73/4, 73/6).
Nitelikli güveni kötüye kullanma (TCK 155/2) ise şikâyete bağlı değildir. Savcılık suçu öğrendiğinde re’sen soruşturma yapar; mağdurun şikâyetten vazgeçmesi soruşturmayı veya davayı sona erdirmez. Bu dosyalarda dava, uzlaşma veya etkin pişmanlık gibi kanuni yollarla etkilenebilir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçu Uzlaşmaya Tabi mi?
Evet, kural olarak tabidir. Güveni kötüye kullanma, şikâyete bağlı olmasa da uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında sayılır; bu nedenle hem basit hem nitelikli hâlde uzlaştırma uygulanır (CMK 253/1-b). 7571 sayılı Kanun bu listeyi “üçüncü fıkra hariç” şeklinde değiştirmiştir. Bu nedenle konusu motorlu taşıt olan nitelikli güveni kötüye kullanmada uzlaştırma yapılmaz.
Basit hâlin motorlu taşıtla işlenmesi ise tartışmalıdır. Bu suç şikâyete bağlı kaldığından şikâyete bağlı suçlara ilişkin uzlaştırma kuralının (CMK 253/1-a) uygulanacağı savunulabilir; buna karşılık kanunun gerekçesinde, motorlu taşıt hâlinin basit-nitelikli ayrımı yapılmadan uzlaştırma kapsamı dışında tutulmasının amaçlandığı belirtilmiştir. Yargıtay, güveni kötüye kullanma suçunda uzlaştırma işlemleri yapılmadan kurulan mahkûmiyet hükmünü bozmuştur; karar aşağıda anlatılmıştır. Uzlaşma gerçekleşir ve edim hemen yerine getirilirse soruşturma evresinde kovuşturmaya yer olmadığına, kovuşturma evresinde davanın düşmesine karar verilir. Edim ileri bir tarihe bırakılır, taksitlendirilir veya süreklilik taşırsa soruşturmada kamu davasının açılmasının ertelenmesine, kovuşturmada ise durma kararı verilir; bu süreçte zamanaşımı işlemez, edim tamamlanınca dosya kapanır, yerine getirilmezse dava açılır veya yargılamaya devam edilir. Mahkeme aşamasında taksitli edimlerde 14 Kasım 2024’e kadar hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı veriliyordu; 7531 sayılı Kanunla bunun yerini durma kararı almıştır. Uzlaşma sağlanırsa aynı suç nedeniyle tazminat davası kural olarak açılamaz; uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar bu yasağın dışındadır (CMK 253/19). Ayrıntılar için uzlaştırma nedir yazımıza bakabilirsiniz.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Zamanaşımı
Dava zamanaşımı, suçun kanundaki cezasının üst sınırına göre belirlenir (TCK 66). Basit güveni kötüye kullanmada üst sınır motorlu taşıt artırımıyla da beş yılı geçmediğinden dava zamanaşımı sekiz yıldır. Nitelikli hâlde üst sınır beş yılı aştığından süre on beş yıldır. Zamanaşımı süresi suç tarihinden itibaren işlemeye başlar; Cumhuriyet savcısı huzurunda ifade alınması, sorgu, tutuklama kararı veya iddianame düzenlenmesi gibi işlemlerle kesilir; kolluktaki ifade zamanaşımını kesmez. Kesilme hâlinde süre en fazla yarısı kadar uzar; durma süreleri hariç basit hâlde on iki, nitelikli hâlde yirmi iki buçuk yılı geçemez (TCK 67/2, 67/4).
Dava zamanaşımı ile şikâyet süresi farklıdır. Basit hâlde zamanaşımı dolmamış olsa bile altı aylık şikâyet süresi geçmişse soruşturma yapılamaz.
