Uyuşturucu Kullanma Suçu TCK 191
Ceza Hukuku

Uyuşturucu Kullanma Suçu ve Cezası (TCK 191) 2026

İçindekiler

Uyuşturucu Kullanma Suçu Nedir?

Uyuşturucu kullanma suçu, kişinin uyuşturucu veya uyarıcı olduğunu bildiği maddeyi iradi olarak vücuduna almasıyla oluşur. TCK 191 ayrıca uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kullanmak amacıyla satın alma, kabul etme ve bulundurma fiillerini de cezalandırır. Kanunda seçimlik hareketler olarak düzenlenen bu fiillerden yalnızca birinin gerçekleştirilmesi suçun oluşması için yeterlidir. Maddenin aynı olayda satın alınması, bulundurulması ve kullanılması ise kural olarak ayrı ayrı suçlara neden olmaz.

Satın alma, kabul etme veya bulundurma fiillerinde belirleyici unsur, maddenin kişisel kullanım amacıyla edinilmiş olmasıdır. Maddenin satılması, satışa sunulması, başkasına verilmesi, sevk edilmesi veya ticaret amacıyla bulundurulması hâlinde TCK 191 değil, daha ağır yaptırımlar öngören uyuşturucu madde ticareti suçu gündeme gelir.

Ele geçirilen maddenin uyuşturucu veya uyarıcı niteliği, kriminal inceleme veya uzmanlık raporuyla belirlenmelidir. Maddenin yalnızca görünüşü, kokusu, sokak arasındaki adı ya da kolluk görevlilerinin kanaati yeterli değildir. Sağlıklı bir hukuki değerlendirme için maddenin türü, net miktarı ve gerektiğinde içerdiği etken madde bilimsel yöntemlerle tespit edilmelidir.

Kısa bilgi: TCK 191, uyuşturucu kullanma suçunun yanı sıra kişisel kullanım amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme ve bulundurma fiillerini de cezalandırır. Maddenin başkasına verilmesi veya ticaret amacıyla bulundurulması ise TCK 188 kapsamında çok daha ağır bir suç oluşturabilir.

Uyuşturucu Madde Kullanmak Suç mudur?

Evet. Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, 2014 yılından beri TCK 191/1’de açıkça suç olarak düzenlenmektedir. Ancak kanunun yaklaşımı yalnızca cezalandırmaya dayanmaz. Beş yıllık erteleme, denetimli serbestlik ve gerektiğinde tedavi hükümleriyle kişinin yeniden kullanmasının önlenmesi ve topluma kazandırılması amaçlanır.

Bu nedenle “uyuşturucu kullanmak suç değildir, yalnızca bulundurmak suçtur” şeklindeki bilgi güncel değildir. Maddenin kişinin üzerinde ele geçirilmemesi, kullanımın başka hukuka uygun delillerle kanıtlanması ihtimalini ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte yalnızca varsayım veya teknik bulguyla desteklenmeyen soyut bir ikrar, her dosyada mahkûmiyet için yeterli kabul edilemez.

Satın Alma, Kabul Etme ve Bulundurma Ne Anlama Gelir?

Satın alma, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin bir bedel karşılığında edinilmesidir. Kabul etme, maddenin ücret ödenmeden ya da başka bir hukuki ilişki içinde teslim alınmasını; bulundurma ise kişinin madde üzerinde bilerek fiilî hâkimiyet kurmasını ifade eder. Maddenin mutlaka cepte taşınması gerekmez; evde, araçta veya başka bir yerde kişinin bilgisi ve tasarrufu altında tutulması da bulundurma olabilir.

Uyuşturucunun bulunduğu yerle kişi arasında bağ kurulmalıdır. Ortak evde, araçta veya çantada madde bulunması, oradaki herkesi otomatik olarak sorumlu kılmaz. Maddenin yeri, erişim imkânı, parmak izi, mesajlar ve anlatımlar her kişi yönünden ayrı değerlendirilir.

Uyuşturucu Kullanma Suçunun Cezası Nedir?

TCK 191/1’e göre kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden, bulunduran ya da kullanan kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülür. Maddenin esrar, kokain, eroin veya başka bir uyuşturucu olması TCK 191’de tek başına farklı bir temel ceza aralığı yaratmaz. Ancak maddenin niteliği ve miktarı, temel cezanın alt sınırdan ne ölçüde uzaklaşılarak belirleneceğinde değerlendirilebilir.

İki yıllık alt sınır, ilk işlemde doğrudan hapis cezası verileceği anlamına gelmez. Koşulları bulunan dosyada önce kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik uygulanır. Hapis cezası, bu sürecin ihlali veya TCK 191/6 nedeniyle dava açılması üzerine yapılacak yargılama sonucunda gündeme gelir.

Durum Hukuki sonuç
TCK 191/1’in temel hâli 2 yıldan 5 yıla kadar hapis
TCK 191/10’daki 200 metre kuralı Ceza yarı oranında artırılır; aralık 3 yıldan 7 yıl 6 aya çıkar
Uygun ilk soruşturma süreci 5 yıl kamu davasının açılmasının ertelenmesi
Erteleme dönemindeki denetimli serbestlik En az 1 yıl; altışar aylık dönemlerle toplam 3 yıla kadar uzatılabilir
Sürecin ihlalsiz tamamlanması Kovuşturmaya yer olmadığı kararı
TCK 191/4 kapsamındaki ihlal Kamu davasının açılması

Okul, Yurt ve Hastane Yakınında Ceza Artar mı?

Fiilin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesislerde ya da bunların belirlenmiş sınırlarına iki yüz metreden yakın umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır. Böylece iki yıldan beş yıla kadar olan ceza, üç yıldan yedi yıl altı aya kadar hapis aralığına yükselir.

Artırım için aynı mahallede bulunmak yeterli değildir. Tesisin kanunda sayılan nitelikte olup olmadığı, fiilin umumi veya umuma açık yerde işlenmesi ve iki yüz metrelik mesafe denetlenebilir ölçümle belirlenmelidir.

İlk Kez Uyuşturucudan Yakalanınca Ne Olur?

“İlk kez yakalanma” kanunda başlı başına tanımlanmış teknik bir kavram değildir. Uygulamada bu ifade, kişi hakkında TCK 191 nedeniyle daha önce ihlal üzerine kamu davası açılmamış ve yeni ertelemeye engel bir süreç bulunmamasını anlatmak için kullanılır. Savcı önce fiilin TCK 191 kapsamında kaldığına ve kamu davası açmaya yeterli şüphe bulunduğuna karar vermelidir. Delil yetersizse sırf kişi yakalandığı için erteleme kararı verilmesi değil, kovuşturmaya yer olmadığı kararı gerekir.

Yeterli şüphe varsa TCK 191/2 gereğince, CMK 171’deki genel koşullar aranmadan beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Savcının, kanundaki özel şartlar oluştuğunda bu ertelemeyi uygulama konusunda takdir yetkisi bulunmaz. Erteleme kararı kolluğa bildirilir; şüpheliye yükümlülükleri ile ihlalin sonuçları açıklanır ve karar usulüne uygun olarak tebliğ edilir.

İlk olayda gözaltı, ifade ve kriminal inceleme mümkündür; fakat tutuklama veya cezaevine girme otomatik sonuç değildir. Maddenin aidiyeti, aramanın hukuka uygunluğu, kullanım amacı ve önceki TCK 191 kayıtlarının tarihleri birlikte incelenmelidir.

Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Nedir?

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi, yeterli şüpheye rağmen hemen iddianame düzenlenmemesi ve beş yıllık izleme döneminin başlatılmasıdır. Karar beraat veya mahkûmiyet değildir. TCK 191’e özgü erteleme, CMK 171’deki genel şartlara bağlı değildir ve uygun dosyada zorunludur.

KDAE Kararına İtiraz Süresi Nedir?

Erteleme kararı şüpheliye açık biçimde tebliğ edilmeli; yükümlülükler, ihlal sonuçları ve kanun yolu doğru gösterilmelidir. Karara karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir. Yanlış süre veya merci bildirilmesi, kararın kesinleşmesi ve sonraki işlemlerin geçerliliği bakımından önem taşıyabilir. Nitekim Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2025 tarihli kararı, yanıltıcı kanun yolu bildirimi nedeniyle ertelemenin usulüne uygun kesinleşmediği bir olayda mahkûmiyeti hukuka aykırı bulmuştur.

Beş yıllık erteleme süresi ile denetimli serbestlik süresi aynı şey değildir. Denetimli serbestlik bir ila üç yıl arasında uygulanabilir; ancak beş yıllık erteleme dönemi devam eder. Şüpheli bu dönemi TCK 191/4’teki ihlal nedenleri olmadan tamamlarsa kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir.

Bilgi notu: “Dava beş yıl ertelendi” ifadesi, açılmış bir mahkeme davasının bekletildiği anlamına gelmez. Bu aşamada henüz iddianame kabul edilmemiştir; kişi şüpheli sıfatındadır.

TCK 191 Denetimli Serbestlik Süresi ve Uygulaması

Erteleme süresi içinde şüpheli hakkında en az bir yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre, denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi veya Cumhuriyet savcısının resen kararıyla altışar aylık dönemler hâlinde en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Böylece toplam denetim süresi üç yıla ulaşabilir. Gerek görülürse kişi denetim süresi içinde tedaviye de tabi tutulur.

Denetim planı kişinin risk ve ihtiyaçlarına göre belirlenir. Görüşme, sağlık kuruluşuna sevk, eğitim programı, uyuşturucu testi ve adres değişikliğini bildirme yükümlülükleri uygulanabilir. Adres değişikliği kuruma bildirilmezse tebligat ve ihlal uyuşmazlıkları doğabilir.

TCK 191 kapsamındaki bu tedbir, kesinleşmiş hapis cezasının cezaevi dışında infazını düzenleyen 5275 sayılı Kanun’daki denetimli serbestlikle aynı değildir. Aralarındaki farklar hakkında denetimli serbestlik başlıklı rehberimiz incelenebilir.