Etkin Pişmanlık ve Zararın Giderilmesi
Güveni kötüye kullanmada etkin pişmanlık hükümleri uygulanır (TCK 168). Fail, kovuşturma başlamadan önce, yani iddianame kabul edilmeden önce bizzat pişmanlık göstererek malı aynen geri verir veya zararı tamamen tazmin ederse verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Kovuşturma başladıktan sonra ve hüküm verilmeden önce yapılan giderimde verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir. Kısmi iade veya tazminde mağdurun rızası gerekir. İndirim için yalnızca para ödenmesi değil, failin bizzat pişmanlık göstermesi ve kanuni koşulların gerçekleşmesi aranır.
Zararın giderilmesi davayı kendiliğinden sona erdirmez; ancak cezanın belirlenmesinde önem taşır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) için zararın aynen iade, eski hâle getirme veya tazmin yoluyla tamamen giderilmesi kanuni şartlar arasındadır (CMK 231/6-c); zarar hemen giderilemiyorsa, denetim süresi içinde aylık taksitlerle tamamen giderilmesi koşuluyla da HAGB verilebilir (CMK 231/9). Bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, hangi hâlde verilmiş olursa olsun, mahkemece TCK 50’deki ölçütlere göre adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir; bu çevirme kural olarak otomatik değildir; iki yıl veya daha az hapis cezasında erteleme ve HAGB şartları değerlendirilir. Ayrıntılar için etkin pişmanlık ve HAGB yazılarımıza bakabilirsiniz.
Akrabalar Arasında Güveni Kötüye Kullanma (TCK 167)
Güveni kötüye kullanma, haklarında ayrılık kararı bulunmayan eşlerden birinin, üstsoy veya altsoyun, bu derecedeki kayın hısımlarının, evlat edinen veya evlatlığın ya da aynı konutta birlikte yaşayan kardeşlerden birinin zararına işlenirse ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz (TCK 167/1). Ayrılık kararı verilmiş eşler, aynı konutta yaşamayan kardeşler ve aynı konutta birlikte yaşayan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derece kayın hısımları arasında işlenirse soruşturma şikâyete bağlıdır ve ceza yarı oranında indirilir (TCK 167/2).
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Güveni kötüye kullanma davalarına, motorlu taşıt artırımının uygulandığı nitelikli hâl de dâhil, kural olarak asliye ceza mahkemesi bakar. Görev belirlenirken ağırlaştırıcı nedenler gözetilmeksizin suçun kanundaki cezasının üst sınırı esas alındığından (5235 sayılı Kanun m. 14), bir kat artırım ağır ceza sınırının hesabına katılmaz. Fail avukatsa ve fiil avukatlık göreviyle ilgiliyse Avukatlık Kanunundaki özel usul uygulanır: soruşturma Adalet Bakanlığının iznine bağlıdır ve dava ağır ceza mahkemesinde görülür (m. 58-59). Yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir. İstanbul Anadolu Adliyesine bağlı ilçelerde açılan asliye ceza davaları Kartal’daki adliyede görülür; mülhakat adliyeleri olan Adalar, Beykoz ve Şile’nin asliye ceza davaları kendi adliyelerinde, ağır ceza davaları ise Kartal’da görülür.
Mağdur ve Şüpheli İçin İlk Adımlar
Malınız Geri Verilmiyorsa
- Malı hangi amaçla ve ne zaman teslim ettiğinizi gösteren sözleşme, mesaj, makbuz ve tanık bilgilerini bir araya getirin.
- Malın iadesini yazılı olarak isteyin; noter ihtarnamesi veya yazılı mesaj, iade talebini ve karşı tarafın cevabını belgeler.
- Basit hâlde altı aylık şikâyet süresini kaçırmayın; süre, fiili ve faili öğrendiğiniz günden başlar.
- Araç söz konusuysa plaka, şasi numarası ve son bilinen konumu şikâyette belirtin; aracın satılmasını önlemek için el koyma talep edilebilir; tedbire, koşullarının bulunup bulunmadığına göre yetkili merci karar verir.