TCK 191 Denetimli serbestlik uyuşturucu testi

Uyuşturucu Testi Yılda Kaç Kez Yapılır?

28 Mart 2023’te yürürlüğe giren değişiklikten sonra Cumhuriyet savcısı, beş yıllık erteleme döneminde kişinin uyuşturucu kullanıp kullanmadığını belirlemek amacıyla yılda en az iki kez ilgili kuruma sevkine karar verir. Bu, her dosyada yalnızca iki test yapılacağı anlamına gelmez. Ek sevklerin somut ihtiyaçla bağlantılı ve ölçülü olması gerekir.

Denetimli Serbestlik İhlali ve İdrar Testine Gitmemenin Sonucu

TCK 191/4’e göre kamu davası üç durumda açılır: kişinin yükümlülüklere veya tedavi gereklerine uymamakta ısrar etmesi, yeniden kullanmak için madde satın alması–kabul etmesi–bulundurması ya da yeniden uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması. Bu hâller birbirinden ayrılmalıdır.

Bir çağrıya gitmemek veya tek bir idrar testi randevusunu kaçırmak, her olayda doğrudan “ısrar” anlamına gelmez. Geçerli bir ihlalden söz edilebilmesi için çağrının usulüne uygun tebliği, mazeretin araştırılması, kişiye aykırılık ve sonucu konusunda yeniden uyarı yapılması ve buna rağmen mazeretsiz uyumsuzluğun sürmesi önemlidir. Donktrin ve güncel Yargıtay kararları da bu doğrultuda değerlendirilmektedir.

Buna karşılık hukuka uygun alınmış testin pozitif çıkması, yalnızca randevu ihlali değildir; yeniden kullanımın delili olarak TCK 191/4-c kapsamında doğrudan ihlal sayılabilir. Test sonucunun kime ait olduğu, numunenin alınma usulü, kullanılan doğrulama yöntemi, ilaç kullanımı ve raporun içeriği gerektiğinde incelenmelidir.

Örnek olay: Kişi tek bir çağrı gününde hastanede olduğu için denetime katılamamış ve raporunu zamanında kuruma sunmuşsa, yalnızca bu olaydan hareketle “ısrarlı ihlal” sonucuna varılması doğru değildir. Buna karşılık usulüne uygun çağrı ve uyarılara rağmen mazeretsiz biçimde denetime katılmamaya devam edilmesi kamu davasının açılmasına neden olabilir.

Denetimli Serbestlikte Kaç İhlal Hakkı Vardır?

TCK 191’de “iki” veya “üç ihlal hakkı” şeklinde sabit bir sayı yoktur. Yükümlülüklere ya da tedavi gereklerine uymama bakımından kanun, kişinin uymamakta ısrar etmesini arar. Bu nedenle tek bir çağrıya katılmama her olayda doğrudan kamu davasının açılmasını gerektirmez; tebligat, mazeret, uyarı ve sonraki davranışlar birlikte değerlendirilir.

Buna karşılık yeniden uyuşturucu kullanılması veya kullanmak amacıyla madde satın alınması, kabul edilmesi ya da bulundurulması “kaç ihlal hakkı kaldığına” bağlı değildir. Bu fiiller TCK 191/4 kapsamında doğrudan ihlal nedeni oluşturabilir.

Usulsüz Tebligat İhlal Sayılır mı?

KDAE kararı kesinleşmeden ve denetim çağrısı usulüne uygun tebliğ edilmeden kişinin yükümlülükleri bilerek ihlal ettiği kabul edilemez. Tebligatın hangi adrese, kime ve hangi şerhle yapıldığı; kararın iki haftalık itiraz süresini doğru gösterip göstermediği dosyadan kontrol edilmelidir.

Bu eksiklikler her durumda dosyanın tamamen kapanacağı anlamına gelmez. Mahkeme kovuşturma şartı gerçekleşmediği için durma kararı verip erteleme ve denetim işlemlerinin usulüne uygun tamamlanmasını bekleyebilir. Dolayısıyla usulsüzlük ile beraat sonucu birbirine karıştırılmamalıdır.

İkinci Kez Uyuşturucudan Yakalanmak

İkinci olayın sonucu, yalnızca “kaçıncı kez yakalanıldığına” göre değil, önceki erteleme kararının kesinleşme ve ihlal tarihlerine göre belirlenir. TCK 191 dosyalarında gün farkı dahi hukuki sonucu değiştirebilir.

İkinci olayın zamanı Muhtemel hukuki sonuç
İlk KDAE kararı usulüne uygun kesinleşmeden önce Dosyaların hukuki ve fiilî bağlantısı incelenir; otomatik ihlal kabul edilmez
Kesinleşmiş KDAE’nin beş yıllık erteleme süresinde Yeni fiil ihlal sayılır; ayrı soruşturma ve kovuşturma yapılmaz, ertelenen dava açılır
TCK 191/4 uyarınca kamu davası açıldıktan sonra Sonraki fiil için yeniden KDAE verilemez; doğrudan dava açılması gündeme gelir
Beş yıllık süreç başarıyla tamamlanıp KYOK verildikten sonra Daha sonraki yeni fiil bakımından şartları varsa yeniden KDAE uygulanabilir

Erteleme dönemindeki ikinci kullanım veya bulundurma fiili TCK 191/5 gereğince ihlal nedenidir; ayrıca bağımsız bir soruşturma ve ceza konusu yapılamaz. Ancak önceki ihlal nedeniyle kamu davası açıldıktan sonraki yeni fiilde TCK 191/6 uygulanır ve ikinci kez erteleme kararı verilemez.

Kişi beş yıllık süreci ihlalsiz tamamlamış ve hakkında KYOK verilmişse, daha sonraki yeni olayda sırf geçmişte KDAE aldığı gerekçesiyle doğrudan dava açılamaz. Güncel içtihatlarda şartları varsa yeniden KDAE uygulanabileceği kabul edilmektedir.

Uyuşturucu Ticareti ile Kullanma Arasındaki Fark

TCK 188 ile TCK 191 arasındaki temel ayrım, maddenin hangi amaçla bulundurulduğudur. Kişisel kullanım amacı TCK 191’i; satma, başkasına verme veya ticari dolaşıma sokma amacı ise TCK 188’i gündeme getirir. Bu ayrım suçun cezasını, görevli mahkemeyi, tutuklama ve infaz rejimini bütünüyle değiştirebilir.

Kanunda sabit bir gram sınırı yoktur. “Şu gramın altı kesin kullanımdır, üstü kesin ticarettir” şeklindeki tablolar bağlayıcı değildir. Miktar güçlü bir belirti olabilir fakat tek başına değişmez sonuç doğurmaz. Uyuşturucu kullanıcısı olan kişi aynı zamanda satış yapabileceği gibi, kullanmadığı belirlenen bir kişi de sırf bu nedenle ticaretten sorumlu tutulamaz.

Uyuşturucu bulundurma suçu ve ticareti farkı

Kişisel Kullanım Sınırı Var mı? Hangi Delillere Bakılır?

Değerlendirmede özellikle şu olgular birlikte ele alınır:

  • Maddenin türü, net miktarı ve çeşitliliği,
  • Tek paket mi yoksa satışa elverişli benzer küçük paketler hâlinde mi bulunduğu,
  • Maddenin kolay erişilebilir kişisel alanda mı yoksa gizli bir yerde mi tutulduğu,
  • Kişinin kullanım alışkanlığı ve buna ilişkin tıbbi–teknik bulgular,
  • Hassas terazi, boş paket ve uyuşturucu kalıntısı bulunup bulunmadığı,
  • Mesajlar, arama kayıtları, fiziki takip ve para transferleri,
  • Satış veya başkasına vermeye ilişkin güvenilir tanık anlatımları,
  • Kişinin ekonomik durumu ve maddenin temin edilme şekli.

Bu belirtilerden hiçbiri tek başına otomatik mahkûmiyet nedeni değildir. Mahkeme, kullanım savunmasını neden reddettiğini ve ticaret amacını hangi hukuka uygun delillerle sabit gördüğünü gerekçesinde açıklamalıdır. Ayrıntılı ölçütler için uyuşturucu madde ticareti suçu (TCK 188) başlıklı yazımız incelenebilir.

Arkadaşa Uyuşturucu Vermek TCK 191 midir?

TCK 188/3’te “başkasına verme” ayrıca düzenlenmiştir ve ücret alınması zorunlu değildir. Bu nedenle kişinin elindeki uyuşturucuyu arkadaşına ücretsiz vermesi veya birlikte kullanmak üzere devretmesi, olayın özelliklerine göre TCK 188 kapsamında değerlendirilebilir. “Para almadım” savunması tek başına TCK 188 riskini ortadan kaldırmaz.

Birlikte satın alma, ortak hâkimiyet veya maddenin hiç devredilmediği savunmaları somut delillerle ayrıca incelenmelidir. Ancak güvenli genel kural şudur: Kişisel kullanım amacıyla bulundurma ile başkasına verme aynı fiil değildir.

TCK 191 Suçu Nasıl İspatlanır?

Mahkûmiyet, hukuka uygun ve suçu her türlü makul şüpheden uzak gösteren delillere dayanmalıdır. Kriminal rapor, arama ve el koyma tutanakları, kan–idrar analizleri, tanıklar, görüntüler, mesajlar ve savunma birlikte değerlendirilebilir.

Uyuşturucu ele geçirilmemiş ve kullanım teknik yöntemlerle saptanmamışsa, yalnızca kişinin “kullandım” şeklindeki soyut ikrarı mahkûmiyet için yeterli görülmeyebilir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2018/5513 E., 2018/9413 K. sayılı kararında bu yönde değerlendirme yapılmıştır. Güvenilir toksikoloji raporu kullanım için önemli delil olsa da satın alma veya bulundurma olgusunu tek başına açıklamaz.

Kan veya İdrar Testi Tek Başına Yeterli midir?