- Ceza soruşturması malın iadesini veya zararınızın ödenmesini kendiliğinden sağlamaz; gerekirse hukuk mahkemesinde iade ve tazminat davası ayrıca açılır.
Hakkınızda Şikâyet Varsa
- Malın size hangi ilişkiyle verildiğini ve sizde kalma nedenini gösteren belgeleri hazırlayın; bir alacak ilişkisi varsa bunu belgeleyin.
- İfadeden önce teslim ilişkisini belgelerle değerlendirin; susma hakkınız saklıdır. Teslim olgusunu gerçeğe aykırı biçimde inkâr etmek, belgelerle çürütülebileceği için savunmayı zayıflatır.
- Malı iade etmek veya zararı gidermek istiyorsanız bunun zamanlaması etkin pişmanlık indirimini doğrudan etkiler.
- Uzlaştırma teklifi gelirse edimin ödeme takvimini gerçekçi belirleyin; edimin yerine getirilmemesi soruşturmanın veya davanın devamına yol açar.
Emanet malınız veya aracınız geri verilmiyorsa ya da hakkınızda güveni kötüye kullanma şikâyeti yapıldıysa şikâyet süresi ve ifade hazırlığı için Av. Ebubekir Kozan’a gece ve hafta sonu dâhil 0534 980 28 64 numarasından ulaşabilir ya da belgelerinizi WhatsApp üzerinden iletebilirsiniz.
Güveni Kötüye Kullanma Suçuna İlişkin Yargıtay Kararları
Vekâletnameyle Satılan Taşınmazın Bedelini Teslim Etmeyen Vekil
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.06.2022 tarihli, 2020/393 Esas ve 2022/467 Karar sayılı kararına konu olayda katılan, taşınmazını satması ve satış bedelini alması için sanığa noterden vekâletname vermişti. Sanık taşınmazı katılan adına satmış, ancak satış bedelini katılana teslim etmemiş; parayı katılanın gönderdiği, tanımadığı bir kadına elden verdiğini savunmuştu.
Kurul, güveni kötüye kullanma suçunun oluşması için malın hukuken geçerli bir sözleşme ilişkisine dayanarak ve aldatılmamış özgür iradeyle teslim edilmesi gerektiğini açıklamıştır. Suç, amaç dışı tasarruf veya inkâr gibi bir hareketle işlenebileceği gibi malın süresinde teslim edilmemesi gibi ihmali bir hareketle de işlenebilir. Nitelikli hâlin uygulanması için malın faile, sıfatının doğurduğu ilişki nedeniyle teslim edilmiş olması gerekir. Vekâlet ilişkisi gereği satış bedelini katılana vermekle yükümlü olan sanığın, bedeli belge almadan tanımadığı birine verdiği savunması hayatın olağan akışına aykırı bulunmuş; sanık hakkında nitelikli güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğu kabul edilerek beraat hükmü bozulmuştur.
Aynı kararda, katılanı bu kişiye vekâletname vermeye yönlendirdiği ileri sürülen diğer sanık hakkında, katılanın beyanı dışında delil bulunmadığından beraat hükmü onanmıştır. Karar her iki sanık bakımından oy çokluğuyla verilmiştir. Vekil hakkındaki çoğunluk görüşüne katılmayan üyeler, satış bedelinin ödenmemesinin hukuk mahkemesinde çözülmesi gereken bir uyuşmazlık olduğunu savunmuştur. Katılanın açtığı tazminat davası sonunda bedel 2017’de vekil tarafından ödenmişti; Kurul buna rağmen suçun oluştuğunu kabul etmiştir. Karar, satış bedelini teslim ettiğini belgeleyemeyen her vekilin suç işlediği anlamına gelmez; somut deliller ve savunmanın inandırıcılığı birlikte değerlendirilmiştir.