Pozitif test, kişinin belirli bir maddeyi kullandığını gösterme gücüne sahip olabilir. Bununla birlikte numunenin hukuki dayanağı, doğru kişiden alınıp alınmadığı, muhafaza zinciri, tarama testinin doğrulama analiziyle desteklenip desteklenmediği ve reçeteli ilaç ihtimali incelenmelidir. Metabolitin vücutta ne kadar süre kaldığı da olay tarihinin belirlenmesi bakımından önem taşıyabilir.

Pozitif sonuç, evde veya araçta bulunan maddenin test veren kişiye ait olduğunu kendiliğinden kanıtlamaz. Negatif sonuç da geçmişte kullanım veya kullanma amacıyla bulundurma iddiasını her durumda ortadan kaldırmaz.

Hukuka Aykırı Aramada Bulunan Uyuşturucu Delil Olur mu?

Ceza yargılamasında hüküm yalnızca hukuka uygun elde edilen delillere dayanabilir. Üst, çanta, araç, ev ve iş yeri aramasında işlemin adli arama mı, önleme araması mı olduğu; suç şüphesinin hangi anda ortaya çıktığı; karar veya yazılı emrin kapsamı ve suçüstü şartları incelenmelidir. Bir suç şüphesi somutlaştıktan sonra yapılması gereken adli arama, yalnızca “önleme araması” denilerek kanuni güvencelerin dışına çıkarılamaz.

Arama kararı gereken durumda kişinin suç baskısı altında maddeyi çıkartıp vermesi her zaman gerçek rızaen teslim sayılmaz. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2023/5837 sayılı kararında bu şekilde elde edilen uyuşturucunun hükme esas alınamayacağı kabul edilmiştir.

Hukuka aykırı delil dosyadan çıkarıldığında geriye mahkûmiyete yeterli başka hukuka uygun delil kalıp kalmadığı ayrıca değerlendirilir. Aramadaki her şekli eksiklik otomatik beraat anlamına gelmediği gibi, hukuka aykırılık da “maddi gerçek ortaya çıktı” gerekçesiyle görmezden gelinemez.

Kan ve İdrar Örneği İçin Karar Gerekir mi?

İlk soruşturmada suç delili elde etmek amacıyla şüpheliden kan, idrar veya benzeri biyolojik örnek alınması CMK 75’teki güvencelere tabidir. Kural olarak hâkim veya mahkeme kararı gerekir; gecikmesinde sakınca bulunan hâlde Cumhuriyet savcısı karar verebilir ve karar yirmi dört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Onaylanmayan kararla elde edilen delil kullanılamaz. Müdahale sağlık açısından tehlike yaratmamalı ve sağlık mesleği mensubu tarafından yapılmalıdır.

Bu durum, kesinleşen KDAE sırasında TCK 191/3 uyarınca yapılan periyodik sevk ve testlerden ayrıdır. Hangi hukuki dayanağın kullanıldığı, işlemin soruşturma delili toplamak için mi yoksa denetim yükümlülüğü kapsamında mı yapıldığı dosya üzerinden belirlenmelidir.

Uyuşturucu Suçunda Etkin Pişmanlık ve Tedavi Talebi

TCK 192, uyuşturucu suçları bakımından cezasızlık veya ceza indirimi sağlayabilen özel etkin pişmanlık hükümleri içerir. Uygulanacak sonuç, yardımın ne zaman yapıldığına ve gerçekten sonuç doğurup doğurmadığına bağlıdır.

Makamlar suçtan haberdar olmadan önce, kullanmak için madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi; maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini bildirip yakalama veya elkoymayı kolaylaştırırsa cezalandırılmaz. Makamlar haberdar olduktan sonra hükme kadar gönüllü ve yararlı yardım sağlanırsa ceza dörtte birden yarısına kadar indirilebilir.

Sadece bir isim söylemek, herkesçe bilinen bilgiyi tekrarlamak veya doğrulanmayan soyut beyanda bulunmak otomatik indirim sağlamaz. Verilen bilginin doğru, gönüllü, sonuca etkili ve suçun ortaya çıkmasına ya da failin belirlenmesine gerçekten yararlı olması gerekir.

Soruşturma Başlamadan Tedavi İstenirse Ceza Verilir mi?

Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için satın alma, kabul etme veya bulundurma nedeniyle soruşturma başlamadan önce resmî makamlara ya da sağlık kuruluşuna başvurup tedavi edilmesini isterse TCK 192/4 uyarınca cezaya hükmolunmaz. Bu durumda kamu görevlileri ve sağlık mesleği mensupları bakımından kanunda belirtilen suçu bildirme yükümlülüğü de doğmaz.

Başvurunun soruşturma başladıktan sonra yapılması aynı cezasızlık sonucunu kendiliğinden doğurmaz. Bununla birlikte tedaviye istekli olma; denetim planı, kişisel durum ve yargılama sırasında lehe değerlendirmeler bakımından önem taşıyabilir.

TCK 191’de HAGB, Cezanın Ertelenmesi ve Adli Para Cezası

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması aynı kurum değildir. KDAE soruşturma aşamasında savcı tarafından, henüz mahkûmiyet hükmü kurulmadan uygulanır. HAGB ise dava açıldıktan ve mahkeme bir ceza belirledikten sonra mahkeme tarafından kararlaştırılır.