Zilyetliği Kendisine Devredilmeyen Aracı Götüren İşçi Hırsızlıktan Sorumludur
Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 16.06.2026 tarihli, 2026/6133 Esas ve 2026/11321 Karar sayılı kararına konu olayda hükümlü, bir oto tamir işyerinde yaklaşık bir ay önce işçi olarak çalışmaya başlamıştı. Katılan, aracını tamir için bu işyerine bırakmış ve işyerindeki tanığa teslim etmişti. Hükümlü gece saatlerinde işyeri önündeki aracı düz kontakla çalıştırıp götürmüş, aynı gece park hâlindeki başka araçların akülerini de sökmüştü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, eylemin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma olduğunu ileri sürerek kanun yararına bozma istemişti. Daire, aracın zilyetliğinin hükümlüye devredilmediğini, diğer araçlar bakımından da böyle bir ilişki bulunmadığını belirterek eylemin hırsızlık olduğunu kabul etmiş ve istemi oy birliğiyle reddetmiştir. Karar, işyerinde çalışmanın tek başına malın zilyetliğinin devri anlamına gelmediğini gösterir.
Kiralanan Araç Hizmet İlişkisi Nedeniyle Teslim Edilmiş Sayılmaz
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 28.09.2022 tarihli, 2021/13280 Esas ve 2022/15192 Karar sayılı kararına konu olayda sanık, araç kiralama işiyle uğraşan müştekiden kiraladığı aracı süre bitiminde iade etmemiş, aracı başkasına satarak peşin para ve senet almış ve ortadan kaybolmuştu. Mahkeme sanığı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmadan mahkûm etmişti.
Daire, aracın TCK 155/2’deki anlamda bir hizmet veya meslek ilişkisi nedeniyle teslim edilmediğini, eylemin şikâyete bağlı basit güveni kötüye kullanma oluşturduğunu belirtmiştir. Araç sahipleri şikâyetçi olmadığından düşme kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. Aracı satın alan kişiye karşı eylemin ise, araçtaki trafik tescil belgesi kullanıldığı için kamu kurumunun araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık (TCK 158/1-d) oluşturduğu kabul edilmiştir. Karar oy birliğiyle verilmiştir.
Uzlaştırma İşlemleri Yapılmadan Verilen Mahkûmiyet Bozuldu
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 08.05.2024 tarihli, 2021/27124 Esas ve 2024/6241 Karar sayılı kararına konu olayda sanık, dört günlüğüne kiraladığı aracı ek süre isteyerek iade etmemiş, ücretini de göndermemişti. Ardından araç için satılık ilanı vermiş ve aracı başka bir araçla takas ederek ayrıca para ve senet almıştı. Araç, sahibinin takip sistemiyle kilitlenerek bulunmuştu.
İlk derece mahkemesi sanığı aracın sahibine karşı güveni kötüye kullanma, aracı alan kişiye karşı dolandırıcılık suçlarından ayrı ayrı mahkûm etmişti. Daire, güveni kötüye kullanma suçu uzlaştırma kapsamında olduğu hâlde dosya uzlaştırmaya gönderilmeden hüküm kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur. Dolandırıcılık yönünden de senetler iade edildiği hâlde katılana kısmi iade nedeniyle etkin pişmanlığa muvafakat edip etmediği sorulmamıştı. Bu eksiklikler nedeniyle hükümler oy birliğiyle bozulmuştur.
Ek Süre İsteyip Kiralık Aracı İade Etmeyen Sanığın Beraati Bozuldu
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19.04.2022 tarihli, 2021/15115 Esas ve 2022/6793 Karar sayılı kararına konu olayda sanık, üç günlüğüne kiraladığı aracı süre bitiminde iade etmemiş, kira süresinin uzatılmasını istemiş, uzatılan süre sonunda da aracı getirmemişti. Araç, katılan şikâyette bulunana kadar iade edilmemiş; aracın teyp ve hoparlörünün yerinde olmadığı anlaşılmış; sanık bunları tamir ettirmek için aldığını söylemişti. Sanık, aracı arkadaşıyla gönderdiğini ve kira bedelini ona verdiğini savunmuş, ancak arkadaşı bu savunmayı doğrulamamıştı.