31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun sonrasında güncel CMK 231’e göre sonuç ceza iki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezasıysa ve diğer şartlar varsa HAGB verilebilir. TCK 191’in alt sınırı iki yıldır; takdiri indirimle iki yılın altına inen bir cezada HAGB gündeme gelebilir. Ancak karar otomatik değildir.

TCK 191/8 ayrıca özel bir hâl düzenler. TCK 188 veya 190’dan açılan davada fiilin münhasıran TCK 191 kapsamında kaldığı anlaşılırsa, sanık hakkında TCK 191 hükümleri çerçevesinde HAGB kararı verilir. Bu özel düzenleme, başlangıçtan itibaren TCK 191/4 veya 191/6 uyarınca açılan her davada kendiliğinden HAGB verileceği anlamına gelmez.

Sonuç hapis cezası iki yıl veya altındaysa TCK 51’deki diğer şartlarla cezanın ertelenmesi de mümkün olabilir. Buna karşılık hapis cezasının adli para cezasına çevrilebilmesi için sonuç cezanın kural olarak kısa süreli, yani bir yıl veya daha az olması gerekir. TCK 191’in iki yıllık alt sınırı nedeniyle sıradan indirim hesabında bu sınırın altına inilemediğinden, adli para cezasına çevirme genel olarak mümkün değildir. Ancak etkin pişmanlık gibi özel bir indirim sonuç cezayı bir yıl veya altına düşürürse ayrıca değerlendirme yapılabilir.

TCK 191 Suçunda Tutuklama Olur mu?

TCK 191, CMK 100/3’teki katalog suçlardan değildir. Tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin yanında kaçma veya delil karartma gibi bir neden ve ölçülülük bulunmalıdır.

TCK 191’in özel KDAE ve denetimli serbestlik yapısı düşünüldüğünde, salt kullanma veya kişisel kullanım amacıyla bulundurma dosyasında tutuklama olağan bir sonuç değildir. Ancak başka suç isnatları, kesinleşmiş yakalama kararı, kimlik ve adresin belirlenememesi gibi dosyaya özgü durumlar ayrıca sonuç doğurabilir.

TCK 191 Suçundan Ceza Alan Ne Kadar Yatar?

KDAE ve denetimli serbestlik sürecini ihlalsiz tamamlayan kişi hakkında hapis cezası kurulmaz; dolayısıyla “yatar” hesabı da yapılmaz. Hapis cezasının infazı, ancak dava açılıp mahkûmiyet hükmü kesinleştikten ve HAGB ya da ceza ertelemesi gibi bir kurum uygulanmadıktan sonra gündeme gelir.

TCK 191, TCK 188’den farklı olarak özel üçte dört koşullu salıverme oranına tabi değildir; genel olarak cezanın yarısı hesaba esas alınır. Fiilî cezaevi süresi ise suç tarihi, mahsup, mükerrirlik, iyi hâl, açık cezaevi ve 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesine göre değişir.

4 Haziran 2025 ve sonrasında işlenen suçlarda, infaz aşamasındaki denetimli serbestlikten yararlanabilmek için koşullu salıverme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin en az onda birinin ve her durumda en az beş günün kurumda geçirilmesi kuralı da dikkate alınır. Bu nedenle “iki yıl cezanın hiç yatarı yoktur” veya “kesin şu kadar gün cezaevinde kalınır” denilmesi doğru değildir. Dosyaya özgü hesap için 2026 infaz hesaplama rehberi incelenebilir.

TCK 191 Adli Sicile İşler mi?

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı, normal adli sicil belgesinde mahkûmiyet olarak görünmez. Karar, kanunda öngörülen özel sisteme kaydedilir ve yalnızca ilgili soruşturma veya kovuşturma amacıyla yetkili savcı, hâkim ya da mahkeme tarafından kullanılabilir. Sürecin başarıyla tamamlanması üzerine verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı da mahkûmiyet değildir.

HAGB kararları da kendilerine özgü sisteme kaydedilir. Buna karşılık dava sonunda verilen mahkûmiyet hükmü kesinleşirse adli sicile kaydedilir. E-Devlet’te görülen soruşturma veya UYAP dosyası ile adli sicil kaydı aynı şey değildir; kişinin kendi dosyasını UYAP’ta görmesi, belgenin sabıka kaydında yer aldığı anlamına gelmez.

Uyuşturucu Kullanma Suçu Memuriyete Engel midir?

TCK 191, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5 maddesinde ismen sayılan katalog suçlardan biri değildir. Ancak aynı hüküm, kasten işlenen herhangi bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûmiyeti genel engel olarak düzenler. Bu nedenle kesinleşmiş TCK 191 mahkûmiyeti, hükmedilen cezanın miktarına bağlı olarak memuriyete giriş veya devam bakımından ciddi sonuç doğurabilir.

KDAE veya HAGB, kesinleşmiş mahkûmiyetle aynı değildir. Bununla birlikte polislik, askerlik, özel güvenlik ve benzeri mesleklerde özel kanunlar, sağlık şartları, disiplin mevzuatı ve güvenlik soruşturması ayrıca uygulanabilir. Bu nedenle “sicile işlemez, hiçbir mesleğe etkisi olmaz” şeklindeki genelleme doğru değildir.

TCK 191 Ehliyete Engel midir?

Karayolları Trafik Kanunu’nun 41. maddesi, sürücü adayının adli sicilinde TCK 191’den hüküm giydiğine dair kayıt bulunmamasını arar. Sürücü belgesi alındıktan sonra böyle bir mahkûmiyet oluşursa belge, bu şart sağlanıncaya kadar geri alınır. KDAE veya HAGB ise kesinleşmiş mahkûmiyet değildir; kararın türü ve adli sicildeki güncel durum ayrıca incelenmelidir.

Uyuşturucu etkisi altında araç kullanma bundan ayrı bir konudur. 27 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7574 sayılı Kanunla değiştirilen KTK 48’e göre bu durumda 150.000 TL idari para cezası uygulanır ve sürücü belgesi iptal edilir. Yeniden belge alınabilmesi için iptalden itibaren en az beş yılın geçmesi, cezaların ödenmesi, sürücü kursu ve sınavı ile psiko-teknik ve sağlık koşullarının tamamlanması gerekir.

TCK 191 Şikâyete ve Uzlaştırmaya Tabi midir?

Uyuşturucu kullanma ve bulundurma suçu şikâyete bağlı değildir. Savcılık suçu öğrendiğinde resen soruşturma yapar; şikâyetten vazgeçme soruşturmayı veya davayı sona erdirmez. Bu nedenle altı aylık şikâyet süresi bulunmaz.

TCK 191 uzlaştırmaya ve önödemeye de tabi değildir. Kanun, bunların yerine suça özgü kamu davasının açılmasının ertelenmesi, denetimli serbestlik ve gerektiğinde tedavi sistemini kurmuştur.

TCK 191’de Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı

TCK 191 kapsamındaki davalarda görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Suça sürüklenen çocuklar bakımından çocuk mahkemesinin görev kuralları uygulanır. Yetkili mahkeme kural olarak fiilin işlendiği yer mahkemesidir.

Suçun temel hâlinde dava zamanaşımı sekiz yıldır. TCK 191/10’daki yarı oranında artırımın uygulandığı hâlde cezanın üst sınırı yedi yıl altı aya çıktığı için dava zamanaşımı on beş yıldır. Kesilme nedenleri sürenin uzamasına yol açabilir; kamu davasının açılmasının ertelendiği dönemde ise zamanaşımı işlemez. Suç tarihinde çocuk olan kişiler bakımından TCK 66/2’deki yaşa bağlı daha kısa süreler ayrıca uygulanır.

Yargıtay Kararlarında TCK 191 İçin Öne Çıkan İlkeler

Güncel uygulamada dosyanın sonucunu çoğu zaman ceza aralığından çok usul ve delil sorunları belirlemektedir. Öne çıkan başlıca ilkeler şunlardır:

  • KDAE kararı açıklayıcı olmalı, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeli ve doğru kanun yolu gösterilmelidir.
  • Tek bir çağrıya uymama, her olayda yükümlülüğe uymamakta ısrar sayılmaz; geçerli çağrı, mazeret ve yeniden uyarı süreci incelenmelidir.
  • Erteleme dönemindeki yeni TCK 191 fiili ayrı dava konusu değil, önceki ertelemenin ihlalidir.
  • Ertelemenin başarıyla tamamlanıp KYOK verilmesinden sonraki yeni fiilde, diğer şartlar varsa yeniden KDAE mümkündür.
  • Uyuşturucu ele geçirilmemiş ve kullanım teknik olarak saptanmamışsa soyut ikrar tek başına mahkûmiyet için yeterli olmayabilir.
  • Adli arama gereken olayda hukuka aykırı aramayla veya suç baskısı altındaki sözde rızaen teslimle elde edilen delil hükme esas alınamaz.
  • Maddenin hukuken TCK 191’in konusunu oluşturup oluşturmadığı uzman raporu ve ilgili mevzuatla belirlenmelidir.

Bu ilkelerin uygulanması olay tarihine, önceki dosyaların kesinleşme durumuna ve delil içeriğine bağlıdır. Aynı kişi hakkındaki önceki soruşturma, KDAE, KYOK ve dava kayıtları getirtilmeden yalnızca UYAP’taki kayıt sayısına bakılarak doğru sonuca ulaşılamaz.

Uyuşturucu Kullanma Suçu Davasında Avukat Ne Yapar?

TCK 191 soruşturmasının avukatla takip edilmesi her durumda zorunlu değildir. Bununla birlikte uyuşturucu kullanma suçu dosyalarında kişisel kullanım ile ticaret amacı arasındaki ayrım, suçun niteliğini ve uygulanacak yaptırımı tamamen değiştirebilir. İlk ifade, arama ve el koyma işlemleri, kriminal raporlar, kan veya idrar örneğinin alınma yöntemi ve ele geçirilen maddenin kişiyle bağlantısı bu nedenle birlikte incelenmelidir.