Daire, katılanın değişmeyen beyanı ve sanığın birbiriyle çelişen savunmaları karşısında basit güveni kötüye kullanma suçunun işlendiğini kabul etmiş; delillerin takdirinde hataya düşülerek verilen beraat kararını oy birliğiyle bozmuştur. Karar, yalnızca geç teslimden farklı olarak ödeme yapılmadan oyalanma, aracın iade edilmemesi ve parçalarının alınması gibi olguların birlikte değerlendirildiğini gösterir. Bu bölümdeki kiralık araç kararları, motorlu taşıt artırımını ve uzlaştırmadaki “üçüncü fıkra hariç” ibaresini getiren 7571 sayılı Kanundan önceki olaylara ilişkindir; bugünkü artırım ve uzlaştırma tartışmasını tek başına çözmez.
Dağıtması İçin Verilen Ücretleri Harcayan Çalışan Nitelikli Hâlden Sorumludur
Yargıtay (kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 26.03.2013 tarihli, 2011/21396 Esas ve 2013/5482 Karar sayılı kararına konu olayda sanık, katılanın firmasında servis şoförü olarak çalışıyor; diğer servis şoförlerini kontrol etmek ve ücretlerini onlara teslim etmekle görevli bulunuyordu. Katılan, diğer şoförlere dağıtması için sanığa para teslim etmişti. Sanık parayı dağıtmamış, şirkete ait araçla havalimanına giderek şehirden ayrılmıştı. Katılan sanığa ulaşarak paranın harcanmamış kısmını geri almış, kalan kısım ödenmemişti.
Daire, güveni kötüye kullanmanın malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanılmak üzere faile rızayla teslim edilmesini ve failin malı bu amaç dışında harcaması, satması veya inkâr etmesi gibi bir tasarrufta bulunmasını gerektirdiğini hatırlatmıştır. Sanık ile katılan arasında hizmet ilişkisi bulunduğu için eylemin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma (TCK 155/2) oluşturduğu kabul edilmiştir. Hüküm, adli para cezasının alt sınırın üzerinde gerekçesiz belirlenmesi ve hak yoksunluğu yönünden düzeltilerek oy birliğiyle onanmıştır.
İstanbul’da Güveni Kötüye Kullanma Davalarında Avukat Desteği
Güveni kötüye kullanma dosyalarında ilk iş, olayın suç mu yoksa hukuki uyuşmazlık mı olduğunu ve suç ise basit veya nitelikli hâlin hangisine girdiğini belirlemektir. Bu ayrım şikâyet süresini, uzlaştırmayı, zamanaşımını ve cezayı birlikte değiştirir. Teslim ilişkisini gösteren belgeler, iade talepleri ve ödeme kayıtları bu değerlendirmenin temelidir. Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında müdafilik ve mağdur vekilliği hakkında İstanbul ceza avukatı sayfamıza da bakabilirsiniz.
Av. Ebubekir Kozan, Maltepe Cevizli’deki bürosundan İstanbul Anadolu Adliyesindeki soruşturma ve davaları takip eder; müvekkil görüşmelerini ve duruşmaları bizzat yürütür. Görüşmeye teslim ve iade yazışmalarını, sözleşmeyi, varsa ifade çağrısını veya iddianameyi getirmeniz değerlendirmeyi hızlandırır.
Güveni kötüye kullanma suçlamasıyla ifadeye çağrıldıysanız veya dava açıldıysa çağrı belgesini ya da iddianameyi WhatsApp üzerinden iletebilir veya 0534 980 28 64 numarasından Av. Ebubekir Kozan’a ulaşabilirsiniz.
Güveni Kötüye Kullanma Suçu Hakkında Sık Sorulan Sorular
Güveni kötüye kullanma suçunun cezası nedir?
Basit hâlde altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası, nitelikli hâlde bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıdır. 25 Aralık 2025 ve sonrasında işlenen fiillerde suçun konusu motorlu taşıtsa ceza bir kat artırılır.
Güveni kötüye kullanma suçu şikâyete tabi mi?
Basit hâl şikâyete bağlıdır; nitelikli hâl (meslek, ticaret, hizmet ilişkisi veya mal yönetme yetkisi) şikâyete bağlı değildir ve re’sen soruşturulur. Ayrılık kararı verilmiş eşler veya ayrı yaşayan kardeşler gibi bazı akrabalar arasında işlenen güveni kötüye kullanma ise nitelikli hâlde de şikâyete bağlıdır (TCK 167/2).
Güveni kötüye kullanma şikâyet süresi ne kadar?
Basit hâlde şikâyet, fiilin ve failin öğrenildiği günden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır. Nitelikli hâlde şikâyet süresi yoktur; suç dava zamanaşımı dolana kadar soruşturulabilir.
Güveni kötüye kullanma suçunda zamanaşımı kaç yıl?
Basit hâlde sekiz yıl, nitelikli hâlde on beş yıldır. Motorlu taşıt artırımı bu süreleri değiştirmez. Zamanaşımı, savcı huzurunda ifade alınması veya iddianame gibi işlemlerle kesilir; kesilme hâlinde süre en fazla yarısı kadar uzar.
Güveni kötüye kullanma suçu uzlaşmaya tabi mi?
Kural olarak evet; basit ve nitelikli hâl uzlaştırma kapsamındadır. Konusu motorlu taşıt olan nitelikli hâlde uzlaştırma yapılmaz. Motorlu taşıtın konu olduğu basit hâl ise tartışmalıdır: suç şikâyete bağlı kaldığı için uzlaştırmanın uygulanacağı savunulabilir, kanun gerekçesi ise bu hâli de kapsam dışında tutmayı amaçlar.
Emanet verdiğim araç geri verilmiyor, ne yapabilirim?
Önce aracın iadesini yazılı olarak isteyin ve teslimi gösteren belgeleri toplayın. Araç geri verilmiyor, satıldı veya teslim inkâr ediliyorsa fiili ve faili öğrendiğiniz günden itibaren altı ay içinde Cumhuriyet başsavcılığına şikâyette bulunabilirsiniz. Aracın geri alınması için ayrıca hukuk yolu da gerekebilir.
Ödünç verdiğim para ödenmiyor, bu suç mu?
Kural olarak hayır. Ödünç verilen paranın mülkiyeti borç alana geçer; geri ödenmemesi alacak davası veya icra takibinin konusudur. Para belirli bir iş için verilip o iş dışında harcanmışsa durum farklıdır.
Kiraladığım aracı geç teslim etmek suç mu?
Yalnızca geç teslim tek başına suç değildir; ek kira ve sözleşme cezası hukuki uyuşmazlıktır. Aracı satmak, rehin vermek, saklamak, ihtara rağmen iade etmemek veya iade etmeyeceğini açıkça göstermek ise suç oluşturabilir.
Malı iade edersem dava düşer mi?
Basit hâlde mağdur, hüküm kesinleşmeden önce şikâyetinden vazgeçerse ve sanık vazgeçmeyi kabul ederse dava düşer. İade tek başına davayı düşürmez; etkin pişmanlığın koşulları gerçekleşirse cezada indirim sağlar ve uzlaştırmada edim olarak kararlaştırılabilir.
Eşime veya çocuğuma verdiğim malı geri vermezse suç olur mu?
Haklarında ayrılık kararı bulunmayan eşler ile üstsoy ve altsoy arasında işlenen güveni kötüye kullanmada cezaya hükmolunmaz (TCK 167/1). Ayrılık kararı verilmiş eşler veya ayrı yaşayan kardeşler arasında ise soruşturma şikâyete bağlıdır ve ceza yarı oranında indirilir.
Hazırlayan: Av. Ebubekir Kozan