Soruşturma aşamasında müdafi; aramanın hukuka uygunluğunu, maddenin net miktarını ve niteliğini, kullanım amacını destekleyen delilleri, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğini ve önceki TCK 191 dosyalarının tarih sıralamasını kontrol edebilir. Özellikle ikinci kez yakalanma veya denetimli serbestlik ihlali iddiasında, önceki erteleme kararının ne zaman kesinleştiği ve yeni fiilin hangi tarihte işlendiği sonucu doğrudan etkileyebilir.

Kamu davası açılmışsa uyuşturucu kullanma suçu avukatı; hukuka aykırı delillerin hükme esas alınmaması, eksik kriminal veya toksikoloji incelemelerinin tamamlanması, kovuşturma şartının oluşup oluşmadığı ve sanık lehine hükümlerin uygulanması yönünde taleplerde bulunabilir. Dosyanın özelliğine göre beraat, durma, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi ve etkin pişmanlık hükümleri ayrıca değerlendirilir.

Uyuşturucu suçlarındaki soruşturma, kovuşturma ve kanun yolu süreçleri hakkında İstanbul uyuşturucu avukatı başlıklı sayfamız incelenebilir.

Uyuşturucu Kullanma Suçu Hakkında Sık Sorulan Sorular

Lyrica (Pregabalin) kullanmak TCK 191 suçu mudur?

Bir ilacın reçeteli olması veya uyuşturucuya benzer etki doğurması, kişisel kullanım amaçlı bulundurmayı kendiliğinden TCK 191 kapsamına sokmaz. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2023/13343 E., 2024/19525 K. sayılı pregabalin kararında, somut olayda pregabalinin ilgili listelerde bulunmaması nedeniyle kişisel kullanımının TCK 191 kapsamında suç oluşturmadığını kabul etmiştir.

Bu karar bütün reçeteli ilaçlar için genel bir serbestlik anlamına gelmez. İlacın etken maddesi, tabi olduğu güncel liste, reçete durumu, temin şekli ve fiilin kullanma mı yoksa ticaret mi olduğu ayrı incelenmelidir.

Uyuşturucu kullanma aparatı bulunması yeterli midir?

Kullanma aparatı, folyo, pipo veya benzeri materyal kullanım iddiasını destekleyen bir emare olabilir. Ancak üzerinde uyuşturucu kalıntısı bulunup bulunmadığı, eşyanın kime ait olduğu ve diğer delillerle bağlantısı belirlenmeden tek başına mahkûmiyet sonucu doğurmaz.

Evde kenevir yetiştirmek TCK 191 midir?

Kenevir ekme fiili doğrudan TCK 191’e göre değil, öncelikle 2313 sayılı Kanun’un 23. maddesine göre değerlendirilir. Münhasıran kendi kullanımı için ihtiyaç duyduğu esrarı elde etmek amacıyla kenevir eken kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis öngörülür; kişisel kullanım dışındaki esrar elde etme amacı daha ağır yaptırıma tabidir. Hasat edilen veya elde edilen esrar bakımından ayrıca TCK 188 ya da TCK 191 gündeme gelebilir.

Denetimli serbestlik dosyası başka şehre alınabilir mi?

Yerleşim yeri, iş veya eğitim nedeniyle dosyanın başka denetimli serbestlik müdürlüğüne gönderilmesi talep edilebilir. Ancak nakil onaylanmadan mevcut çağrı ve yükümlülükler bırakılmamalı; adres değişikliği derhâl bildirilmelidir. Aksi hâlde kişi taşındığını düşünürken mazeretsiz ihlal kaydı oluşabilir.

18 yaşından küçükler için TCK 191 uygulanır mı?

TCK 191 çocuklar bakımından da uygulanır. Yargıtay, TCK 191’deki özel hüküm nedeniyle suça sürüklenen çocuklar yönünden KDAE süresinin de beş yıl olduğunu kabul etmektedir. Bunun yanında zorunlu müdafilik, çocuklara özgü mahkeme ve soruşturma usulleri, yaşa bağlı ceza indirimleri ile koruyucu ve destekleyici tedbirler gözetilir.

TCK 191 davası ne kadar sürer?

Tek bir süre yoktur. KDAE’nin kendisi beş yıllık bir dönemdir. İhlal nedeniyle dava açılırsa yargılama süresi; tebligat, önceki dosyaların getirtilmesi, kriminal ve toksikoloji raporları, tanıklar ve kanun yolu incelemelerine göre değişir. Dava süresiyle zamanaşımı süresi aynı değildir.

Av. Ebubekir Kozan

Av. Ebubekir Kozan, İstanbul Barosuna kayıtlı olarak Maltepe’de bulunan hukuk bürosunda avukatlık faaliyetini sürdürmektedir. Çalışmaları ağırlıklı olarak ceza ve infaz hukuku ile aile, miras, gayrimenkul, iş ve icra hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Bir yanıt yazın

Avukatı Ara